(2954 S. K. m. 49, 50) (657 S. K. m. 4) (Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu İşçi Sayılmayan Geçici Personel Çalıştırılmasına İlişkin Yönetmelik m. 1, 5, 6)
Dava: Davacı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, hafta tatil ücreti ile yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ş. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, 15.05.1996- 10.08.2004 arasında davalı kurumun haber dairesi başkanlığında çeşitli görevlerde (yapımcı ve seslendirmeci, yayın-yapım yardımcılığı, sunucuk, spikerlik, muhabir vb) 09-24 arası çalıştığını ileri sürerek fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacı ile kurum arasında iş ilişkisi bulunmadığını, 16.06.2002 tarihine kadar istisna akdi ile bu tarihten sonra ise işçi sayılmayan geçici personel sözleşmesi ile çalıştırıldığını, davacı ile davalı kurum arasında imzalanan işçi sayılmayan geçici personel sözleşmesinin idari bir sözleşme olduğunu, istisna akdi ile çalıştığı dönemde 2954 sayılı TRT Kanunu 50/h maddesi uyarınca istisna sözleşmesi yönetmeliğine göre yurt içinden haber vermeyi, haberleri veya haber bülteni hazırlamayı taahhüt ettiği ve tarife hükümleri gereğince ödeme yapıldığını, 2954 Sayılı Kanun 49. maddesin de istihdam şekillerinin açıkça belirlendiğini hizmet akti ile işçi olarak çalıştırılmasının mümkün olmadığını, işçi sayılmayan geçici personel döneminde ise idari sözleşmeye dayalı olduğundan İş Kanununa göre fazla çalışma hafta tatili gibi alacaklarının doğmayacağını, geçici personel sözleşmesi akdedilen dönemde tabi olduğu işçi sayılmayan geçici personel çalıştırılmasına ilişkin yönetmeliğin 9. md sine göre çalışma saatleri dışında veya tatil günlerinde çalışma yaptığı takdirde çalıştığı süre kadar izinli sayıldığını bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, hizmetin sürekliliği, niteliği, mesaiye tabi olup işverenin gözetim ve denetiminde işverene bağlı olarak aylık ücret karşılığında çalışması karşılığında aralarında Borçlar Kanunu 313. madde uyarınca hizmet akdi bulunduğunu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı kurum kendi teşkilat kanunu olan 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu'nun 49 ve 50/h maddelerine göre personel çalıştırmaktadır. Davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde yürürlükte bulunan 49. maddeye göre Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun hizmetleri; memurlar, sözleşmeli personel ve geçici personel eliyle gördürülür. Keza 50/h maddesine göre Borçlar Kanunu hükümleri gereğince de sözleşmeli personel çalıştırılabilir. Davalı kurum bu hükümlere dayanarak 1986 yılında İstisna Sözleşmesi Yönetmeliği, 2001 yılında ise İşçi Sayılmayan Geçici Personel Çalıştırılmasına İlişkin Yönetmeliği çıkarmıştır.
İstisna Sözleşmesi Yönetmeliği ile kurumun, yapım ve yayınlarında kullanılacak belli bir eser veya belli bir sonucun elde edilmesi için sözleşme yapacağı belirtilmiştir.
İşçi Sayılmayan Geçici Personel Çalıştırılmasına İlişkin Yönetmelik hükümleri incelendiğinde, 1. madde de sürekli kadrolarla yürütülmesi mümkün olmayan ve bir yıldan az süreli işçi çalıştırılmasının amaçlandığı, 5. madde de çalıştırılacak personelin nitelikleri ve alınma koşullarının, 6. madde de ödenecek ücretin sınırlarının saptandığı anlaşılmaktadır. 2954 sayılı yasanın 49. maddesindeki işçi sayılmayan geçici personel çalıştırılması ve buna bağlı olarak çıkarılan yönetmelik hükümleri düzenlemeleri, 657 sayılı yasanın 4/C maddesinde sözleşmeli personel çalıştırılması düzenlemesi ile paralellik taşımaktadır.
Davalı kurumun bu yönetmelik hükümleri dikkate alarak 1986 yılı ile 2004 yılı arasında eser sözleşmesi adı altında ihtiyacına göre birçok teknik, sanatçı, programcı personeli birden fazla ve yenilenen sözleşmelerle çalıştırdığı, bu şekilde çalışanların herhangi bir sosyal güvenlik kurumu ile irtibatlandırılmadığı, 2002 yılından itibaren ise işçi sayılmayan geçici personel sözleşmesi ile bu kez Sosyal Sigortalar Kurumu ile irtibatlandırarak aynı kişileri çalıştırdığı anlaşılmaktadır.
Çalışanın bir statüden diğer statüye geçmesi halinde, statü değişikliğinde iradesinin rol alıp almadığı önem taşır. Çalışanın iş ilişkisinden, memuriyete veya sözleşmeli personel yada idari sözleşme ilişkisine kendi iradesi ile geçmesi ve iş ilişkisine kendisinin son vermesi halinde, iş ilişkisi işveren tarafından sonra erdirilmediğinden bu dönem için çalışanın kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanma olanağı bulunmamaktadır. Keza bu şekildeki statü değişikliği işçi açısından haklı fesih nedeni olmadığı için kıdem tazminatı hakkı da doğmayacaktır. Ancak bu tarih itibari ile çalışan iş sözleşmesi sona erdiğinden kullanmadığı yıllık izinleri var ise yıllık ücretli izin ve iş görme edimi karşılığı ve sözleşme ve yasadan kaynaklanan diğer işçilik alacaklarını talep edebilecektir.
Davacı çalışan 25.05.1996-16.06.2002 arası dosyaya sunulan istisna akdi başlıklı sözleşmelere göre 17.06.2002 tarihinden sonra ise 17.06.2002-31.12.2002, 15.01.2003-12.12.2003 ve 10.01.2004-14.12.2004 tarihlerini kapsayan 3 adet işçi sayılmayan geçici personel sözleşmesi kapsamında çalıştırılmıştır.
Diğer taraftan 2001 yılında davalı kurumda teftiş yapan Bölge Çalışma Müdürlüğü İş Müfettişliği özellikle İstisna Sözleşmesi Yönetmeliği kapsamında çalıştırılanlarla ilgili olarak;
Davalı kurumun kendi kanununun 50/h maddesindeki kurum Borçlar Kanunu gereğince sözleşmeli personel çalıştırabilir' yönündeki hükmü istisna akdi olarak değerlendirdiği ve buna göre iş yaptırdığı,
Eser yapımından hareketle İstisna Sözleşmesi Yönetmeliği çıkartıldığı,
Eser sözleşmesi kapsamında çalıştırılanların çalışması sürekli olmasına rağmen çalıştığı sürelerin sözleşmelerle eksik gösterildiği,
Çalıştırılanların fiilen yaptıkları iş ile sözleşmedeki işlerin uyuşmadığı,
Hep aynı kişilerle sürekli eser sözleşmesi yapıldığı, sabit ücret ödendiği, zincirleme istisna sözleşmesi yapıldığı,
Bu şekilde çalıştırılanların ifadelerine başvurulduğunda tümünün kurum işyerinde bulunduğu,
Eser sözleşmesinde bir eserin ortaya konulması gerektiği halde istisna sözleşmesi yapılarak çalıştırılanların iş isteyen bir işçi adayı gibi kuruma başvurduğu ve uygun görülenlerle sözleşme imzalandığı,
Çalışma şartlarının, işe başlayış ve bitiş saatlerinin davalı işveren tarafından belirlendiği, belirli olmayan bir zaman dilimi içinde işveren ait işyerinde işverenin denetim ve gözetimi altında verilen hizmetin bir ücret karşılığında ve ücretin zaman esası üzerinden saptandığı,
Kurum ile istisna sözleşmesi ile çalıştırılanlar arasında açıkça iş sözleşmesi bulunduğu tespit edilmiş ve bu kapsamda çalıştırılanlar belirlenmiştir. Haber Dairesi başkanlığında çalışan davacının da bu kapsamda çalıştırıldığı sabittir.
Somut bu maddi ve hukuki olgulara göre;
1. Davacı çalışan, ikinci dönem olan 17.06.2002-14.12.2004 tarihleri arası, normatif dayanak olan 2954 sayılı yasanın 49 ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan Kurumun diğer görevlilerine yardımcı İşçi Sayılmayan Geçici Personel Çalıştırılması Yönetmeliği kapsamında sözleşme yapılarak çalıştırılmış, sınav sonrası atama tasarrufu ile işe alınmış, ücreti de yönetmelik hükümleri gereği belirlenmiştir.
Davacı ile kurum arasında bu dönemde hizmet akti bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle bu dönemin işçilik alacaklarında değerlendirme olanağı bulunmadığı gibi statü hukuku nedeni ile uyuşmazlığın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekir. Mahkemece bu dönem de de taraflar arasında hizmet aktinin varlığı kabul edilerek, dava konusu işçilik alacaklarının hesaplanarak hüküm altına alınması hatalıdır.
2. Davacının ilk dönemi olan eser sözleşmesi adı altında çalıştırıldığı çalışma süresinin iş müfettiş raporundaki tespitlere göre hizmet akti olarak kabul edilmesi isabetlidir. Zira davacının iş görme edimi karşılığında belirlenen ücretle ve en önemlisi hukuki ve kişisel bağımlılıkla çalıştığı anlaşılmaktadır.
Bu döneme ilişkin olarak dosyaya sunulan ve mahkemece iş sözleşmesi (hizmet akti) kabul edilen eser sözleşmelerine göre çalışma süreleri belirlenmeli son istisna sözleşmesinin bittiği tarih ile idari sözleşme niteliğinde imzalanan işçi sayılmayan geçici personel sözleşmesinin imzalanması arasındaki süre dikkate alınarak hesaplama yapılmalıdır. Çalışma olgusunu davacı kanıtlamalıdır. Dosyadaki tanık beyanları çalışmanın aralıksız olup olmadığı konusunda açık ve yeterli değildir. Davacının çalışma olgusu konusundaki delilleri değerlendirmeli, davacının hizmet akti kapsamında işçilik alacaklarına esas süresi tam olarak belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 26.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy