(4857 S. K. m. 17, 32)
Dava: Davacı vekili, davacı işçinin fark eden işten ayrılma tazminatı ve fark vergi kesinti alacağının davalı işverenden tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının uzun süre davalı yanında çalıştığını, davalının eski ortağı bulunan Financıere Lafarge SAS ile davalı arasında payların devredilmesi sırasında bir protokol yapıldığını, bu protokol ile 4857 sayılı Kanunda sayılmayan hakların verildiğini, 2009 yılsonu itibariyle devir gerçekleştiğini ve iş akdinin davalı tarafından feshedildiğini, protokol gereği işten ayrılma tazminatının giydirilmiş ücretten ödenmesi gerekirken, normal ücret üzerinde kısmen ödeme yapıldığını, ancak bu ödemenin eksik olduğunu, ayrıca ödemelerde vergi kesintisinin fazladan yapıldığını belirterek, fark işten ayrılma tazminatı ve fark vergi kesinti alacağının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, Lafarge Beton A.Ş.'deki Fransız Lafarge grubuna ait hisselerin tamamının 2009 Ocak ayında Oyak grubunca satın alınarak şirket unvanının Aslan Beton A.Ş. olarak değiştirildiğini, buna paralel olarak organizasyon yapısının yeniden yapılandırılması için çeşitli kararlar alındığını, hisselerin devri süresinde çalışanların mağdur edilmemesi amacıyla bir protokol imzalandığını, bu protokol gereği şirketin yeniden yapılanma süresinin tamamlanmasına kadar olan sürede eski çalışanların istihdamına devam edildiğini, bu süreçte şirketteki bazı kadroların iptal edilerek aralarında davacının da bulunduğu bazı çalışanların istihdam edileceği kadro bulunmadığından, bu çalışanların iş akitleri protokol hükümlerine uygun olarak karşılıklı mutabakat ile fesholunduğunu, iddia edileninin aksine davacıya tüm haklarının eksiksiz olarak hesaplanıp ödendiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda alınan hesap raporuna itibar edilerek, davacının iş akdinin 15.01.2010 tarihinde sona erdirildiği ve protokol hükümlerine göre işten çıkarma tazminatına hak kazandığına dair taraflar arasında uyuşmazlığın bulunmadığı, protokolün ilgili hükmünün Kapanıştan sonra çalışılan ay sayısı on iki rakamından çıkarılacaktır ve çalışanların geri kalan ay sayısına karşılık gelen toplam maaşı ve İşten Çıkarma Tazminatlarının ödenmesinin ya da diğer hakların kullanılmasının halihazırdaki düzenli ücret paketlerinin ve diğer sosyal yardımların Çalışanlara ödenmesine halel getirmeyeceğini kabul ve taahhüt eder şeklinde olduğu, 4857 sayılı yasanın 17/son fıkrasında işçiye 32 madde gereğince ödenecek olan ücrete ek olarak para ve para ile ölçülmesi mümkün olan sözleşme ve kanundan doğmuş menfaatler de göz önüne tutulur hükmünün bulunduğu, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin yerleşmiş uygulamalarına göre tazminat hesaplarında işçiye sağlanan ve devamlılık arz eden para veya para ile ölçülmesi mümkün olan hakların da eklenmek sureti ile hesap yapılması gerektiğinin belirtildiği, davalı tarafından da kabul edilen ve ödenen işten çıkarma tazminatının işçiye sağlanan tüm haklarında ilave edilmesi sureti ile bulunacak bedel üzerinden hesaplanarak ödenmesinin gerektiği, bu hususun protokolün toplam maaş ve düzenli ücret paketlerine ve diğer sosyal yardımların çalışanlara ödenmesine helal gelmeyeceği hükmünden ve Yargıtay'ın aynı doğrultudaki uygulamalarından kaynaklandığı gerekçesi ile davanın kabulüne ve eksik ödenen fark işten ayrılma tazminatı ile ödenenden kesilen vergi kesintisinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
Uyuşmazlık devirden sonra gerçekleşen fesih neden ile devir alan davalı işveren ile devreden dava dışı Lafaerge şirketi arasında imzalanan protokole göre işten ayrılma tazminatının eksik ödenip ödenmediği, bu ödemenin gelir vergisi kesintisine tabii olup olmadığın ve vergi kesintisinden davalının sorumlu bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı taraf protokolün işten çıkarma tazminatı başlığı altında düzenlenen hükümlerine göre özellikle yol yardımı ve yıl sonunda ödenmesi gereken primlerin dahil edilmeyerek eksik ödendiğini, ayrıca bu tazminatın damga vergisi hariç herhangi bir kesintiye tabii olmadığını, eksik ödenenden de kesinti yapılmasının yasal olmadığını iddia etmiştir. Davalı ise davacıya protokol gereği son fesih tarihine göre yılın sonuna kadar ödenmesi gereken ücret, ikramiye, yemek yardımı, sağlık ve hayat sigortası niteliğindeki ödemelerin hesaplanarak giydirilmiş ücretten ödendiğini, bu ödemelerin vergiye tabi olduğunu ve vergi kesintisinin yapılarak davacı adına vergi dairesine ödendiğini savunmuştur.
Fark işten ayrılma tazminatının normatif dayanağı olan Protokolün işten çıkarma tazminatları başlığında Eğer yeni hissedar kapanıştan itibaren 12 ay içinde karar vermesi üzerine şirket çalışanların istihdam sözleşmesini sona erdirirse, çalışanların yasal haklarına ek olarak, kapanıştan sonra çalışılan ay sayısı on iki rakamından çıkarılacağı ve çalışanların geri kalan ay sayısına karşılık gelen toplam maaşının (Şirketten ayrıldıkları tarih itibariyle geçerli maaş üzerinden hesaplanacaktır) Şirket tarafından çalışanlara istihdam sözleşmelerinin sona erdirildiği tarihte ödeneceği, işten çıkarma tazminatlarının ödenmesinin ya da diğer hakların kullanılmasının halihazırdaki düzenli ücret paketlerinin ve diğer sosyal yardımların çalışanlara ödenmesine halel getirmeyeceği belirtilmiştir. Protokolün bu maddesi işten çıkarma gerçekleşse bile kalan sürenin ücret ve ödenen diğer tüm hakları güvence altına aldığı, dolayısıyla yol parası bizzat ödenmese bile araç tahsis edilmiş ise bunun karşılığı bedeli ve yıl sonunda ödenen prim alacağını da kapsayacağı açıktır.
1.Protokolün açıklanan hükmüne göre bilirkişi tarafından yol ve prim alacağı da dikkate alınarak kalan süre için hesaplanan işten ayrılma tazminatından ödenen tazminatın mahsup edilerek kalan fark işten ayrılma tazminatına karar verilmesi isabetlidir. Bu nedenle davalının bu yöndeki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.İşçinin vergi kesilmesini gerektiren işçilik alacaklarında vergi yükümlüsü işçidir. Bu tazminat ve alacaklardan kesinti yaparak vergi dairesine işçi adına ödeme yükümlülüğü ise işverene aittir. Vergi Usul Kanunu bu konuda işvereni vergi sorumlusu olarak kabul etmiştir.
Diğer taraftan hangi tazminat ve alacaklardan vergi kesintisi yapılamayacağı, kanunlarda açıkça gösterilmiştir. Bunların tipik örneği kıdem ve işe başlatmama tazminatıdır. Bir tazminat veya alacağın vergi kesintisine tabii olup olmadığı, yasal düzenlemelerle bakılarak belirlenir.
Öncelikle davacının protokole göre 12 aylık süre içinde fesihten dolayı ücret ve diğer haklarını kapsayan işten ayrılma tazminatından vergi kesintisi yapılmayacağına dair bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Davalının vergi kesintisi yaparak ödenmesinde yasaya aykırılık söz konusu değildir. Kaldı ki davalı vergi sorumlusu olarak vergi yükümlüsü olan davacı adına kesinti yaptığını ve yatırdığını savunmuş ve belgesini ibraz etmiştir. Kesintiler Vergi Dairesine ödenmiş ise işverenin sorumluluğu ortadan kalkacaktır. Davacı kesinti yapılmaması iddiasında ise davasını işveren karşı değil, idari yargıda kesintiyi kabul eden Vergi Dairesine karşı dava açmalıdır. Davalı işverenin bu yöndeki temyiz itirazı yerinde olduğundan, işten ayrılma tazminatından yapılan vergi kesintisinin hüküm altına alınması hatalıdır. Bu yönde açılan davanın husumet nedeni ile reddi gerekir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy