(4857 S. K. m. 1, 2, 4, 8)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği husumetten reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Göçer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı okul aile birliği bünyesinde çalıştığını, iş sözleşmesinin fesih edildiğini belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve ücret alacağı talebinde bulunmuştur.
Davalı husumet itirazında bulunmuştur.
Mahkemece savunmaya değer verilerek davalı okul aile birliğinin tüzel kişiliği olmayan dayanışma topluluğu olduğu, taraf ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı temyiz etmiştir.
Somut olayda; davacının görev ifa ettiği ilköğretim okulu, dava dışı Milli Eğitim Bakanlığına aittir. Okulun temizlik işlerinin dava dışı Bakanlık görevlileri tarafından yerine getirilmesi gerektiği açıktır. Bakanlık tarafından belirtilen iş ya da işler için yeterli eleman görevlendirilmediği için, davacı işçi, davalı Birlik ve alt işveren konumundaki temizlik şirketleri tarafından istihdam edilmiştir.
Davacı işçi yönünden ücret ve primler bir dönem davalı Okul Aile Birliği ve alt işveren temizlik şirketi tarafından yatırılmış olsa da, iş görme edimi davalı Birlik ve dava dışı Bakanlığa karşı yerine getirilmiştir. Davalı ve Bakanlık arasında davacı işçinin çalıştırılması noktasında amaç ve menfaatte birlik söz konusudur. Davacının iş görme ediminin her bir işveren yönünden kısmi süreli iş ilişkisi biçimde ayrıştırılması da mümkün değildir. Davacı aynı anda aynı işverenlere karşı iş görme edimini yerine getirmiştir. Bu bakımdan davalıyla dava dışı Bakanlık arasında birlikte istihdam olarak adlandırılabilecek bir ilişkinin varlığı kabul edilmelidir. Buna göre davaya konu işçilik alacaklarından davalının ve dava dışı Bakanlığın müşterek müteselsil sorumluluğu vardır.
Diğer yandan 4857 sayılı İş Kanununun 1 inci maddesinin 2 nci fıkrasında, İş Kanununun 4 üncü maddesinde belirtilen istisnalar dışında kalan bütün işyerlerinde, işverenlerle işveren vekillerine ve çalışma şekline bakılmaksızın işçilere bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir. Aynı Yasanın 2 nci maddesinde, bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiyle tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işveren olarak tanımlanmıştır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 8/1 maddesi uyarınca "İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş göreme (emek) ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici unsurlarıdır.
Yeni iş yasasıyla tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlarında işveren olarak tanımlanması karşısında, davacının davalı okul aile birliğinde iş sözleşmesi ilişkisiyle çalıştığının kabulü gerekir. Buna göre davanın esası hakkında bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy