(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 41, 46, 57, 59)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, hafta sonu çalışma ücreti, yıllık ücretli izin, gelir vergisi alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı ve davalılardan Tedaş Genel Müdürlüğü avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F
B
tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı asıl işveren olan davalı TEDAŞ Genel Müdürlüğü bünyesinde son alt işveren olan M
A
bağlı çalıştığını, davalı işveren tarafından 20.03.2005 tarihinde iş akdine haklı nedene dayanılmaksızın son verildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı M. A. vekili, müvekkilinin diğer davalı TEDAŞ'a ait iş yerinde yüklenmiş bulunduğu genel temizlik işi süresinin 20.03.2005 tarihi itibariyle sona erdiğini, davacı işçinin 21.03.2005 tarihi itibariyle asıl işveren olan TEDAŞ' a ait iş yerinde alt işveren B
Y
işçisi olarak çalışmaya devam ettiğini bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatı talep hakkının doğmadığını ileri sürmüş ve davanın reddine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
Yerel mahkemece davacının iş akdinin 20.03.2005 tarihinde feshedilmediği, asıl işveren TEDAŞ'a ait iş yerinde temizlik ihalesini alan yeni firmada davacının çalışmasını sürdürdüğü bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığı, davacı tarafça davalılara ait iş yerinde fazla mesai yapıldığı ve hafta tatillerinde çalıştığı iddiasının kanıtlanamadığı, davacının hak kazandığı yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığı ya da karşılığı ücretlerin ödendiği hususunun davalı işveren tarafından geçerli delillerle ispatlanamadığı kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Hüküm süresi içerisinde davacı ve davalı Tedaş vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalı Tedaş'ın ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir
2- Taraflar arasında uyuşmazlık davacı işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada ilişkinin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zaman aşımı da, iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.
Kanunda, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti için kesin bir ödeme günü belirlenmiş değildir. Sözleşmenin feshi anı, yıllık ücretli izin hakkının ücrete dönüşmesi, bir başka anlatımla izin ücretine hak kazanma zamanı olarak Kanunda belirtilmiştir. İş sözleşmesinin feshedildiği tarihte izin ücreti muaccel olur, ancak faiz başlangıcı bakımından işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir.
Yıllık izin hakkı anayasal temeli olan bir dinlenme hakkı olup, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında ücrete dönüşmez ve bu haktan vazgeçilemez. İşçinin iş sözleşmesinin devamı süresinde kullanmadığı yıllık izinlere ait ücreti istemesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında izin hakkının bulunduğunun tespitini istemesinde hukuki menfaati vardır.
Somut olayda davacının davalı M
A
nezdindeki çalışması temizlik ihalesinin sona ermesi nedeni ile 20.03.2005 tarihinde sonlanmış ise de davacının 21.03.2005 tarihinden itibaren asıl işveren TEDAŞ'a ait B
Y
temizlik firmasına bağlı olarak çalışmasını sürdürdüğü anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacının iş akdinin 20.03.2005 tarihinde sona ermediği, asıl işverenden temizlik ihalesini alan dava dışı firmaya bağlı olarak çalışmaya devam ettiği kabul edilmesine rağmen yıllık izin ücret alacağının fesih ile muaccel hale geleceği dikkate alınmaksızın yıllık izin alacağına hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy