(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 18, 21, 41)
Dava: Davacı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini belirterek, kıdem ve ihbar tazminatıyla yıllık ücretli izin, fazla mesai, tatil çalışmaları karşılığı ücret ve nema alacaklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, Gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin davalı Belediye Başkanlığı tarafından 14.04.2004 tarihinde haksız feshedildiğini belirterek, kıdem ve ihbar tazminatıyla yıllık ücretli izin, fazla mesai, tatil çalışmaları karşılığı ücret ve nema alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı itirazı yanında, fazla mesai ve tatil çalışmaları olmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının davalı Belediye Başkanlığı'nda çalıştığı, davalının herhangi bir sebep göstermeden davacıyı 14.04.2004 tarihinde işten çıkardığı, iş akdinin haklı bir sebeple sona erdirildiğinin davalı tarafça ispat edilemediği, davacının kıdem ve ihbar tazminatının ödenmiş olduğunun ve diğer izinlerinin kullandırıldığının davalı tarafça ispat edilemediği, fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatillerde çalışması sebebiyle ücret alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle zamanaşımı itirazını dikkate alan hesap raporu esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili, davacının işe iade kararıyla alacaklarını icra yoluyla tahsil ettiğini, ödemeler yapıldığını, her ne kadar yargılama sırasında ödemeyle ilgili belgeler ibraz edilmemiş ise de sonradan ortaya çıktığını, mükerrer ödeme olacağını, mahsubu gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiş, kıdem ve ihbar tazminatı ödemesiyle ilgili tahakkuk emri, bordro ve ibranameyi temyiz dilekçesi ekinde sunmuştur.
Ödeme belgeleri itiraz niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır.
Diğer taraftan, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18 ve devamı maddelerinde iş güvencesi hükümleri altında, feshin geçersizliği ve işe başlatılma davası ve sonuçlarına yer verilmiştir. İş Güvencesi kapsamında kalan işçinin iş sözleşmesinin feshedilmesi halinde, feshin geçerli nedene dayanmadığının tespit edilmesi halinde feshin geçersizliğine, buna bağlı olarak da 21. madde de işe başlatmama tazminatı ve 4 aya kadar boşta geçen süre için ücret ve diğer haklara karar verilmektedir. İşçinin feshin geçersizliği ve işe iade davasını kazanması ve işe başlatılmaması durumunda, anılan 4 aylık süre ihbar, kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağını etkiler. Çünkü dört aya kadarki süre işçinin fiili çalışmasına ilave edilir. 4 aylık süre her zaman kıdemi etkiler. İhbar tazminatıyla yıllık ücretli izni ise ücret artışı meydana geldiğinde veya süre eklenip önel süresini ve izne hak kazanmaya sebep olduğunda etkilemektedir. Kıdem ve ihbar tazminatıyla yıllık ücretli izin alacağının işe başlatmama tarihi yeni fesih tarihi olduğundan, bu tarihteki ücret üzerinden hesaplanması gerekir. Zira önceki fesih ortadan kalkmıştır.
Keza işçi feshin geçersizliği isteminde bulunduğu davadan başka, kıdem ve ihbar tazminat istemi ile bir dava da açmış bulunabilir. Bu durumda, feshin geçersizliğine dair dava bekletici mesele yapılmalıdır. Feshin geçersizliğine karar verilmesi ve işçinin işverene başvurması üzerine işe başlatılması veya başlatılmaması halinde, davaya konu fesih ortadan kalktığından, kıdem ve ihbar tazminatı reddedilmeli, feshin geçerli nedene dayandığı veya geçersiz kabul edilmesine rağmen, işçinin başvurmaması sebebiyle geçerli hale geldiği durumda ise kıdem ve ihbar tazminatı kabul edilmelidir.
Dosya içeriğine göre davacının iş sözleşmesinin 14.04.2004 tarihinde davalı tarafından feshedildiği, davacının feshin geçersizliği istemiyle dava açtığı ve feshin geçersizliğine karar verildiği, kararın kesinleştiği, davacının işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücret alacağını icra yoluyla tahsil ettiği, ancak davacı vekilinin sanki feshin geçersizliği davası açılmamış gibi geçersizliğine karar verilen 14.04.2004 tarihine göre kıdem ve ihbar tazminatıyla yıllık ücretli izin isteminde bulunduğu, bilirkişi tarafından da bu tarihe göre süre ve ücret üzerinden hesaplanan kıdem ve ihbar tazminatıyla yıllık ücretli izin alacağının mahkemece hüküm altına alındığı, temyiz aşamasında sunulan tahakkuk emri, bordro ve ibranameye göre davalı işverenin geçersizliğine karar verilen fesihten dolayı işe başlatmadığı davacı işçi için 4 aylık boşta geçen sürenin ilavesi ile 14.08.2004 tarihini fesih tarihi kabul ederek, bu tarihteki ücret üzerinden kıdem ve ihbar tazminatını hesapladığı anlaşılmaktadır.
1- Her ne kadar 14.04.2004 tarihinde ortada bir fesih kalmadığından, bu tarihe göre hesaplanan kıdem ve ihbar tazminatıyla yıllık ücretli izin alacağı hesabı hatalı ise de dava açıldığında davacı işçi işe başlatılmamış olup, davacı taraf bu durumu bilmektedir. Davacı taraf kendisini bağlamış ve bu olguları da temyiz nedeni yapmamıştır. Bu sebeple bu hususlar davalı yararına usulü kazanılmış hak teşkil ettiğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
2- Davacının işyerinde fazla mesai yaptığı, tatillerde çalıştığı, ücretlerinin ödenmediği anlaşıldığından, zamanaşımı ve hakkaniyet indirimi yapılarak bu alacakların kabulü dosya içeriğine uygun olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki itirazları yerinde bulunmamıştır.
3- Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
a- Öncelikle 14.04.2004 tarihinde yapılan fesih geçersiz olup, yeni fesih işe başlatmama sonucu oluştuğundan kıdem tazminatına bu fesih tarihi yerine 14.04.2004 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi hatalıdır. Bu faizin davalının da kabul ettiği 14.08.2004 tarihinden itibaren yürütülmesi gerekir.
b- Davalı vekili temyiz aşamasında 14.08.2004 tarihi itibariyle kıdem ve ihbar tazminatıyla yıllık ücretli izin alacağı ödendiğine dair tahakkuk emri, davacı imzasını içeren bordro ve ibraname sunmuştur. Yukarda açıklandığı gibi ödeme belgeleri itiraz niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır.
Mahkemece ibraz edilen bu belgelere karşı öncelikle davacının diyecekleri sorulup gerekirse bilirkişiden ek rapor alınarak bir değerlendirmeye tabi tutularak oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 30.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy