MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatlarınca tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı Bakanlıkda 01.03.1999-23.11.2009 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin emeklilik sebebiyle feshedilmesine rağmen kıdem tazminatının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Bakanlık; hizmet alım sözleşmelerinin yıllık olarak yapıldığını ve firmaların her yıl değişmesi sebebiyle bir yıllık çalışma süresini doldurmadığını bu nedenle kıdem tazminatı ile izin hakkının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı, şirket vekili, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalılar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Kıdem tazminatına uygulanması gereken faiz konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 120 nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin onbirinci fıkrası hükmüne göre, kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir. Faiz başlangıcı fesih tarihi olmalıdır. İş sözleşmesinin ölüm ya da diğer nedenlerle son bulması faiz başlangıcını değiştirmez. Ancak, yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için işyerinden ayrılma halinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa başvurduğunu ve yaşlılık aylığı bağlandığını belgelemesi şarttır. Bu halde faiz başlangıcı da anılan belgenin işverene verildiği tarihtir.
Yaşlılık aylığı bağlandığına ilişkin belge işverene bildirilmemişse, işverence kıdem tazminatı olarak ilk taksitin ödendiği tarih bakiye kıdem tazminatı için faiz başlangıcı sayılmalıdır. Böyle bir taksit ödemesi de olmadığı durumlarda faiz başlangıcı, davanın açıldığı ya da icra takibinin yapıldığı tarihtir.
Somut olayda davacı emeklilik nedeniyle davalı işyerinden ayrılmış olup davacının bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa başvurduğu ve yaşlılık aylığı bağlandığına ilişkin belgeyi davalı işverene verdiği kanıtlanamadığı halde kıdem tazminatı faizinin dava tarihi yerine davalı işyerinden ayrılış tarihinden yürütülmesi hatalı olup, bozma sebebi ise de,bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı yasanın geçici 3/1. Maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
F) SONUÇ
Hüküm fıkrasındaki “ 7.918,88 TL kıdem tazminatının davalılardan iş akdinin fesih tarihi 23.11.2009 emeklilik tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine ” paragrafının çıkartılarak, yerine;
“ 7.918,88 TL kıdem tazminatının dava tarihi olan 02.12.2009 tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine ” paragrafının yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine 28.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy