(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 41, 46)
Dava: Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil, izin ücreti, sefer primi ücret alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.07.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına vekili ile karşı taraf adına vekili geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi N. D. C. tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi Gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili davacının 1998 yılının Ocak ayından itibaren davalı firmada transport şoförü olarak çalışmaya başladığını, sigortasının uzun süre sonra yapıldığını, hem yurtiçi hem de yurtdışı seferlere gönderildiğini, önce sefer başına 800-Euro para aldığını daha sonra ücret ödeme sisteminin değiştirildiğini, faturalı sisteme geçildiğini, Avrupa ülkelerine ayda ortalama 2,5-3 sefer yaptığını, ücretinin resmi kayıtlarda asgari ücret olarak gösterildiğini, yıllık ücretli izinlerini kullanmadığını, İngiltere seferinden Bursa'ya döndükten sonra Bursa'dan yüklenen yükü getirdiğinde kendisine dinlenme süresi verilmeden gene yurtdışı sefere gönderilmek istendiğini, yorgun olduğunu söylediğinde ise iş akdine son verildiğini ileri sürmek kıdem tazminatıyla diğer bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davacının iş akdinin feshi konusundaki iddialarının yerinde olmadığını, aracının geç yüklenmesi sebebiyle genel müdüre bağırarak ayrılıp bir daha şirkete uğramadığını, 23.04.2007 tarihinde Gemlik'ten yüklediği aracı da sefere götürmediğini, 26-27-30.04.2007 tarihlerinde işe devam etmemesi üzerine ihtarname gönderildiğini, mazeretini sunmasının istendiğini, aksi taktirde iş akdinin feshedilmiş sayılacağının söylendiğini, davacının iş akdinin işe devamsızlığı ve şirket genel müdürüne hakarete varan sözler sarf etmesi sebebiyle haklı sebeple feshedildiğini, davacının asgari ücretle çalıştığını, ayrıca şoförlere sefer harcırahı verildiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatı hakkı bulunmadığını, diğer taleplerinin de yerinde bulunmadığından reddi gerektiğini beyan etmiştir.
Davalı vekili bilahare cevap dilekçesini ıslah ederek davacının ve diğer tır şoförlerinin yaptığı sefere göre değişen miktarlarda sefer harcırahı karşılığı çalıştığını SSK açısından asgari ücret üzerinden sigorta kaydı yapıldığını belirtmiştir.
Mahkemece davacının Bakırköy 10. İş Mahkemesinde davacı tanığı olarak verdiği ifadesinde işten kendi isteğiyle ayrıldığını beyan etmesi karşısında ihbar ve tazminat talebine hakkı olmadığı gerekçesi ile bu taleplerinin reddine, diğer taleplerinin ise bilirkişi raporu doğrultusunda kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının ve davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının yerinde olmaması sebebiyle reddine,
2) Davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı taraflar arasında ihtilaflıdır.
Dosya kapsamına ve tanık beyanlarına göre davacının davalı şirkete ait işyerinde emekli olduktan sonra ara vermeden çalışmaya devam ettiği, emeklilik sebebiyle emeklilik öncesi hizmet süresinin tasfiye edilmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacının emeklilik sonrası hizmet süresine dair olmak üzere kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi doğru ise de yasaya göre emeklilik kıdem tazminatına hak kazandıran nedenlerden olduğundan emeklilikle sona eren hizmet süresi için o tarihteki ücret üzerinden kıdem tazminatı alacağının hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde talebin tümden reddi hatalıdır.
3) Davacının ücret alacağı olup olmadığı ihtilaflıdır.
Davacı lehine asgari ücretten hesap edilen ücret alacağı hüküm altına alınmış ise de, davacının başka bir mahkemede görülen davada tanık sıfatıyla verdiği ifadede kendi ikrarıyla sabit olduğu üzere ücretin sadece sefer priminden oluştuğu görülmektedir. O halde davacının asgari ücrete yönelik talebinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
4) Yukarıdaki bozma sebebine göre davacının aylık ücretinin sadece sefer primi olduğu gerçeği karşısında tüm taleplerin sadece sefer priminden oluşan aylık ücrete göre yapılması gerekir.
5) Davacının bayram ve genel tatil alacağı bulunup bulunmadığı da ihtilaflıdır.
Davacı lehine bilirkişi raporu benimsenerek hüküm altına alınan bayram ve genel tatil alacağı bilirkişi tarafından varsayıma dayalı olarak hesap edilmiştir.
Davacının talep edilen döneme ait pasaport kayıtlarının celbi suretiyle zaman aşımı defiileri de dikkate alınarak çalıştığı bayram ve genel tatillerin tespiti ve buna göre alacağın belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bu da ayrı bir bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 825.00tl.duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, davacı yararına takdir edilen 825.00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 12.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy