(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 25, 57, 109) (818 S. K. m. 47)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar ve manevi tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Yargıtay Kararı
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı işyerinde 03.01.2005 tarihinden iş aktinin feshedildiği 22.05.2008 tarihine kadar çalıştığını, en son 26 günlük net ücreti 2.494,64 TL olduğu, işverence 22.05.2008 tarihli noter ihtarnamesi ile iş kanunun 25/II. uyarınca iş akdinin feshinin bildirildiğini, bu ihbarname yanında davacıya aynı gün ibraname başlıklı yazı imzalatılarak fesih beyanının bir suretinin tebellüğ edildiğini, iş akdinin feshinin haksız ve geçersiz olduğunu, davacının satış eğitimi için Şile Dedeman otelde kaldığı 03-04.05.2008 tarihlerindeki alkol alması, özel hayatının iş hayatının önüne geçmesi, olumsuz etkilenmesi ve işe yoğunlaşmasının azalması iddia edilerek bu konularda yazılı savunması istendiğini, kendi el yazısı ile savunma verdiğini, meydana gelen olayları ve gerçeklerini açıkladığını, eşi ile boşanması sırasında eşinin davacıyı yıpratmak, mal paylaşımı, nafaka ve tazminat konularında girmiş olduğu olumsuz davranışları nedeniyle şirket çalışanlarına davacı hakkında her türlü özel bilgiyi verdiğini, boşanma sırasında adli tebligatların işyeri adresine geldiğini, bu özel tebligatların şirket müdürü ve insan kaynakları müdürü tarafından açılarak içerisinden fotokopi alarak kendisine ilettiklerini, asıl işten çıkarılma gerekçesi özel hayatına yapılan tecavüzden rahatsız olarak bunu dile getirmesi olduğu, fesih ihbarının annesine tebliğ edildiğini, fesih gerekçesinin tüm aileyi derinden sarstığını, psikolojik çöküntünün giderilmesi için manevi tazminat talep ettiklerini, 2008 yılı 2 haftalık yıllık izin alacağı olduğunu ve iş akdi feshinin haksız olduğunu belirterek, 100.000 TL manevi tazminat, 500 TL kıdem tazminatı 250 TL ihbar tazminatı, 250 TL yıllık izin ücretinin fesih tarihinden itibaren en yüksek avans faizi oranlarıyla davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 29.09.2009 harç tarihli ıslah dilekçesinde ise, fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğundan bahisle ıslah talebinin kabulüne ve bilirkişi hesap raporu doğrultusunda, kıdem tazminatını 7.058,89 TL, ihbar tazminatını 5.400,60 TL, yıllık izin ücretini 289,33 TL ye artırarak davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, yetki yönünden itirazları olduğu, ayrıca davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, fesih bildirimi eline geçmeden önce 22.05.2008 tarihinde kendisinin istifa ettiğini, kıdem ihbar tazminatı talep hakkı olmadığını, şirket yetkilileri tarafından özel hayatına müdahale olmadığını, işyerinde olumsuz tutum ve davranışlarının eşi ile olan problemlerinden kaynaklandığını, çalışma hayatını etkiliğini, işlerin sağlıklı yürümesini engellediğini, iş güvenliğini tehdit eden boyutlara ulaştığı tespit edilmesi üzerine savunması istendiğini, bu durumun görüşülmesi için 22.05.2008 günü yapılan toplantıda agresif davranışlar sergilediğini, işveren vekillerine sataştığını, küçük düşürücü ve hakarete varan sözler sarfettiğini, bu nedenle iş sözleşmesinin İş Kanununun 25/II maddesi gereğince haklı olarak feshedildiğini, fesih bildiriminin noter aracılığıyla gönderildiğini, yıllık izinlerini kullandığını, kullanılmayan günlerin ücretleri iş akdinin feshi sırasında ödendiğini, manevi tazminat talebinin yasal koşullarının olmadığını ve davayı kabul etmediklerini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacının manevi tazminat talebinin reddi nedeniyle davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.
3- Taraflar arasında iş sözleşmesinin, işçinin istifası nedeniyle mi, yoksa işverenin feshi nedeniyle mi son bulduğu ve dolayısıyla işçinin kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı noktalarında ihtilaf bulunmaktadır.
İş sözleşmesi taraflara sürekli olarak borç yükleyen bir özel hukuk sözleşmesi olsa da, taraflardan herhangi birinin iş sözleşmesini bozmak için karşı tarafa yönelttiği irade açıklamasıyla ilişkiyi sona erdirmesi mümkündür.
Fesih hakkı, iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran ve karşı tarafa yöneltilmesi gereken bir haktır.
Maddede düzenlenen bildirimli fesih, belirsiz süreli iş sözleşmeleri için söz konusudur. Başka bir anlatımla belirli süreli iş sözleşmelerinde fesheden tarafın karşı tarafa bildirimde bulunarak önel tanıması gerekmez.
Fesih bildirimi bir yenilik doğuran hak niteliğini taşıdığından ve karşı tarafın hukukî alanını etkilediğinden, açık ve belirgin biçimde yapılmalıdır. Yine aynı nedenle kural olarak şarta bağlı fesih bildirimi geçerli değildir.
Fesih bildiriminde fesih sözcüğünün bulunması gerekmez. Fesih iradesini ortaya koyan ifadelerle eylemli olarak işe devam etmeme hali birleşirse bunun fesih anlamına geldiği kabul edilmelidir. Bazen fesih işverenin olumsuz bir eylemi şeklinde de ortaya çıkabilir. İşçinin işe alınmaması, otomatik geçiş kartına el konulması buna örnek olarak verilebilir. Dairemizce, işverenin tek taraflı olarak ücretsiz izin uygulamasına gitmesi halinde, bunu kabul etmeyen işçi yönünden işverenin feshi olarak değerlendirilmektedir.
Mevsimlik ya da vizeli yönünden ise, askı süresinin bitiminde veya mevsim başlangıcında işçinin işe çağırılmaması, Dairemizce işverenin feshi olarak değerlendirilmektedir (Yargıtay 9.HD. 18.4.2006 gün 2006/4823 E, 2006/10605 K.).
Fesih bildiriminin yazılı olarak yapılması, 4857 sayılı İş Kanununun 109. maddesinin bir sonucudur. Ancak yazılı şekil şartı, geçerlilik koşulu olmayıp, ispat şartıdır.
Fesih bildirimi karşı tarafa ulaştığı anda sonuçlarını doğurur. Ulaşma, muhatabın hâkimiyet alanına girdiği andır.
Fesih bildirimi karşı tarafa ulaşması ile sonuçlarını doğurur ve bundan tek taraflı olarak dönülemez.
Somut olayda, davacı, 22/05/2008 tarihinde kişisel nedenlerle istifa ettiğini belirterek istifa dilekçesi vermiş ve aynı gün işvereni ibra etmiştir. Her iki dilekçenin içerik ve imzası yönünden geçersizliği ispat da edilmiş değildir. İşverence iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğine dair bildirim aynı tarihte Notere verilmiş, ancak işverenin fesih bildirimi davacıya 24/05/2008 de ulaşmıştır. Bu durumda, davacının istifaya dayalı fesih iradesi daha önce ulaşıp sonuç doğurduğundan, daha sonra işverence yapılan fesih bildiriminin sonuç doğurması söz konusu değildir. Davacının istifasının haklı nedene dayandığı da kanıtlanamadığına göre davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
4- Ayrıca, genel ücret kapsamında olmayan yıllık izin alacağına yasal faiz hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile en yüksek banka mevduat faizi uygulanması da bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy