(818 S. K. m. 88, 114) (6762 S. K. m. 644)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, izin, yakacak yardımı, ücret ve ikramiye alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ş. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçi ihbar ve kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının ödetilmesini talep etmiş, mahkemece davacı işçiye işverence banka kanalıyla veya bono verilmek suretiyle yapılan tüm ödemeler mahsup edilerek bakiye kısmın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce daha önce verilen bozma kararında, ücret dışındaki istekler bakımından kural olarak bono ile ödeme yapılmasının mümkün olduğu açıklanmış ve bilirkişi raporuna itiraz aşamasında sunulan ödeme belgelerinin değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacıya makbuz karşılığı yapılan ödemelerle fotokopi olarak dosyaya sunulan bonoların tutarları toplamı düşülerek bakiye işçilik alacakları yönünden karar verilmiştir. Kararı davacı vekili süresi içinde temyiz etmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, bozma sonrası alınan bilirkişi raporu kapsamında davalı işverence sunulan makbuzlar karşılığı yapılan ödemelerin davaya konu işçilik hak ve alacaklarından mahsubu yönünde verilen karar yerindedir.
Kambiyo taahhüdünde bulunmak keyfiyeti ifa yerine yüklenilmiş olabileceği gibi, ifa uğruna da girişilmiş olabilir. Tarafların borcun yenilenmesi konusunda anlaştıkları kesin bir şekilde belli değilse, şüpheli bir durum varsa veya bu hususta herhangi bir anlaşma ve iddia yoksa BK. m 114, f.2 hükmü gereğince, kambiyo taahhüdüne ifa yerine değil ifa uğruna girilmiş olduğunun, temel borç ilişkisinden doğan talep hakkının ortadan kalkmayıp bu hakka paralel ve yarışan bir kambiyo talep hakkının doğduğunun kabulü gerekir. Bu durumda alacaklı da iki türlü talep hakkı vardır. Fakat alt ilişkiden doğan talep hakkı, kambiyo hakkı kullanılıncaya kadar donmuş ve böylece vadesi kambiyo alacağının vadesine kadar uzatılmış durumdadır. Kambiyo senedi dolayısıyla, başvurma mümkün olunca adi alacağı da talep hakkı doğar. Alacaklı bu haklardan birini veya ötekini kullanmak zorunluluğunda değildir. Seçim yapmakta serbesttir. Fakat adi alacağı talep ederse kambiyo senedini borçluya geri vermekle yükümlüdür. Kısaca alacaklının bu durumda iki ayrı talep hakkı mevcut olduğu halde, bu haklar birbirinden bağımsızdır teminatları (varsa) birbirlerinden ayrıdır ve ayrı faize ve zamanaşımına tabidirler. (Poyraz/Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları. 1999, s. 146. vd) kambiyo senedinin zamanaşımına uğraması durumunda alacaklının seçim hakkı değişecektir. Alacaklı bu takdirde TTK 644. gereğince haksız iktisap kaidelerine istinat edecek veya henüz zaman aşımıyla ortadan kalkmamış ise temel ilişkiye dayanarak istemde bulunacak. (Domaniç H, kıymetli evrak Hukuku ve uygulaması. İstanbul 1990, s 88.)
Senet aslının borçluya iade edilmiş olması borcun son bulduğuna ilişkin bir karine teşkil eder. (BK. 88/3), Ancak alacaklı bunun aksini ispat ederse, bu karineye dayanılmaz.
Somut olayda, senet asıllarının alacaklı davacı işçi, keşideci davalı işveren veya üçüncü kişi elinde olup olmadığı araştırılarak ve yukarıda belirlenen ilkeler doğrultusunda değerlendirerek, davacı alacaklı elinde ise, senetlerin davalıya iadesi her zaman mümkün olmakla senet bedelleri mahsup edilmeksizin işçilik alacağının belirlenerek hüküm altına alınması, senet asılları keşideci davalı elinde ise BK 88/3 maddesi uyarınca sonuca gidilmesi, alacaklı işçi kambiyo senetlerini tedavüle çıkartarak (ciro ederek) alacağını geçici bir şekilde tahsil etmişse; ancak senet müracaat yoluyla tekrar kendisine gelirse, temel ilişkiden doğan hakka dayanabileceği hususu gözetilerek karar verilmesi gerekir iken, eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy