MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı dersanede öğretmen olarak çalışırken, ücretlerinin bordrolarda düşük gösterilmesi, gerçek ücretinin daha yüksek olmasına rağmen resmi kurumlara düşük ücretin bildirilmesi, asgari ücret tutarının bankaya yatırılıp kalan miktarın elden ödenmesi ve ödemelerin gecikmesi nedenleriyle sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini belirtip, kıdem tazminatının ödetilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, iş sözleşmesinde yazılı olan ücretin ödendiğini ve ödemelerde gecikme olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, haklı nedenle fesih sebebinin gerçekleşmediği ve 6 günlük hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-İşçinin ödenmeyen işçilik hakları sebebiyle iş sözleşmesini haklı olarak feshedip feshetmediği konusu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanununun 32 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. 5953 sayılı Basın İş Kanununun 14 üncü maddesinin aksine, 4857 sayılı Yasada ücretin peşin ödeneceği yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sora ödenmelidir.
Ücreti ödenmeyen işçinin, bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi yasal yollardan talep etmesi mümkündür.
1475 sayılı Yasa döneminde, toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla 818 Sayılı Borçlar Kanununun 81 inci maddesi uyarınca ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceği kabul edilmekteydi. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 97 inci maddesinde de benzer bir düzenleme yer almaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda ise ücret daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin yirmi gün içinde ödenmemesi durumunda, işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş, toplu bir nitelik kazanması halinde dahi bunun kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır.
Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da bulunmaktadır. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir.
Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanması gerekir (Yargıtay 9.HD. 18.01.2010 gün, 2008/14546 E, 2010/193 K).
4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların ödenmemesi durumunda da işçinin haklı fesih imkânı bulunmaktadır (Yargıtay 9. HD. 16.07.2008 gün 2007/22062 E, 2008/16398 K).
İşçinin ücretinin işverenin içine düştüğü ödeme güçlüğü nedeniyle ödenememiş olmasının sonuca bir etkisi yoktur. İşçinin, ücretinin bir kısmını Yasanın 33 üncü maddesinde öngörülen ücret garanti fonundan alabilecek olması da işçinin fesih hakkını ortadan kaldırmaz.
Bireysel veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan aynî yardımların yerine getirilmemesi de (erzak ve kömür yardımı gibi) bu madde kapsamında değerlendirilmeli ve işçinin “haklı fesih” hakkı bulunduğu kabul edilmelidir.
İşçinin sigorta primlerinin hiç yatırılmaması veya eksik bildirilmesi, sosyal güvenlik hakkını ilgilendiren bir durum olsa da Dairemizin 1475 sayılı Yasa döneminde istikrar kazanmış olan görüşü, 4857 sayılı İş Kanunu döneminde de devam etmekte olup, sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya düşük ücretten yatırılması hallerinde de işçinin haklı fesih imkânı vardır (Yargıtay 9. HD. 18.01.2010 gün, 2009/24286 E, 2010/74 K.).
Somut olayda davacı, ücretinin gerçekte daha fazla olmasına rağmen bordrolarda düşük ücretten gösterilip primlerinin de düşük yatırıldığını, ücret ödemelerinin sürekli geciktirildiğini, maaşın asgari ücret kısmının bankaya yatırılıp kalanın elden ödendiğini, bu nedenle haklı sebeple sözleşmeyi feshettiğini belirterek, kıdem tazminatının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, iş sözleşmesinde kararlaştırılan en son ücretin her ay düzenli olarak ödendiğini, ödemlerde gecikme olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Dinlenen tanıklar, davacının ücretinin gerçekte daha fazla olmasına rağmen kayıtlarda düşük gösterildiğini ve ücret ödemerinde gecikmeler olduğunu, ödemelerin bir kısmının banka kanalıyla bir kısmının elden yapıldığını söylemişlerdir.
Mahkemece, feshin haklı nedene dayanmaması, ücretlerin son yılda 1-2 gün gecikmeli ödenmesi, önceki yıllarda ise gecikmelerin olup, bu dönem için de 6 günlük hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle dava reddedilmiştir.
Dosya içeriğine ve tanık beyanlarına göre, davacı, davalı işyerinde çalışmış olup, davacının alabileceği emsal ücretin iş sözleşmesinde kararlaştırılan ücretten fazla olduğu, ücret ödemelerinde zaman zaman gecikmeler yaşandığı, gerçek ücret ile resmi kayıtlara yansıyan ücretin farklı olduğu, hizmet akdinde ücretin her ay sonunda ödeneceği kararlaştırılmasına rağmen bu tarihten sonra ödemelerin yapıldığı anlaşılmaktadır. Dairemizin yerleşik kararlarına ve olağan yaşam kurallarına göre, işyerinde uzun süre çalışan bir kimsenin tazminatlarını alamayacak şekilde işten ayrılması beklenemeyeceğinden, davacının ücretinin gerçeğine göre resmi kayıtlarda daha düşük miktardan gösterilmesi, ödemelerin geciktirilmesi nedeniyle sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği sonucuna varılması ve işverenin hukuka aykırı işlemi temadi ettiğinden ve İş Kanunu'nun 26. maddesindeki hak düşürücü sürenin somut olayda uygulama yeri bulunmadığından mahkemece kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy