(2004 S. K. m. 68, 68/A) (5521 S. K. m. 7) (4857 S. K. m. 8, 28) (818 S. K. m. 104) (3095 S. K. m. 3) (YHGK. 04.03.2009 T. 2009/9-57 E. 2009/110 K.)
Dava: Taraflar arasındaki, borçlu olmadığının tespiti ile % 40 icra inkar tazminatının tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmayı tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.06.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına vekili karşı taraf adına vekili geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi N. D. C. tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi. Gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili dava dilekçesinde davacı M.'un davalı işyerinde 01.01.2006 tarihinden 27.03.2009 tarihine kadar işçi olarak çalıştığını, müvekkilinin iş akdinin haksız ve sebepsiz olarak feshedildiğini, davacının yıllık ücretli izin alacağı, ücret alacağı gibi alacaklarının ödenmediğini, davalı işverenin davacı M.'tan işe girerken teminat olarak aldığı, diğer davacının kefil olarak imza attığı ve işveren tarafından Tarsus 2. İcra Müdürlüğünün 2009/1917 takip sayılı dosyasına konu 26.03.2009 düzenleme tarihli ve 30.04.2009 vadeli 50.000 TL bedelli bonodan dolayı davacıların borçlu olmadığının tespiti ile %40 icra inkar tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davacı M.'un müvekkili şirkette 03.07.2006-27.03.2009 tarihleri arasında satış elemanı olarak çalıştığını, davacının araç içerisinde peşin olarak sattığı malın parasını zimmetine geçirebilmek için post cihazından çekilmiş slipleri muhasebeye verdiğini, hayali yüksek iskontolu faturalar düzenlediğini, bazı müşterilerin kredi kartlarından post cihazının bozulduğunu belirterek ya da başka bahanelerle iki kez çekim yaptığını, bu durumun müşteriler tarafından bildirilmesi üzerine çekilen miktar karşılığının mal olarak ödendiğini, bu olaylar ve şikayetler üzerine davacı M.'un da katılımıyla yapılan mutabakat tutanaklarıyla müvekkili şirketin bünyesindeki alacak kayıtlarıyla satış noktalarındaki borç ve alacak kayıtlarının örtüşmediğinin tespit edildiğini, bu davacının açıkça zimmetine para geçirdiğini, davacıların vermiş olduğu senedin teminat senedi olmadığını, zararın ortaya çıkmasından sonra davacıların davalı şirketin zararına karşılık imzalayarak verdikleri alacak senedi olduğunu, senet bedelini ödemek için 1 ay süre isteyen davacıların borçlarını ödememeleri sebebiyle icra takibi yapıldığını, davacı M.'un bu eylemleri sebebiyle hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını, açılan ceza davasının derdest olduğunu savunarak açılan davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece davacıların davasının kabulüne ve takip konusu alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının yerinde olmaması sebebiyle reddine,
2- İşçilik alacaklarıyla ilgili olarak yapılmış olan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında icra inkar tazminatına karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri İcra İflas Kanunun 67 nci maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır.
İtirazın iptali davası, takip alacaklısı tarafından itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılır. İcra takibinde yer alan ve borçlu tarafından itiraza uğrayan kısım davanın konusunu oluşturur. Borcun tamamına ya da bir kısmına itiraz hallerinde olduğu gibi imzaya itirazla faize itiraz edilmesi durumunda da itirazın iptali davası açılabilir.
İcra İflas Kanununun 68 ve 68 (a) maddelerinde sözü edilen belgelerden birine sahip olmayan alacaklı, itirazın giderilmesini sağlayabilmek için yalnız itirazın iptali yoluna başvurabilir.
Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş ya da itiraz geçerli değilse alacaklının itirazın iptali davası açmasında hukuki yarar yoktur.
İtirazın iptali davası süreye tabidir. Alacaklı itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde davayı açabilir.
İcra takibi konusu alacak (davası) iş mahkemesinin görevine girmekte ise, itirazın iptali davası da iş mahkemesinde açılır (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku, İstanbul Kasım 2004, s. 223). Buna göre davada 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 7 nci maddesi uyarınca sözlü yargılama usulü uygulanır.
İtirazın iptali davasında, işçilik alacaklarıyla ilgili olarak tahsil hükmü kurulması mümkün olmaz. Yargılama sonunda icra takibine itirazın kıdeme ya da tamamen iptaliyle takibin devamına ya da davanın reddine dair karar verilmelidir.
İtirazın iptali davasında dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması mümkün olup, arttırılan kısım yönünden tahsil davası olarak hüküm kurulmalıdır. Davaya konu miktarın ıslah yoluyla arttırılması itirazın iptali davasının niteliğini değiştirmez ve tamamını tahsil davasına dönüştürmez.
İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının Yasada gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilir. İcra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Özellikle, işçinin kıdemi, ücreti gibi hesap unsurları, işverence bilinen ya da belirlenebilecek hususlardır. 4857 Sayılı İş Kanununun 8 ve 28 inci maddelerinin işverene bu gibi konularda belge düzenleme yükümü yüklediği de gözden uzak tutulmamalıdır. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkar tazminatına hükmedilemez (Yargıtay HGK. 04.03.2009 gün 2009/9-57 E, 2009/110 K).
Borçlu belirli bir alacak için yapılan icra takibinde borcun bir kısmına itiraz etmek istediğinde, itiraz ettiği kısmı açıkça göstermek zorundadır. Borçlu buna uymaz ve borcun tamamına itiraz ederse, itirazın iptali davası sonucunda borçlu olduğu miktar bakımından icra inkar tazminatı ödemekle yükümlüdür (Yargıtay 9. H.D. 04.04.2008 gün 2007/14360 E, 2008/ 7511 K.).
Alacağın likit olması şartıyla, itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkar tazminatına hükmedilmelidir.
İcra inkar tazminatı, asıl alacak bakımından söze konu olur. İşlemiş faiz istemi yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir.
İcra takibinde işlemiş faiz için de takip tarihinden itibaren faiz talep edilmiş olması durumunda, itirazın iptaliyle takibin devamına karar verilmesi, faize faiz yürütülmesi anlamına gelir ki, B.K.nun 104/son ve 3095 Sayılı Kanunun 3 üncü maddesi uyarınca faize faiz yürütülmesi mümkün olmaz. Bu halde, asıl alacak bakımından takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmek suretiyle, faize faiz yürütülmeyecek şekilde hüküm kurulmalıdır.
Somut olayda davacıların menfi tespit davasına konu ettikleri hakkın özü çekişmeli olup gerçek durum yargılamayla ortaya çıkarılmıştır. O halde ortada likit bir alacağın varlığından söz edilemez.
Mahkemece icra inkar tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup, bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün H.U.M.K.nun 436/2 nci maddesi uyarınca düzeltilerek ONANMASINA karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Hüküm fıkrasının icra inkar tazminatına dair 2 numaralı bendinin tamamen hükümden çıkartılarak, takip eden 3 numaralı bent numarasının 2, 4 numaralı bent numarasının 3, 5 numaralı bent numarasının 4 6 numaralı bent numarasının 5 olarak düzeltilerek ONANMASINA, davalı yararına takdir edilen 825.00 TL. duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 14.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy