(4857 S. K. m. 18, 19, 20, 21) (4389 S. K. m. 15)
Dava: Davacı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18-21. maddeleri uyarınca feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 24.05.2010 gün ve 21347-14334 sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiştir.
Davalı vekili bu kez, davacının bankalar kanununda sayılan müdür olduğunu, fon tarafından atandığını, genel müdür ve yardımcısı konumunda olduğunu, şirketin tayin ettiği işçi olmadığını, Dairemiz kararının maddi hataya dayandığını, düzeltilmesini talep etmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri her şeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır.
Dosya içeriğine göre davalı şirketin de aralarında bulunduğu aynı gruba bağlı 9 şirkete TMSF tarafından 23.06.2005 tarihinde el konulduğu, davacının TMSF tarafından 04.08.2005 tarihinde 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 15. Maddesi uyarınca davalı şirkette ve şirketler grubuna Yatırımlar Koordinatörü olarak görevlendirildiği, davacının aynı zamanda son bir yıldır el konulan ve aynı gruba ait dava dışı G... HAZIR BETON A. Şirketinde Genel Müdür olarak görev yaptığı, idari yargı kararı sonrası el konulan şirketlerin 08.05.2008 tarihinde eski ortaklarına devredildiği, devirden kısa süre sonra davacının iş sözleşmesinin sona erdiği anlaşılmaktadır.
Temyiz aşamasında dosya içerisinde bulunan ve davacı imzasını içeren 20.05.2008 tarihli belge ve Ortak Yönetim Kurulu'nun 03.09.2007 tarihli kararı ile davacının Bankacılık Kanunu'nun 15. Maddesi uyarınca Yatırımlar Koordinatörü olarak görevlendirildiği ve son bir yıldan beri aynı gruba bağlı diğer bir şirketin Genel Müdürü olarak çalıştığı anlaşılmış olup, bu belgelerin temyiz aşamasında gözden kaçırıldığı ve incelenmediği görülmüştür.
Davacının gerek davalı şirketinde içinde olduğu gruba bağlı tüm şirketler için Yatırımlar Koordinatörü olarak görev yapması, aynı gruba bağlı diğer bir şirketin de aynı zamanda Genel Müdürlüğünü yürütmesi nedeni ile işveren vekili ve yardımcısı konumunda olduğu açıktır. Davacı bu konumu nedeni ile iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz. Bu nedenle Dairemizin 24.05.2010 gün ve 21347-14334 sayılı kararı ile onama kararının maddi hataya dayandığı, yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği anlaşılmıştır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Maddi hataya dayalı Dairemizin 24.05.2010 gün ve 21347-14334 sayılı kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. Davanın REDDİNE,
4. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
5. Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 30.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.000,- TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak, 01.11.2010 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy