(2821 S. K. m. 61) (2822 S. K. m. 16) (818 S. K. m. 101) (1086 S. K. m. 388, 389, 416, 417)
Dava: Davacı, 15.05.2001-28.07.2009 tarihleri arasındaki dönem için 2.000 TL sendika üyelik ve dayanışma aidatı asıl alacağının toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılan ödeme tarihlerinden itibaren bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek işletme kredisi faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ö. F. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, Gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili Hizmet İş Sendikasıyla Ulalar Belediye Başkanlığı arasında toplu iş sözleşmeleri imzalandığını, dava dönemi içerisinde davalıya bağlı işyerinde çalışan işçilerin üyelik ve dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmelerinden yararlandırıldığını, işçilerin ücretlerinden kesilen üyelik ve dayanışma aidatı alacaklarının işveren tarafından sendikaya ödenmediğini iddia ederek 15.05.2001-28.07.2009 tarihleri arasındaki dönem için 2.000 TL sendika üyelik ve dayanışma aidatı asıl alacağının toplu iş sözleşmelerinde kararlaştırılan ödeme tarihlerinden itibaren bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek işletme kredisi faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Belediye cevap dilekçesi vermemiştir.
Mahkemece Ulalar Belediye Başkanlığı'nın işçilerin sendika aidatlarını keserek, kesinti yaptığı sendika aidatlarının bir bölümünü sendikaya göndermediği belirtilerek davanın kısmen kabulüyle 24.264,45 TL'nin ıslah dilekçesindeki ödenmeyen kısımlar için yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından mahkeme tarafından asıl alacağa yasal faiz uygulanmasının hukuka aykırı olduğu, ayrıca kararda alacağa hangi tarihlerden itibaren faiz uygulanacağının anlaşılmadığı, dava dışı döneme ait ödemelerin davaya konu alacak miktarından mahsup edilerek hüküm kurulduğu, davalı belediye başkanlığı vekille temsil edilmemesine karşın, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu belirtilerek temyiz edilmiştir.
Sendikalar Kanunu'nun 61 inci maddesinin 1. fıkrasında: İşyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasının, toplu iş sözleşmesi yapılmamışsa veya sona ermişse yetki alan işçi sendikasının yazılı talebi ve aidatı kesilecek sendika üyesi işçilerin listesini vermesi üzerine, işveren sendika tüzüğü uyarınca üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu gereğince sendikaya ödenmesi gerekli dayanışma aidatını, işçilere yapacağı ücret ödemesinden kesmeye ve kestiği aidatın nevini belirterek tutarını ilgili sendikaya göndermeye mecburdur. Aynı maddenin 2. fıkrasında ise, Yukarıdaki fıkra gereğince sendika tüzüğüne uygun olarak kesilmesi istenen aidatı kesmeyen işveren ilgili sendikaya karşı kesmediği veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili kuruluşa göndermediği miktar tutarınca genel hükümlere göre sorumlu olduktan başka aidatı sendikaya verinceye kadar bankalarca işletme kredilerini uygulanan en yüksek faizi ödemek zorundadır denilmektedir.
O halde; 2821 Sayılı Sendikalar Kanunu'nun 61/1 inci maddesine göre bir işyerinde veya işletmede toplu iş sözleşmesi yapmak için 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununun 16 ncı Maddesi uyarınca yetki belgesi alan işçi sendikası, yetki belgesine konu işyeri veya işletmede çalışan üyesi işçilerin listesini, sendika tüzüğüne göre üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve sendikanın banka hesap numarasını işverene bildirmesi ve bu listeye göre üyelik aidatını kesilmesini ve sendikanın banka hesabına yatırmasını istemesi gerekir.
B.K.'nun Borçlunun temerrüdü başlıklı 101 inci maddesinin 1. fıkrasında Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur. İkinci fıkrasında ise Borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen ihbarda bulunmak suretiyle tespit etmiş ise, mücerret bu günün hitamıyla borçlu mütemerrit olur. hükümleri yer almaktadır.
Toplu İş Sözleşmelerinde kesilen aidatın ne zaman sendikaya yatırılacağı hususu düzenlenmiş ise ayrıca ihtara gerek kalmadan bu tarihlerden itibaren faize karar verilmeli, düzenlenmemiş ise taraf sendikanın işvereni temerrüde düşürmesi gerekir. Dava tarihinden önce sendika tarafından işverenin temerrüde düşürülmesi söz konusu değil ise dava ve ıslah tarihi temerrüt tarihini oluşturmaktadır.
Davacı sendikayla davalı işveren arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmelerinde sendika aidatlarının ne şekilde ve hangi sürede davacı sendika adına yatırılacağı ayrıntılı ve açık şekilde düzenlenmiştir. Davacı sendikanın her toplu iş sözleşmesi döneminde yasa ve toplu iş sözleşmeleri uyarınca üyesi olan işçilerin listesi ve banka hesap numarasını davalı işverene gönderdiği anlaşılmaktadır. O halde Toplu İş Sözleşmelerinde belirtilen tarihlerden itibaren faize karar verilebilecektir. Mahkemece kabul edilen alacakların faiz başlangıç tarihi itibariyle hüküm fıkrasının açık ve anlaşılır olmaması hatalıdır.
Bundan başka, üyelik aidatlarının 2821 Sayılı Sendikalar Kanunun 61 inci maddesi gereğince bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faiziyle tahsiline karar verilmesi gerekir iken yasal faize karar verilmesi de hatalıdır.
Öte yandan davalı tarafından davaya konu olmayan döneme ait Temmuz 2009 aidat alacağı yönünden dava tarihinden sonra yapılan ödemenin davaya konu alacaklardan mahsubuna karar verilmesi de yerinde değildir.
Ayrıca, H.U.M.K.'nun 388. ve 389 uncu maddeleri uyarınca hükmün, taraflara yönelik olarak kurulması gerekir. Kural olarak, davada haklı çıkan taraf kendisini vekil temsil ettirmiş ise, vekalet ücreti diğer yargılama giderleri gibi haksız çıkan taraftan alınarak haklı çıkan tarafa verilir. Her iki tarafın kısmen haklı kısmen haksız çıkması durumunda, her iki tarafta vekalet ücretinden sorumlu tutulacak, vekalet ücreti kabul edilen miktara göre davacı yararına, reddedilen miktara göre ise davalı yararına hüküm altına alınacaktır. (H.U.M.K. madde 416, madde 417).
Somut olayda davalı kendisini vekil temsil ettirmemesine rağmen kısmen red sebebiyle davalı yararına vekalet ücretine karar verilmesi de hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 07.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy