(4857 S. K. m. 17, 25) (5271 S. K. m. 223) (5237 S. K. m. 155)
Dava: Davacı, ihbar tazminatı ile tazminat alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A.Günindi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, işveren davalı işçinin işyerini terk etmek suretiyle iş sözleşmesini ihbar öneline uymaksızın feshetmesi nedeniyle ihbar tazminatı ve rakip firmada işe başlaması nedeniyle uğranılan zararlar nedeniyle maddi tazminat alacakları talebinde bulunmuştur.
Davalı, işçi işi terk etmediğini, kovulduğunun tanık beyanlarıyla anlaşılacağını ayrıca davacı işverene de herhangi bir zarar vermediğini bildirerek davacı isteklerinin reddini savunmuştur.
Mahkemece istekler kısmen hüküm altına alınmıştır.
Hüküm davacı avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak veya davalı işçi tarafından haksız olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
Somut olayda; taraflar arasında iş hukukundan kaynaklanan talepleri doğrudan etkileyeceği muhakkak olan, davacı işveren vekilinin şikayeti üzerine davalı işçinin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan sanık sıfatıyla yargılandığı ve atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CK 223/2-e maddesi gereğince beraate dair Edirne 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 3.12.2009 tarih ve 2007/321 Esas, 2009/613 Karar sayılı kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak kesinleşmiş ise dosya içerisine alınıp diğer delillerle birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi, kesinleşmemiş ise sonucunun beklenmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 03.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy