(818 S. K. m. 154) (4721 S. K. m. 2) (4857 S. K. m. 20)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Karar: Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı işçinin iş sözleşmesinin feshin geçersizliği ve işe iade isteğinin reddine ilişkin mahkemece verilen karar, Dairemizce;
Somut olayda, davacının 26.2.2008 tarihinde işe başladığı ve iş sözleşmesinin 23.8.2008 tarihinde sona erdiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, 6 aylık kıdeminin dolmasına 3 gün kala iş sözleşmesi feshedilen işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı noktasında toplanmaktadır. Borçlar Kanununun 154.maddesinde yer alan şartın tahakkukuna iki taraftan biri hüsnü niyet kaidelerine muhalif bir hareketle mani olursa, o şart tahakkuk etmiş addolunur kuralına göre işverence iyiniyet kurallarına aykırı olarak 6 aylık kıdem koşulunun gerçekleşmesi engellenmiş ise, şartın gerçekleştiği kabul edilerek davacının iş güvencesi hükümleri kapsamında düşünülmesi gerekecektir. Davacı işçi, özürlü kadrosundan işe başladığını, raporlu olduğu sırada 6 ayı doldurmasına 3 gün kala iş sözleşmesinin işveren tarafından feshinin haksız ve kötüniyetli olduğunu ileri sürmüştür. İşyerinde 6 aylık kıdemi doldurmadan işçi çıkarılmasına ilişkin genel bir uygulamanın bulunup bulunmadığı, fesihten sonra yeni işçi alınıp alınmadığı gibi hususlarla birlikte işverenin kötüniyetli olup olmadığı etraflıca araştırılarak; tarafların bu konudaki delilleri toplanarak soncuna göre davacının iş güvencesi kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda davacının belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığı, boya sektöründe faaliyet gösteren davalı işletmenin mevsimsel dönemlerde iş artışı nedeniyle geçici işçi çalıştırdığı ve bu işçilerin süresinin davalı tanığı beyanına göre sözleşme süresinin hafta ortasına gelmemesi, vardiya sisteminin ayarlanması için 6 aylık sürenin dolmasına birkaç gün kalacak şekilde ayarlandığı, bu beyana göre işyerinde çalışan bütün geçici işçilerin çalışma sürelerinin işe iade davasında çalışılması gereken 6 aylık süreyi tamamlamayacak şekilde ayarlandığı, MK.nun 2.maddesi gereği herkesin haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına uyması gerektiği, bu nedenle davacının 6 aylık süreyi işverenin engellemesi nedeniyle tamamlayamadığından çalışma süresi koşulunun gerçekleşmiş sayılması gerekeceği, fesih bildiriminin yazılı yapılmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bozmadan sonra yapılan yargılamada toplanan delillere ve tanık anlatımlarına göre davalı işverence sezon içinde ortaya çıkan iş gücü ihtiyacı nedeniyle 6 aydan az süreli sözleşmelerle işçi çalıştırıldığı, aynı şekilde çalıştırılan davacı işçinin de sözleşme süresinin sona ermesi nedeniyle iş sözleşmesinin sona erdirildiği anlaşılmaktadır. Davalı işverenin 6 aydan az süre ile işçi çalıştırması sezon içinde ortaya çıkan ek işgücü ihtiyacının karşılanmasına yönelik olup, iş sözleşmesinin feshinden sonra aynı sezonda yeni işçi alınmaması, sonraki sezonda yine ek işgücü ihtiyacı bağlamında yeni işçi alınmış olması karşısında uygulamanın kötüniyete dayandığını söylemek mümkün değildir. Dosyada mevcut delil durumuna göre fesih tarihi itibariyle davacının 6 aylık kıdemi bulunmadığından davanın reddine karar verilmelidir. Yazılı gerekçe ile davanın kabulü hatalı olmuştur.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20. maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Hüküm: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1- Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- Davanın REDDİNE,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı (30.00) TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.100.- TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 27.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy