MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine ve teminat senedinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin, davalı şirkette şehirlerarası akaryakıt taşımacılığı görevi ile tanker şoförü olarak işe başladığını, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir gerekçe gösterilmeksizin sona erdirildiğini ileri sürerek kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatları ile ücret, yıllık izin, fazla mesai, genel tatil ücreti ve işe giriş sırasında işverence alınan boş senetten dolayı borçlu bulunmadığının tespitine ve senedin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili; davacının, davalı şirkette belirsiz süreli iş sözleşmesi ile şoför olarak işe başladığını, davacının alkollü araç kullanırken yakalanıp 6 ay süre ile ehliyetine el konulması üzerine bu süre zarfında ... de bulunan iş yerinde maaşında herhangi bir indirim söz konusu olmadan çalışma imkanı sunulduğunu ve davacının talebi üzerine 6 ay süre ile ücretsiz izin verildiğini bu izin süresi sonunda 9-14 Şubat 2009 tarihleri arasında davacının izinsiz ve mazeretsiz işe gelmediğinden dolayı tutanak tutularak İş Kanununun 25/II-g bendi uyarınca iş akdinin fesh edildiğini, davacının herhangi bir alacağı bulunmadığını, işe girerken boş senet alındığı iddiasının doğru olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ç)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
D)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda; fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispat edememiştir. Hükme esas bilirkişi raporunda da davacının haftalık 45 saati aşan çalışması bulunduğunun tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından somut olarak ortaya konup kanıtlanamadığı isabetli bir şekilde belirtilerek takdir mahkemeye ait olmak üzere hesaplama yapılmış olup mahkemece davacının iddiasını ispatlayamadığı gözetilmeksizin alacağın hüküm altına alınması hatalıdır.
3- İşçi ücretlerinin ödenmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 37 nci maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur.
Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
4857 sayılı Yasanın 32 nci maddesinde, “Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler” şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan hükme göre, belli koşulların varlığı halinde ödemeler işçi adına açılacak banka hesabına yatırılmalıdır.
Somut olayda; davacı işçi son 2 maaşını alamadığını ileri sürmüş; davalı işveren ise davacıya tüm ücretlerinin imzalı ücret bordroları ile ödendiğini savunmuştur. Mahkemece, 2008 yılı Temmuz ve Ağustos ayı bordrolarında davacının imzasının bulunmadığı tespiti ile hesaplama yapılan bilirkişi raporuna itibar edilerek alacak hüküm altına alınmış ise de; dosya kapsamında yer alan ve Temmuz ayı bordrosunda davacının imzası bulunmakta olup, bu bordro davacıya gösterilip beyanı alındıktan sonra bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy