MAHKEMESİ 2. İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılardan T.C. S.. B.. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı Bakanlığa ait hastanede diğer davalı ... Şirketi işçisi olarak çalışırken iş sözleşmesini askerlik nedeniyle feshettiğini belirterek, kıdem-ihbar tazminatının ödetilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı S.. B.. vekili, husumet ehliyetlerinin olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı S.. B.. vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İş sözleşmesinin işçi tarafından muvazzaf askerlik sebebiyle feshedilip feshedilmediği ve buna göre kıdem-ihbar tazminatı hakkının doğup doğmadığı noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 120 nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte olan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde, işçinin muvazzaf askerlik hizmeti sebebiyle iş sözleşmesini feshi halinde, kıdem tazminatı talep hakkı doğacağı hükme bağlanmıştır.
Muvazzaf askerlik hizmeti, yirmi yaşını doldurmuş olan her erkek Türk vatandaşının zorunlu biçimde yapması gerekin bir vatandaşlık ödevidir.
İşçinin muvazzaf askerlik ödevi dışında manevra veya herhangi bir nedenle silâhaltına alınması hali ise 4857 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde düzenlenmiş olup, bu durum, 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinde yer almadığından, işçinin kıdem hakkı bulunmamaktadır. İki ay ya da en çok doksan gün süreyle işçinin iş sözleşmesi askıda olduğundan bu süre içinde bir fesihten söz edilemez. Ancak, muvazzaf askerlik ödevi dışında manevra veya bir başka nedenle silâhaltına alınma durumunda, bu süre iki ayı (veya işçinin çalıştığı her yıl için iki gün eklendiğinde en çok doksan günü) geçerse, Kanunun 31 inci maddesi hükmü uyarınca işverence feshedilmiş sayılır. Söz konusu fesih, Yasanın 25/II maddesi uyarınca yapılan bir fesih sayılamayacağından, 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesi hükmüne göre, bu halde de kıdem tazminatı ödenmelidir.
İşçinin muvazzaf askerlik sebebiyle kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için feshin gerçekten askerlik nedenine dayanması gerekir. Ayrıldıktan sonra bir başka işyerinde çalışan işçinin muvazzaf askerlik sebebiyle ayrıldığı düşünülemez. İşçinin muvazzaf askerlik celp döneminden makul bir süre önce ayrılması da mümkün görülmelidir.
İşçinin muvazzaf askerlik sebebiyle iş sözleşmesini feshinde ihbar öneli tanınmasına da gerek yoktur.
Somut olayda davacı, iş sözleşmesini askere gideceğini gerekçe göstererek feshetmiştir.
Mahkemece, davacının kıdem ve ihbar tazminatı istekleri hüküm altına alınmıştır.
Mahkemece, iş sözleşmesini haklı nedenle de olsa fesheden tarafın ihbar tazminatı isteyemeyeceği düşünülmeden davacının ihbar tazminatı talebinin kabul edilmesi ve fesihten sonra davacının askere gidip gitmediği denetlenmeden kıdem tazminatı talebinin eksik inceleme ile kabul edilmesi hatalıdır.
3- Somut olayda davacı, dava dilekçesinde faiz istemiş, ancak ıslah dilekçesinde faiz talep etmemiştir.
Mahkemece, talep aşılarak HUMK.74 (HMK.26) maddesine aykırı şekilde ıslah ile artırılan alacak miktarları için de faize hükmedilmesi hatalıdır.
4- Harç, Hazineye ödenmesi gereken bir kamu alacağıdır ve kamu düzenine ilişkindir. Harcın bir taraftan alınıp diğer tarafa verilmesine şeklinde hüküm kurulamaz.
Mahkemece, karar ve ilam harcının önce davacıdan tahsiline ve sonrasında da bu tutarın davalı şirketten alınıp davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 09.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy