MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, izin ücreti, asgari geçim indirimi, fazla çalışma ücreti ile genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 03.12.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı Asil ... geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan asilin sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı işveren bünyesinde 01.03.2003-02.12.2009 tarihleri arasında mobilya ustası olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız ve kötüniyetli olarak feshedildiğini ileri sürerek, kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatları ile asgari geçim indirimi, izin, genel tatil ve fazla çalışma alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının 01.04.2006-20.12.2009 tarihleri arasında çalıştığını, devamsızlık yapması nedeniyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, asgari ücret aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız ve kötüniyetli olduğu, davacının fazla çalışma ve genel tatil çalışması yaptığını, yıllık izinlerini kullanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, kıdem süresi konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı davalı işyerinde 01.03.2003 tarihinde çalışmaya başladığını iddia etmiştir. Davalı işveren ise 01.04.2006 tarihinde çalışmaya başladığını belirtmiştir. Doysa içindeki işe giriş bildirgelerine göre davacı 01.03.2003-15.04.2003 tarihleri arasında ...'e ait 11008039 numarlı işyerinde, 19.11.2004-10.09.2005 tarihleri arasında ise Turan Oğuz'a ait 1013179 numaralı işyerinde çalışmıştır. Bu işyerleri ile davalı işveren arasında organik bağ bulunduğu ispat edilememiştir. Yine taraf tanıkları davacının 2006-2009 yılları arasında
çalıştığını beyan etmiştir. Davacı davalı yanında 01.03.2003 tarihinde çalışmaya başladığını ispat edememiştir. Mahkemece davacının kıdem süresi SGK hizmet cetveline göre işe başladığı tarih olan 01.04.2006 tarihinden işten çıkarıldığı 02.12.2009 tarihine göre tespit edilerek, kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ve genel tatil alacakları buna göre hüküm altına alınmalıdır.
3- Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkide kötüniyet tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Belirsiz süreli iş sözleşmesinin taraflarca ihbar öneli tanınmak suretiyle ya da ihbar tazminatı ödenerek her zaman feshi mümkün ise de, bu hakkın da her hak gibi Medenî Kanunun 2 nci maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyiniyet kurallarına uygun biçimde kullanılması gerekir. Aksi takdirde fesih hakkının kötüye kullanılmış olduğundan söz edilir.
Fesih hakkını kötüye kullanan işveren, 4857 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesi uyarınca, bildirim sürelerine ait ücretin üç katı tutarında tazminat ödemek zorundadır. Bahsi geçen tazminata uygulamada kötüniyet tazminatı denilmektedir.
Kötüniyet tazminatına hak kazanma koşulları ve tazminat miktarının hesaplanması açısından, 4857 sayılı Yasada önemli değişiklikler öngörülmüştür. Yasanın 17 nci maddesinin altıncı fıkrasının açık hükmü gereğince, iş güvencesi kapsamında olan işçiler yönünden kötüniyet tazminatına hak kazanılması mümkün değildir.
1475 sayılı Yasada, “işçinin sendikaya üye olması, şikâyete başvurması” gibi sebepler ileri sürülerek iş sözleşmesinin sonlandırılması, kötüniyetin varlığı açısından örnekseme biçiminde sayıldığı halde, 4857 sayılı Yasada genel anlamda fesih hakkının kötüye kullanılmasından söz edilmiştir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, işçinin işvereni şikâyet etmesi, aleyhine dava açması veya tanıklık yapması nedenlerine bağlı fesihlerin kötüniyete dayandığı kabul edilmelidir.
Tazminat miktarının belirlenmesi de Yasa ile açıklığa kavuşturulmuş, “kötüniyet tazminatının” ihbar önellerine ait ücretin üç katı tutarında olacağı belirtilmiş ve ayrıca ihbar tazminatının da ödeneceği hüküm altına alınmıştır.
Yasanın 17 nci maddesinin son fıkrasındaki düzenleme kötüniyet tazminatını da kapsamakta olup, bu tazminatın hesabında da işçiye ücreti dışında sağlanmış para veya para ile ölçülebilir menfaatler dikkate alınmalıdır (Yargıtay 9.HD. 12.6.2008 gün 2007/21422 E, 2008/ 15336 K).
Somut olayda davacı işyerinde çalışıp işten ayrılan ... lehine tanıklık yapması nedeniyle işten çıkartıldığını ileri sürmüştür. ...'nun ... İş Mahkemesinin 2009/241 Esas sırasında görülen davanın 19.11.2009 tarihli duruşmasından önce ... tarafından verilen delil listesinde davacının adı vardır, ancak davacı 18.3.2010 tarihinde tanıklık yapmıştır. Davacı iş sözlşemesinin bu nedenle kötüniyetli olarak feshedildiğini ileri sürmüş ise de davalı tanığı ...'ın beyanı nazara alındığında davacının işyerinde çalışanların arkasından küfürlü konuşması üzerine bu durumun işverene bildirildiği, işverenle davacı arasında yaşanan konuşmalar neticesinde işverenin işçiye “çek git demesi” üzerine işverence haksız olarak feshedildiği sabittir. Ancak davacı iş sözleşmesinin kötüniyetli olarak feshedildiğini ispat edememiştir. Mahkemece davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulü isabetsizdir.
4-Mahkemece davacı işçinin fazla çalışma ve genel tatil ücreti isteklerinin kabulüne karar verilmiştir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay 9.HD. 11.2.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K; Yargıtay, 9.HD. 18.7.2008 gün 2007/25857 E, 2008/20636 K.). Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Somut olayda davacı fazla çalışma ve genel tatil alacağını tanıkla ispat etmiştir. Buna karşın mahkemece hakkaniyet indirimi yapılmaması hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 03.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy