MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, fazla mesai ücreti, asgari geçim indirimi alacağı, hafta tatil ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılardan ... San. Ve Tic. A.Ş. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle müvekkilinin ...’e ait işyerinde 23.04.2010-12.06.2010 tarihleri arasında kule vinç operatörü olarak aylık net 2.300 TL ücret karşılığı çalıştığını, iş akdinin işveren tarafından haksız ve ihbarsız olarak feshedildiğini, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatillerde çalışmasına, fazla mesai yapmasına rağmen karşılığı olan ücretlerin, son aya ait ücreti ile asgari geçim indirimi ücretlerinin ödenmediğini iddia ederek, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ücret alacağı, asgari geçim indirimi ile ulusal bayram-genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalılar Cevabının Özeti:
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının müvekkilinin çalışanı olmadığını, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkiline ait bir kısım inşaat işlerinin alt yüklenici diğer davalı ...’e verildiğini, davacının da bu davalının işçisi olarak çalıştığını beyan savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkilinin ikametgâhında açılması gerektiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde davalı şirket temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı ... Teks. Turz. San. Ve Tic. A.Ş'nin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. (Yargıtay 9.HD. 23.9.2008 gün 2007/27217 E, 2008/24515 K.).
Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda davacı net 2.300 TL ücret aldığını iddia etmiş, davalılar ise davacının ücret seviyesi hakkında yargılama aşamasında açıklayıcı bir beyanda bulunmamışlardır. Sigortalı hizmet cetveli dökümünün incelenmesinden davacının ücretinin brüt 750 TL olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Davacı tanıklarından Önder, davacının iddiasını doğrulamıştır. Diğer taraftan davacı tarafından dosyaya sunulan para makbuzunda davacıya Nisan-Mayıs ESAS NO : 2011/40548
ödemesi adı altında 2.300 TL ödendiği bellidir. Davalı taraf bu ödemenin davacının çalıştığı tüm süreye ilişkin alacaklarının karşılığı olarak ödendiğini savunmaktadır. Mahkemece emsal ücret araştırması yaptırılmış, ... Sendikasınca verilen cevapta toplu iş sözleşmesi kapsamında çalışan işçinin alacağı saat ücreti ve alacağı sosyal haklar bildirilmiş olup, dosyada davacının sendika üyesi işçi olduğu, toplu iş sözleşmesinden faydalandığı hususunda bir bilgi veya belge yoktur. Bu anlamda mahkemece yaptırılan emsal araştırması yetersiz kalmaktadır.
Yukarıda sayılan ilkeler doğrultusunda; davacı işçinin işyerindeki kıdemi, mesleki kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri, toplu iş sözleşmesi kapsamında olup olmadığı ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alınarak sendikalardan, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından davacının alabileceği emsal ücretin ne kadar olabileceği araştırılıp tüm deliller değerlendirilerek bir sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy