(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 41)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili çalışma ücreti, yemek yardımı, sosyal yardım ve vardiya zammı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ş. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, gerçekte Ego Genel Müdürlüğü işçisi olduğu halde dava dışı Bugsaş işçisi olarak gösterildiğini ve iş sözleşmesinin 13.7.2005 tarihinde feshedildiğini ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının ödetilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren husumet yönünden itirazda bulunmuş, mahkemece isteklerin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce 16.3.2010 tarihinde verilen bozma kararında davacının 2005 yılında açmış olduğu işe iade davası sonrasında kesinleşen karar üzerine işe başlamak için başvurup başvurmadığının araştırılması istenmiştir.
İlk derece mahkemesi davacı vekilinin işe iade davası açmadıkları şeklindeki beyanı üzerine bu kez direnme kararı vermiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da davacının işe iade davası açmadığı şeklindeki beyanı üzerine Dairemizce verilen kararın maddi hataya dayandığı gerekçesiyle temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyayı Dairemize göndermiştir.
Dosya içeriğine göre davalı vekili, 14.2.2008 havale tarihli dilekçesinde davacının açtığı işe iade davasından söz etmiş, bu yönde bilirkişi raporuna itirazda bulunmuştur. Mahkemece bu konu üzerinde gerekli araştırma yapılmamış ve son olarak Dairemizce verilen bozma kararından sonra davacı vekilinin 11.6.2010 tarihinde vermiş olduğu dilekçede işe iade davası açılmadığı yönündeki bilgi üzerine sonuca gidilmiştir.
Davacı işçinin işe iade davası açıp açmadığının tespiti, 13.7.2005 tarihinde yapılan feshin sonuçlarını doğurup doğurmadığı noktasında önem arzetmektedir. Zira mahkemece belirtilen tarihten itibaren kıdem tazminatına faize karar verilmiştir. Oysa işçinin işe iade davası açmış olması ve bu yönde kararın kesinleşmiş olması halinde işe başvurup başvurmadığının tespiti gerekir. Bu halde daha önce yapılan fesih ortadan kalktığından ve işverence işçinin işe başlatılmadığı tarih fesih tarihi olmakla bu tarihe kıdem tazminatı faizine karar verilmelidir.
Öte yandan dava tarihi itibarıyla işe başlatmama yoluyla feshin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti feshe bağlı haklara hak kazanma noktasında sonuca etkilidir. Bu nedenle davacının işe iade davası açıp açmadığının tespiti, işçilik alacaklarına ilişkin temyize konu bu davada, davalı yararına sonuçlar doğurabilecektir.
Davalının işe iade davası açıldığı yönünde savunması karşısında UYAP sisteminden yapılan araştırma ya göre, 2005 yılında feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadeye dair tarafları ve vekilleri aynı olan bir dava açıldığı ve Ankara 2. İş Mahkemesi'nin 08.11.2005 tarihli kabule dair kararın Dairemizce 17.4.2006 gün ve 2006/8284 E, 2006/9914 K. sayılı kararı ile onanmak suretiyle kesinleştiği anlaşılmaktadır. Belirtilen kararda geçen İ. Y.'ın davacı olup olmadığı belirlenmeli ve sonucuna göre davaya konu istekler bakımından hak kazanma ve faiz başlangıçları yönünden bir karar verilmelidir. Mahkemece, eksik incelemeyle ve davalının iddiaları üzerine yeterli araştırmaya gidilmeksizin karar verilmesi hatalı olup kararın bu yönden temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.01.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy