(2821 S. K. m. 61) (2822 S. K. m. 16) (818 S. K. m. 84, 101)
Dava: Davacı, sendika üyelik aidatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, istemi hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ö. F. Tüfek tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı işverenin belediye sendika adına kestiği aidatları 2821 Sayılı Kanunun 61 inci maddesi uyarınca ...... Kesildikleri tarihten itibaren bir ay içinde.... sendikaya ödemediği gibi taraflarından gönderilen 21.3.2001 tarihli ve 20.1.2006 tarihli ihtarnamelere rağmen de ödemediğini, belirterek 2.000,00 TL aidat alacaklarına ait oldukları (kesildikleri) aylardan bir ay sonra başlayacak en yüksek işletme kredisi faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili belediyenin mali kayaklarının yeterli bulunmaması sebebiyle Belediye-İş sendikası alacakları konusunda sendika yetkililerine bilgi verilmek suretiyle gecikme yaşandığını, sendika yetkililerinin iyi niyetli davranmayarak bu davanın açılmasına sebep olduklarını belirterek dava haksız olduğunu belirtmiştir.
Mahkemece davanın kabulüyle 12.653.45 TL alacağın ait oldukları aylardan bir ay sonra başlayacak en yüksek işletme kredisi faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, Belediye tarafından dava açıldıktan sonra ödenen 3.107.28 TL ve 2.790.11 TL aidatların ödenme tarihine kadar olan faizlerin işletilmesine, ödeme aşamasında toplam miktardan mahsup edilmesine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının ve davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Sendikalar Kanunu'nun 61 inci maddesinin 1. fıkrasında: İşyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesini tarafı olan işçi sendikasının, toplu iş sözleşmesi yapılmamışsa veya sona ermişse yetki alan işçi sendikasının yazılı talebi ve aidatı kesilecek sendika üyesi işçilerin listesini vermesi üzerine, işveren sendika tüzüğü uyarınca üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu gereğince sendikaya ödenmesi gerekli dayanışma aidatını, işçilere yapacağı ücret ödemesinden kesmeye ve kestiği aidatın nev'ini belirterek tutarını ilgili sendikaya göndermeye mecburdur. Aynı maddenin 2. fıkrasında ise, Yukarıdaki fıkra gereğince sendika tüzüğüne uygun olarak kesilmesi istenen aidatı kesmeyen işveren ilgili sendikaya karşı kesmediği veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili kuruluşa göndermediği miktar tutarınca genel hükümlere göre sorumlu olduktan başka aidatı sendikaya verinceye kadar bankalarca işletme kredilerini uygulanan en yüksek faizi ödemek zorundadır denilmektedir.
O halde; 2821 Sayılı Sendikalar Kanunu'nun 61/1 inci maddesine göre bir işyerinde veya işletmede toplu iş sözleşmesi yapmak için 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununun 16 ncımaddesi uyarınca yetki belgesi alan işçi sendikası, yetki belgesine konu işyeri veya işletmede çalışan üyesi işçilerin listesini, sendika tüzüğüne göre üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve sendikanın banka hesap numarasını işverene bildirmesi ve bu listeye göre üyelik aidatını kesilmesini ve sendikanın banka hesabına yatırmasını istemesi gerekir.
B.K.'nun Borçlunun temerrüdü başlıklı 101 inci maddesinin 1. fıkrasında Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur. İkinci fıkrasında ise Borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen ihbarda bulunmak suretiyle tespit etmiş ise, mücerret bu günün hitamıyla borçlu mütemerrit olur. hükümleri yer almaktadır.
Toplu İş Sözleşmelerinde kesilen aidatın ne zaman sendikaya yatırılacağı hususu düzenlenmiş ise ayrıca ihtara gerek kalmadan bu tarihlerden itibaren faize karar verilmeli, düzenlenmemiş ise taraf sendikanın işvereni temerrüde düşürmesi gerekir. Dava tarihinden önce sendika tarafından işverenin temerrüde düşürülmesi söz konusu değil ise dava ve ıslah tarihi temerrüt tarihini oluşturmaktadır.
Davacı sendikayla davalı işveren arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmelerinde sendika aidatlarının ne şekilde ve hangi sürede davacı sendika adına yatırılacağı ayrıntılı ve açık şekilde düzenlenmiştir.
Ancak dosya kapsamından; sendikanın her toplu iş sözleşmesi döneminde yasa ve toplu iş sözleşmeleri uyarınca üyesi olan işçilerin listesi ve banka hesap numarasını davalı işverene gönderip göndermediği anlaşılamamaktadır, davacı belirtilen belgeleri davalı işverene göndermiş ise Toplu İş Sözleşmelerinde belirtilen ödeme tarihine göre faize karar verilmelidir.
Ayrıca 2821 Sayılı Sendikalar Kanunu'nun 61/2 nci fıkrasında sendika üyelik aidatının bir ay içerisinde sendikaya gönderilmesi öngörülmüş ise de; yukarda açıklandığı şeklide kanunda işverene bir aylık ödeme süresi öngörülmesi temerrüt için yeterli görülmemiş, işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar uyarınca yapılacak araştırma sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken eksik incelemeyle verilen karar hatalı olmuştur.
Bundan başka, İntepe belediye başkanlığı hesabından Belediye iş sendikası hesabına 21.11.2007 tarihinde 2.790,11 TL, 28.12.2007 tarihinde 3.107,28 TL havale gönderildiği tespit edilmiştir. B.K.'nun 84 üncü maddesinde Borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise kısmen icra eylediği tediyeyi resülmale mahsup edebilir. Alacaklı alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya sair teminat almış ise borçlu kısmen icra eylediği tediyeyi temin edilen veya teminatı daha iyi olan kısma mahsup etmek hakkını haiz değildir kuralı düzenlenmiştir.
Buna göre tek bir borç ilişkisinin söz konusu olduğu durumda borçlu para borcunun faiz ve masraflarını ödemede temerrüde düşmemişse yaptığı kısmi ödemeyi anapara borcuna mahsup etme hakkına sahiptir. Ancak, para borcunun bir kısmı için kefalet, rehin veya benzeri bir teminat verilmişse, yapılan kısmi ödemenin teminatlı olan borca mahsubu istenemez. Bu durumda kısmi ödemenin teminatsız olan ya da teminatı daha az olan borca mahsubu gerekir. Borçlu, faiz ve masrafları ödemede temerrüde düşmüşse yaptığı kısmi ödeme öncelikle gecikmiş faiz ve masraf borçlarına mahsup edilecektir. H.G.K.nun 27.9.2000 tarih ve 2000/12-1148 esas, 2000/1193 karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, B.K.nun 84 üncü maddesi gereğince ödemelerin öncelikle asıl alacaktan düşülebilmesi için, borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmemiş olması zorunludur.
Gecikme ve alacaklının iradesini açıklaması halinde, ödenen kısmın öncelikle faizden düşülmesi gerekir.
O halde, B.K.'nun 84 üncü maddesine göre borçlu faizleri ödemede geciktiği için ödemelerin ilk olarak faize mahsup edilmesi, arta kalan kısım olur ise öncelikle muaccel olan borç için yapılmış sayılması gerektiğinin düşünülmemesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Bozma sonrası kurulacak hükümde, Toplu İş Sözleşmelerinde belirtilen ödeme tarihine göre faize karar verilmesi halinde, 15.1.2003- 14.1.2004 toplu iş sözleşmesi dönemi için davacı istemi (H.U.M.K.74) ve davalı yararına kazanılmış hak ilkesi de gözetilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 21.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy