(4857 S. K. m. 32, 34) (1136 S. K. m. 164) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı ve davalılardan Müflis Barmek İnşaat A.Ş. avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D.Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı şirketin diğer davalı Vural'dan anahtar teslimi ile aldığı villa inşaatında çalıştığını 2003 yılı Ocak-Nisan dönemine ait ödenmeyen ücretlerinin tahsili için yaptığı icra takibine, davalıların yaptığı itirazın iptali ile inkar tazminatının ödenmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olmadığından Vural hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı hakkında ise ödendiği ispat edilemeyen 2003 yılı Ocak-Şubat-Nisan ayları ücreti toplamı olan 4.158,54 TL üzerinden takibin devamına ve itirazın iptaline, takip tarihine kadar işlemiş faiz miktarının 2.313,85 TL olduğuna, alacak likit olmadığından inkar tazminatı talebinin reddine, davalı Vural yönünden nisbi 1.174,98 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı ile davalı Barmek İnşaat temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlıklardan birisi de, husumet nedeniyle reddedilen davada hükmedilecek vekalet ücretinin nisbi mi yoksa maktu mu olacağı noktasındadır.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2 maddesinde, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi halinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin 2 nci kısmının 2 nci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere 3 üncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, mahkemece davalı Vural hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesine rağmen tarifeye göre maktu vekalet ücreti yerine nisbi olarak hesaplanan 1.174,98 TL vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.
3- Taraflar arasında, icra takibinde istenen işlemiş faizin hesabı konusunda da uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı, Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2004/2920 Esas sayılı takip dosyasında, 08.06.2004 tarihindeki ilamsız icra takibi ile asıl alacak olarak 2003 yılı Ocak-Nisan dönemi ücret alacakları için 5.897,97 TL ve takip tarihine kadar işlemiş faizi 3.893,50 TL istemiştir. Ayrıca itirazın iptali davasını açtıktan sonra 29.01.2009 tarihli dilekçesinde işlemiş faizlerin de hesaplanmasını ve asıl alacağına temerrüt tarihinden itibaren faiz uygulanmasını istemiştir.
Mahkemece, icra takip talebinden önceki dönem için temerrüt ihtarı olmayıp 4857 sayılı yasanın 34. maddesinde ücretin takip eden ayın yirmisine kadar ödeneceğinin yazılı olması ve yasanın 10.06.2003 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle 10.06.2003'ten takip tarihine kadar işlemiş faizin 2.313,85 TL olduğuna ve işlemiş faiz alacağı olarak bu miktar üzerinden takibin devamına karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 34. maddesinde, ücret alacaklarının muaccel olacağı tarih ve faiz türü belirtilmesine rağmen faizin başlangıç tarihine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Alacağın muaccel olması ile faizin başlangıç tarihi birbirinden farklı kavramlardır. Kanunda veya sözleşmede özel bir düzenleme bulunmuyorsa, temerrüt faizinin başlangıç tarihi, temerrüdün oluştuğu tarihtir. Borçlar Hukukundaki bu genel kural istisnalar dışında İş Hukukunda da geçerlidir. Örneğin, kıdem tazminatı alacağında 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca fesih tarihinden itibaren faiz işleyeceği öngörüldüğü için bu alacak türünde temerrüt ihtarına gerek kalmadan fesih tarihinden itibaren faiz uygulanmaktadır.
Somut olayda, davalının, icra takip talebinden önce temerrüde düşürülmediği mahkemenin de kabulünde olduğu halde, takip konusu ücret alacağı için işlemiş faize hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy