(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 41, 44, 46, 47, 57) (5953 S. K. m. 7)
Dava: Davacı ve karşı davalı, kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, günlük %5 fazlasının ödetilmesine davalı ve karşı davacı ihbar tazminatının ödetilmesine davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi davalı ve karşı davacı avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27.12.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı ve karşı davacı adına Avukat Berrin Tuna Köroğlu ile karşı taraf adına Avukat N. A. Ç. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi Ş. Ç. tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı işçi, davalıya ait Show TV Ankara bürosunda fiilen 24.07.2002 tarihinde muhabir olarak çalışmaya başladığını, sigortalılığının Basın İş Kanunu hükümlerine göre yapılmadığını, 5953 sayılı Yasaya tabi olarak 19.09.2003 tarihinde davalı işverenlikçe iş sözleşmesi imzaladığını, davacı gazetecinin Ankara 32. Noterliği'nden keşide ettiği ihtarname ile diğer personele yapılan ücret zammının yapılmamış olması aylık ücretlerinin bordrolarda düşük gösterilmesi, maaşın her ayın başında peşin olarak ödenmesi gerekirken sürekli gecikme ile ödenmesi diğer parasal haklarının ödenmemesi nedeni ile iş sözleşmesini haklı olarak feshederek alacaklarının ödenmesini talep ettiğini beyanla yıllık izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, bayram ve genel tatil ücreti ve ücret alacakları ile günlük yüzde beş fazlasının ödetilmesi isteklerinde bulunmuştur.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı işveren, alacaklarının zaman aşımına uğradığını beyanla zaman aşımı itirazında bulunarak esasa yönelik olarak Basın İş Kanununa göre ücretlerinin geç ödendiğinden bahisle istifa eden gazetecinin kıdem tazminatı hakkının doğmayacağını ve istifa ederek ayrılan işçinin ihbar tazminatına da hak kazanamayacağını, istifaen işten ayrıldığını, davacı işçinin haklı fesih sebebi olmaksızın 5953 sayılı Yasanın 7. maddesine aykırı olarak iş akdini bildirim öneline uymaksızın sona erdirdiğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ihbar tazminatından 1.200,00 TL.'nin davacı karşı davalı işçiden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının davalı firmada gazetecilik hizmeti verdiği sırada ücretlerinin süresinde ödenmemesi nedeni ile ihtarname çekerek iş akdini feshettiği, davacının feshin ücretlerin zamanında ödenmemesi nedeni ile haklı nedene dayandığı gerekçesiyle kıdem tazminatı ile diğer bazı isteklerin kısmen kabulüne karar verilmiş karşı dava reddedilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı her iki davalı vekili yasal süresi içinde temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davacı işçi aylık ücretlerin sözleşme ile kararlaştırılanın altında olduğunu ileri sürerek ücret farkı isteklerinde bulunmuştur. Davalı işveren ücretlerin tam olarak ödendiğini savunmuştur.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bazı bordrolarda farklı miktarda ikramiye ödemesine yer verildiği belirtilmiş ve eksik ödeme miktarları tablo halinde aylara göre gösterilerek fark ücret hesaplanmıştır. Davalı vekili rapora itirazlarda bulunmuş, ek raporda iş sözleşmesi hükümleri ile ödeme belgelerinin değerlendirilerek rapor düzenlendiğinden söz edilerek farklı bir hesaplama yapılmamıştır.
Taraflar arasında 27.04.2002 ve 19.09.2003 tarihlerinde iki kez iş sözleşmesi imzalanmış olup aylık ücret miktarları bu sözleşmede gösterilmiştir. Sonraki dönemler ücretlerinin ise ne şekilde belirlendiği dosya içeriğinden anlaşılamamaktadır. Hükme esas alınan raporda davacı işçinin alması gereken ücretler ile aldığı ücretler ve fark ücretler aynı tabloda gösterilmemiş, sadece eksik ücretler gösterilerek denetime elverişsiz şekilde hesaplama yapılmıştır. Eksik ödeme ile ikramiye arasındaki ilişki de açıklanmamıştır. Bu yönüyle hesap raporu eksik incelemeye dayalı olup, gerekirse mali müşavir bir bilirkişiden rapor alınarak dayanakları da gösterilmek suretiyle eksik ücret ödemesi olup olmadığı belirlenmeli ve varsa bu ücretler üzerinden yüzde beş fazla ödeme tutarları belirlenmelidir.
3-) 5953 sayılı Yasada kıdem tazminatı için bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize yer verilmediği halde kıdem tazminatı için yasal faiz yerine bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmesi hatalıdır.
4-) Hüküm fıkrasında 1/ a bendinden hüküm altına alınan işçilik alacakları yönünden dava ve ıslah tarihlerinden söz edildiği halde yasal faiz ibaresine yer verilmemesi de hatalıdır.
5-) Takdiri indirim sonucu reddine karar verilen miktar yönünden davalı karşı davacı yararına avukatlık ücretine karar verilmesi de doğru değildir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, Davalı yararına takdir edilen 900.00 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.12.2011 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacı, davalı yanında 5953 Sayılı Basın İş Yasası'na tabi olarak çalıştığını, diğer çalışanlara yapılan ücret artışının kendisine uygulanmadığını, ücretinin olandan düşük gösterilip geç ödendiğini, fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, iş akdini bu nedenlerle tek taraflı ve haklı olarak sona erdirdiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı işveren, istifa eden gazetecinin kıdem tazminatı talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiş, karşı dava yolu ile ihbar tazminatı talep etmiştir.
Mahkemece; davacının ücretlerinin ödenmemesi sebebiyle iş akdini haklı feshettiği kabul edilerek hesaplanan kıdem tazminatı, ücretli izin alacağı, fazla mesai ücret alacağı ve % 5 fazla ödemelerinin kabulüne diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Tarafların temyizi üzerine Yüksek Dairenin çoğunluk oyları ile davacı gazetecinin feshinin haklı olduğu kabul edilmiş ancak hesaplama yöntemi açısından bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı gerekçesi ile Yerel Mahkeme kararı bozulmuştur.
Olayda tartışmalı olan husus gazeteci olarak Basın İş Kanunu kapsamında çalışan davacının ücretlerinin geç veya eksik ödenmesi, fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesinin haklı feshe ve buna bağlı olarak kıdem tazminatı talep etmeye imkan verip, vermediği noktasındadır:
Davacının faaliyet alanı basın ve yayıncılık olan davalı iş yerinde yaptığı, işin 5953 sayılı yasanın 1. maddesi kapsamında olduğu çekişmesizdir.
5953 Sayılı Basın İş Yasasında gerek önceki 1475 Sayılı Yasanın 16 maddesi gerekse yürürlükteki 4857 sayılı İş Yasasının 24/II-e maddesinde belirtildiği gibi ücretlerinin zamanında ödenmemesinin işçiye haklı fesih hakkı vereceği şeklinde bir düzenleme bulunmamaktadır.
5953 Sayılı Yasada ücretin zamanında ödenmemesinin neticeleri yönünden aynı yasanın 14/2. maddesinde Gazetecilere ücretlerini zamanında ödemeyen işverenler, bu ücretleri, her gün için %5 fazlasıyla ödemeye mecburdurlar. şeklinde düzenlemeye yer vermiştir.
Aynı şekilde 5953 sayılı Yasanın 11. maddesi bu kanuna göre çalışanın hangi durumda (haklı nedenle) feshi hakkı olduğunu düzenlemiştir. Buna göre Bir mevkutenin veche ve karakterinde gazeteci için şeref ve şöhretini veyahut umumiyetle manevi menfaatlerini ihlal edici bir vaziyet ihlal edecek şekilde bariz bir değişiklik vukuu halinde gazeteci akdi derhal feshedip kıdem tazminatı talep edebilecektir.
Madde metninden de anlaşıldığı gibi düzenleme çok dar tutulmuştur. Yasada yer almayan ücretin geç veya eksik ödenmesi hususu, işçiye haklı fesih hakkı verip kıdem tazminatı almasına olanak tanımamaktadır. Bu konunun yasanın bir boşluğu şeklinde değerlendirilip kıyas yoluyla doldurma yoluna gidilmesi de mümkün değildir.
Yüksek Yargıtay HGK.'nun 16.05.2001 gün 2001/9-417 E 2001/419 K, Yargıtay 9. H.D 28.06.2007/34521 E, 2007/21159 K, Yargıtay 9 HD 24.02.2003/11580 E, 2004/ 3119 K sayılı kararları da aynı görüş ve doğrultudadır.
Davacının kıdem tazminat talebinin kabulü şeklindeki yerel mahkeme kararının Bozulması görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun farklı nedenle oluşturduğu bozma kararına katılamıyorum. 27.12.2011 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy