(4857 S. K. m. 20)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçinin iş sözleşmesinin feshinin geçersizliği ve işe isteğinin kabulüne ilişkin mahkemece verilen karar, Dairemizin 1.6.2009 gün ve 2008/34045 esas, 2009/15067 karar sayılı ilamı ile ... Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, teftişe konu edilen ve davacıdan diyecekleri sorulan işlemleri tek tek irdelenmemiş, bankacılık mevzuatı ve bankanın kendi uygulamalarına ne şekilde aykırı olduğu açıklanmamış, genel bir bakışla ele alınmıştır. Bilirkişi incelemesi eksik ve yetersizdir. Olayın uzmanlığı gerektirdiği, teftiş raporunda belirtilen ve usulsüz olduğu belirtilen, keza davacıya diyecekleri ve yapacakları sorulan, davacının da cevap verdiği bankacılık işlemlerinin tek tek irdelenerek, bankacılık mevzuatı ve bankanın kendi uygulamaları açısından incelenmesi ve açıklığa kavuşması gerekmektedir. Bu sebeple aralarında biri hukukçu ikisi bankacı olmak üzere bir bilirkişi heyetine dosya tevdi edilerek, feshe konu edilen, teftiş raporunda belirtilen ve davacının şube müdürü olarak görev tanımı ve denetimi kapsamında bulunan işlemleri bankacılık mevzuatı ve banka uygulamaları kapsamında değerlendirilerek, davacının usulsüz işlemleri olup olmadığı, bankanın güvenini kötüye kullanıp kullanmadığı, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışları olup olmadığı, kısaca feshin haklı veya geçerli nedene dayanıp dayanmadığı açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalıdır... gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararı doğrultusunda iki bankacı ve bir hukukçudan oluşan bilirkişi kurulu aracılığı ile yapılan inceleme sonucunda davacının usulsüz işlemlerine ait olduğu ileri sürülen ve bu işlemlere ait fişlerin hiçbirinde davacının kullanıcı kodunun bulunmadığı, pazarlama servisinde görevli olan davacının istihbarat yapma görevinin olmadığı, usulsüz kredi kullandırılması ile ilgili bir sorumluluğunun bulunmadığı, müfettiş soruşturma raporunda dahi davacıya bu konuda herhangi bir tespite yer verilmediği bu sebeple de davacının usulsüz işlem yapmadığı, iş sözleşmesinin feshinin haklı ve geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine, davalı bankaca yapılan soruşturma evrakı ve bilirkişi raporlarına göre davalı bankada davacının görev yaptığı şubede bir müşterinin mevduat hesabından sahte imzalar atılmak suretiyle muhtelif tarihlerde 2.945.000 TL çekildiği, bu paranın bir kısmının şube müdürünün eşinin hesabına aktarıldığı, bir kısmının ise usulsüz olarak kredilendirilmiş olan firmaların faiz ve anapara ödemelerinde kullanıldığı, hukuk dışı işlemlerde 3. firmalar-şahıslar kullanıldığı ve fiili para transferlerinde bulunulduğu ileri sürülerek bu işlemleri yapan veya işlemlerde dahili bulunan bir kısım personelin ve davacının iş sözleşmesi feshedilmiştir.
Bilirkişi raporunda usulsüz olduğu ileri sürülen işlemlerin davacı tarafından yapılmadığı sonucuna varılmışsa da, soruşturma sırasında usulsüz işlemlerde kullanıldığı belirtilen firmalardan birisinin yöneticisi ile banka çalışanlarından Özgür Çelebi davacının paravan firma bulduğunu ve devir işlemlerine aracılık ettiğini belirttikleri anlaşılmaktadır. Davacının sözü edilen eylemleri gerçekleştirdiğinin yargılama sırasında yeterli delillerle kanıtlanmaması sebebiyle iş sözleşmesinin feshi haklı nedene dayanmamakta ise de, söz konusu şubede yönetici unvanı ile çalışan davacının yapılan usulsüz işlemleri uzun süre yetkililere bildirmemesi ve soruşturma sırasında hakkında verilen bir kısım beyanlar karşısında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayandığının kabulü gerekir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olmuştur.
Belirtilen nedenlerle, 4857 Sayılı İş Kanunun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda belirtilen nedenlerle:
1) Yerel mahkemenin yukarda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2) Davanın REDDİNE,
3) Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4) Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı (25.00) TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine.
5) Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.100 - TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6) Peşin alınan temyiz harcının istemi halinde davalıya iadesine, kesin olarak, 27.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy