(1475 S. K. m. 14, 25, 26)
Dava ve Karar: Davacı, kıdem tazminatı ile 6 haftalık ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. Uçuk Keçeli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatlarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe: İş sözleşmesinin işverence; işçinin işyerine zarar vermesi nedeniyle haklı olarak feshedip feshetmediği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı yasanın 25/2-1 maddesi uyarınca zararın, işçinin kasıtlı davranışından ya da taksirli eyleminden kaynaklanmasının hukuki sonuca etkisi bulunmamaktadır. Örneğin işverene ait iş makinesi paletlerine kasten metal cisim sokmak suretiyle zarar veren veya trafik kazası sonucu işvereni zarara uğratan işçinin aynı şekilde iş sözleşmeleri haklı nedenle sona erdirilebilir. İşçinin kusuru ve zararı, ayrı ayrı uzman kişilerce belirlenmelidir (Yargıtay 9.HD. 26.01.2010 gün, 2009/25906 E, 2010/1326 K). Zarar tutarıyla karşılaştırılacak olan işçinin otuz günlük ücretinin brüt ya da net olarak dikkate alınması gerektiği noktasında Yasada herhangi bir açıklık bulunmamakla birlikte, işçi lehine yorum ilkesi uyarınca brüt ücretin esas alınması gerekir. Otuz gün, bir aydan farklı bir kavramdır. Bu noktada işçiye aylık olarak ödenen ücret yerine, günlük yevmiyesinin otuz katı tutarı dikkate alınmalıdır.
Maddede sözü edilen ücret dar anlamda ücrettir. İkramiye, prim, fazla çalışma ücreti ve benzeri ödemeler bu maddede yer alan otuz günlük ücret içersinde değerlendirilmemelidir. Ancak, ücretin garanti ücret üzerine yapılan işe göre ilave ücret veya satış pirimi olarak belirlendiği hallerde, gerçek ücretin bu ödemelerin toplamı olarak değerlendirilmesi yerinde olur. Örneğin uygulamada uluslararası yük taşıyan tır şoförleri asgari ücret ve sefer pirimi karşılığı çalışmaktadır. Sefer pirimi olarak adlandırılan kısım da dar anlamda ücrettir. Bu durumda maddenin uygulanması anlamında otuz günlük ücret, tır şoförleri yönünden her iki ödemenin toplamına göre belirlenmelidir (Yargıtay 9.HD. 24.11.2008 gün 2007/32361 E, 2008/32028 K.).
Zararın otuz günlük ücreti aşması durumunda işverenin fesih hakkı doğar. İşçinin zararı derhal ödemiş ya da ödeyecek olması, işverenin bu hakkını ortadan kaldırmaz. İşverence zarar tutarının işçiden talep edilmemiş olması fesih hakkını ortadan kaldırmaz.
4857 sayılı İş Kanununun 26 ncı maddesi yönünden bir yıllık hak düşürücü süre, zarara neden olan olayın oluşumu tarihinden itibaren başlar. Ancak altı işgünlük ikinci süre, zarar miktarının belirlenmesinin ardından, bu durumun feshe yetkili makama iletilmesiyle işlemeye başlayacaktır. Zarar miktarının belirlenmesi bazen uzun zaman alabilir ve fesih hakkının kullanılması bakımından zarar miktarının belirlenmesi ve işçinin ücretiyle kıyaslanması zorunluluğu vardır.
Somut olayda, davacının kullandığı kamyonla belediyeye ait araca 19.11.2007 tarihinde çarptığı, bu çarpma sonucunda belediye aracının zarar gördüğü olayda davacının %65 kusurlu olup, davacının kusurlu eylemi nedeniyle davalı işverenin belediyeye 17.12.2008 tarihinde 7. 000,00 TL ödemek zorunda kaldığı, bu zararın davacının 30 günlük ücretinden fazla olduğu tartışmasızdır.
Mahkemece 6 günlük hak düşürücü süre geçtiğinden fesih haksız kabul edilmişse de, hak düşürücü süre eylemin meydana geldiği tarihten değil, fail ve zararın öğrenildiği tarihten başlar. Olayımızda işveren davacının iş akdini henüz zararın kapsamını tümüyle öğrenmeden feshettiğinden fesih hakkını süresinde kullanmış kabul edilmelidir. Fesih haklı olup, süresinde yapıldığından kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 20.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy