(1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki, Diyarbakır ödeneği ve arazi ödeneği alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22.03.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat S. Ö. ve Y. A. ile karşı taraf adına Avukat N. Ö. Ç. geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi N. D. tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde davacının güvenlik görevlisi olarak davalı şirketin Diyarbakır'daki iş yerinde çalıştığını, davalı şirket ile davacının üyesi olduğu Petrol-İş Sendikası arasında uzun yıllardan beri toplu iş sözleşmeleri bağıtlandığını ve en son 01.04.2008-31.03.2010 arası geçerli toplu iş sözleşmesinin imzalandığını, davalı işverence sendika üyesi işçilere TİS ile tanınan hakların sendika üyesi olmayan işçilere de uygulandığını, ayrıca işverenin Toplu İş Sözleşmesinin 38/D maddesinde yer alan sahra primini sendikasız işçilere aynı miktar ve aynı tarihte ödediğini, ancak bu ödemenin ücret bordrolarında aylık ikramiye kalemi karşısında gösterildiğini, bunların yanı sıra yine sendikasız işçilerden Diyarbakır iş yerinde çalışan işçilere bir günlük birim ücretlerinin 30 ile çarpımı sonucunda elde edilen miktarın %40'ı oranında arazi ödeneğinin fiili çalışma veya arazide çalışmaya bakılmaksızın ödendiğini ve keza bir günlük birim ücretlerinin 30 ile çarpımı sonucunda elde edilen miktarın %38'i oranında Diyarbakır Ödeneği adı altında ayrı bir ödeme daha yapıldığını, toplam %78 oranındaki bu ek ödemelerin sadece aynı ilde ve aynı iş yerinde çalışan sendikasız işçilere yapılmakla sendikalı - sendikasız işçi ayrımı yapıldığını, Petrol-İş Sendikası tarafından davalı şirkete ve şirketin üyesi olduğu KİPLAS İşverenler Sendikasına gönderilen 17.11.2006 günlü yazıyla sendikasız işçilere toplu iş sözleşmesi ve üstünde haklar uygulanmaması, aksi halde bu ödemelerin sendikalı işçilere de aynı tarih itibariyle uygulanması gerektiği, uygulamaya devam edilmesi halinde yasal yollara başvurulacağı ihtarında bulunulduğunu, davalının kapsam dışı sendikasız işçilere toplu iş sözleşmesi ve üzerinde haklar ödenmediğinin 30.11.2006 günlü yazı ile bildirildiğini, ancak ödemelere devam edildiğini, davalı işveren tarafından kapsam içi sendikasız işçilere yapılan bu ödemelerin taraflar arasında geçerli Toplu İş Sözleşmesinin 4/D maddesine aykırı olduğunu beyanla 01.04.2006 tarihinden dava tarihine kadar toplu iş sözleşmesi üstünde ödenen arazi ödeneği ile Diyarbakır ödeneğinin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davalı şirketin sendikalı işçilere sağlanan diğer yan ödemelerin sendikasız çalışanlara sağlanamamasından dolayı oluşan gelir farklılığını ortadan kaldırmak için ödediği Diyarbakır ödeneği ile arazi ödeneğinin, diğer sendikalı işçilere de uygulanmasının sendikalı-sendikasız işçiler arasında ayrıma neden olacağını, sendikasız işçilere TİS ve üstünde haklar sağlanmadığını, Arazi Ödeneği ve Diyarbakır Ödeneğinin 01.04.2008 tarihinden geçerli TİS'den çok önce de ödendiğini, yeni bir uygulama olmadığını, ayrıca bu ödemelerin ücret ödemesi olmayıp sendikasız işçilerin temel ücretine ek olarak yapılan yan ödeme niteliğinde sosyal yardım olduğunu, ödemenin amacının sendikalı işçiler ile sendikasız işçiler arasındaki ekonomik olarak ortaya çıkan eşitsizliği gidermek olduğunu, davacının TİS kapsamında olup sendikasız işçilerden daha çok gelir elde ettiğini, davalı şirketin iyi niyetli olarak sendikalı olmayan güvenlik görevlilerine yaptığı sosyal ödemelerin sendikalı işçilere yansıtılmasının söz konusu olamayacağını, ayrıca davacının çalışma koşulları ile kapsam dışı sendikasız güvenlik görevlilerinin çalışma koşullarının farklı olduğunu, davacının daha önce aynı istemle Diyarbakır İş Mahkemesinde açtığı davanın reddedildiğini, kesin hüküm bulunduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece C. Y. isimli işçi tarafından aynı istemle açılan ve mahkemenin 2008/96 esasına kayden görülen davada Dairemiz tarafından verilen 21.07.2009 tarih ve 2009/10498-21878 E.-K sayılı bozma ilamı doğrultusunda yargılama yapılmış ve üçlü bilirkişi heyetinden alınan rapora istinaden dava reddedilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden davalı şirketin Diyarbakır'daki iş yerinde çalışan sendikaya üye güvenlik görevlisi olan ve olmayan birçok işçi tarafından aynı istemle dava açıldığı anlaşılmaktadır. Ankara ilindeki farklı mahkemelerde görülen bu davalarda Dairemiz tarafından verilen bozma ilamı çerçevesinde yargılama yapılarak farklı bilirkişi heyetlerinden veya tek bilirkişiden raporlar alınmıştır. Söz konusu bilirkişi raporları aynı zamanda bu dosyaya da taraf vekillerince ibraz edilmiştir. Aynı olaya ilişkin olan mübrez bilirkişi raporlarında farklı değerlendirmeler yapılarak buna bağlı olarak birbiri ile çelişen sonuçlara ulaşıldığı görülmektedir. Davacı vekili bu raporların bir kısmını itiraz dilekçesine ekleyerek hükme esas rapor ile diğer mahkemelerde görülen davalarda tanzim edilen sunduğu raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin bu itirazı üzerinde durulmamıştır. Öte yandan bu davada da dikkate alınan Dairemizin bozma ilamındaki belirlenen gerekler tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamında sendikalı ve sendikasız işçilere sağlanan menfaatlerin karşılaştırılmasında esas alınan hesap unsurlarının aynı olmadığı belirtilmek sureti ile her iki işçi grubuna sağlanan menfaatlerin aynı hesap unsurları baz alınmak sureti ile karşılaştırılması yönünden eksiklik bulunduğu noktasına işaret edilmiştir. Ancak hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda bu hususta bir hesaplama yapılmadığı, sendikalı ve sendikasız işçilere işveren tarafından sağlanan menfaatlerin karşılaştırılması yoluna gidilmediği ve sendikalı güvenlik görevlilerinin sendikasız güvenlik görevlilerine nazaran TİS kapsamında daha fazla haklar elde ettiklerinden davalı şirketin 1985 yılından beri sendika üyesi olmayan güvenlik görevlileri için öngördüğü Diyarbakır ve arazi ödeneğinden yararlanma hakları bulunmadığı yönünde mütalaa bildirildiği görülmektedir.
Mahkemece dosya içinde bulunan taraf vekillerince sunulan farklı mahkemelerde aynı istemlerle açılan davalarda tanzim edilen bilirkişi raporlarını irdeleyecek, aradaki çelişkiyi giderecek, tarafların itirazlarını, iddia ve savunmalarını değerlendirecek ve esas alınan emsal davadaki bozma ilamı gereklerini karşılayacak şekilde konusunda uzman farklı bir bilirkişi heyetinden rapor alınıp bir değerlendirmeye tabi tutulduktan sonra karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 825.00 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy