(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17) (6100 S. K. m. 297) (1086 S. K. m. 381, 388, 389) (YHGK. 19.06.1991 T. 1991/2-323 E. 1991/391 K.) (YHGK. 05.12.2007 T. 2007/3-981 E. 2007/936 K.) (YHGK. 23.01.2008 T. 2008/14-29 E. 2008/4 K.) (YCGK. 02.02.1976 T. 1976/1-22 E. 1976/25 K.) (YCGK. 05.02.2002 T. 2001/1-417 E. 2002/153 K.)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, izin, izin yardımı, giyim yardımı, yakacak, ikramiye, ilave tediye, hafta tatili, bayram tatili, fazla çalışma alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, istemi hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, Gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A- Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkili davalı işyerinde çalışırken, işverence 14.10.2004 tarihinde iş akdinin askıya alındığının bildirildiğini, bunun akdin haksız ve bildirimsiz feshi anlamına geldiğini, davacının sendika üyesi olduğunu ileri sürerek; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ilave tediye ve ikramiye, hafta tatili ve genel tatil, yıllık izin ücreti, yakacak yardımı, giyim yardımı ve izin yardımı alacaklarının dava dilekçesinde belirttiği faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B- Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının geçici işçi olarak işe alındığını, kendisine de yasal süre içinde iş akdinin askıya alınacağının bildirildiğini, ekonomik sıkıntılar sebebiyle iş akdinin askıya alındığı, sezonda yeniden ihtiyaç duyulunca geri çağırıldığını ancak başlamadığını, iş akdini bu suretle davacı işçinin haksız olarak feshettiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, fazla çalışma yapmadığını, yıllık izinlerini kullandığını, ikramiyelerinin ve TİS'ten kaynaklanan yardımların ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
C- Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece deliller toplanıp bilirkişi raporu alındıktan sonra; davacının iş akdinin haksız olarak işverence feshedildiği ve davaya konu alacaklara hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İş bu kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 25.1.2011 tarih ve 2010/49975 esas - 2011/778 karar sayılı ilamı ile ...Somut olayda; davalı vekili cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmış ve bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde giyim ve yakacak yardımlarının ödendiğini, belgeler ve tanık beyanları yeterli görülmezse yemin teklif edebileceklerini belirtmiştir. Hal böyleyken mahkemece karşı tarafa yemin teklif edip etmeyecekleri hatırlatılıp bu hususta süre verilmeden davaya konu taleplerin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca; dava dilekçesinde 1.310,40 TL ihbar tazminatı ve 1.100,00 TL hafta tatili ve genel tatil alacağı talep edildiği ve davacı vekilince ıslah yoluna başvurulmadığı halde mahkemece talep aşılarak 1.614,35 TL ihbar tazminatı ve 1.110,64 TL hafta tatili ve genel tatil alacağına hükmolunması taleple bağlılık ilkesine aykırı olup bozmayı gerektirmiştir... gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyma kararı verilmesi sonrası yapılan yargılamada bozma ilamına uymak suretiyle, davanın kabulüne karar verilerek;
-Davanın kabulüne,
-Talep edilen 1.310,40 TL ihbar tazminatı, 1.100,00 TL hafta tatili ücreti ve bayram tatili ücreti, belirlenen 505,30 TL giyim yardımı, 349,00 TL yakacak yardımlarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava dilekçesinde fazlaya dair haklar saklı tutulmuş olmakla davacının fazlaya dair haklarının saklı tutulmasına,
-İhbar tazminatı için hesaplanacak gelir vergisinin mahsubuna,
-Yargıtay 9. Hukuk Dairesince, mahkememizce verilen 4.3.2008 tarih ve 2005/137 Esas 2008/63 Karar sayılı ilamı kısmen bozulmuş olmakla; bozma dışında kalan 3.455,67 TL kıdem tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıyla birlikte, 697,05 TL izin ücreti, 816,34 TL izin yardımı, 848,42 TL 7 adet ikramiye, 1.083,63 TL ilave tediye, 2.189,29 TL fazla çalışma ücret alacağının yasal faiziyle birlikte tahsiline dair hüküm altına alınmış olan alacaklar kesinleşmiş olmakla bu alacaklar yönünden yeniden hüküm kurulmasına gerek olmadığına... şeklinde hüküm kurulmuştur.
D- Temyiz:
Kararı davalı vekilince temyiz etmiştir.
E- Gerekçe:
Mahkemeler tarafından verilen kararlarda tarafların gösterilmesi, iddia ve savunmaların özetlenmesi, ihtilaflı konular hakkındaki delillerin tartışılması ret ve üstün tutma sebeplerinin açıklanması zorunludur. Kararın, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 388 ve 389. Maddelerinde tanımlanan unsurları taşıması ve:
1. Kararı veren mahkemeyle hakim veya hakimlerin ve tutanak katibinin ad ve soyadları ve sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa kararın hangi sıfatla verildiği,
2. Tarafların ve davaya katılanların kimlikleriyle varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadlarıyla adresleri,
3. İki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep,
4. Hüküm sonucuyla varsa kanun yolu ve süresi,
5. Kararın verildiği tarih ve hakim veya hakimlerin ve tutanak katibinin imzaları, yönündeki hükümlerin kararın yazımında dikkate alınması gerekir.
Benzer düzenlemeye 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesinde de yer verilmiş ve;
(1) Hüküm Türk Milleti Adına verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a- Hükmü veren mahkemeyle hakim veya hakimlerin ve zabıt katibinin ad ve soyadlarıyla sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b- Tarafların ve davaya katılanların kimlikleriyle Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadlarıyla adreslerini.
c- Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
Ç- Hüküm sonucu, yargılama giderleriyle taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d- Hükmün verildiği tarih ve hakim veya hakimlerin ve zabıt katibinin imzalarını.
e- Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi hükmü konulmuştur.
Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Aynı kural H.U.M.K.nun 389. maddesinde de tekrarlanmıştır. Keza H.U.M.K.nun 381. maddesi (kararın tefhimi en az 388. maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçilerek okunması suretiyle olur). Aynı nitelikteki düzenleme 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2 nci maddesinde de yer almış ve ...Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir... düzenlemesine yer verilmiştir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Yargıtay H.G.K.nun 2011/6-18 esas, 2011/30 karar sayılı ilamında ... Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı H.U.M.K.'nun 388. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural H.U.M.K.nun 389. maddesinde de tekrarlanmış; H.U.M.K.nun 381. maddesinde ise Kararın tefhimi en az 388. maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçilerek okunması suretiyle olur. hükmüne yer verilmiştir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar ve hükmün hedefine ulaşması engellenir. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Ayrıca, bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini yitirdiğinden ona atıf suretiyle hüküm tesisinin yukarda açıklanan kurallara uygun düşmeyeceği de aşikardır.
Nitekim, Yargıtay'ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (H.G.K.'nun 19.6.1991 gün 323/391 sayılı; 10.9.1991 gün 281-415 sayılı; 25.9.1991 gün 355-440 sayılı; 5.12.2007 gün ve 2007/3-981/936 sayılı; 23.1.2008 gün ve 2008/14-29/4 Sayılı kararları).
Ceza Genel Kurulu'nca da önceleri C.M.U.K.nun benzer hükümleri taşıyan 261 ve 268 maddelerinin, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle birlikte de bu kanunun 34, 223, 230, 231, 232 maddelerinin uygulanmasında bozulan kararın geçerliliğini ve yerine getirilme yeteneğini yitirdiğinden önceki hükümde direnilmesine denilmekle yetinilerek ve atıf suretiyle hüküm kurulamayacağı kabul edilmiştir (Ceza Genel Kurulu'nun 2.2.1976 gün 1/22-25 sayılı; 12.5.1998 gün ve 1998/6-104-171 sayılı; 5.2.2002 gün ve 2001/1-417-2002/153 Sayılı kararları).
Somut olayda da aslolan kısa kararda, hüküm fıkrası oluşturulmamış; yalnızca önceki kararda direnilmesine denilmekle yetinilmiştir.
O itibarla mahkemece H.U.M.K.nun 388. maddesinin açık hükmü gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmesi doğru değildir. Direnme kararı bu sebeple bozulmalıdır. şeklinde karar verilmiştir.
Yukarıda anılan Yargıtay H.G.K. kararında da ifadesini bulduğu üzere yerel Mahkemelerce verilen kararların ilgili Yargıtay Dairesince bozulması sonucu verilen ilk karar bir bütün halinde ortadan kalkar.
Bu ilkeden hareketle yerel mahkemece verilen 4.3.2008 tarih ve 2005/137 esas - 2008/63 karar sayılı karar Dairemizin 25.1.2011 tarih ve 2010/49975 esas - 2011/778 karar sayılı bozma ilamıyla hayatiyetini yitirmiş bulunmaktadır. Bu sebeple yerel mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararı sonrası yeniden yapılan yargılamada ilk verilen karara atıfla kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, izin yardımı alacağı, ikramiye alacağı, ilave tediye ücreti fazla çalışma ücreti alacaklarına dair hüküm oluşturulmayarak ...Yargıtay 9. Hukuk Dairesince, mahkememizce verilen 4.3.2008 tarih ve 2005/137 Esas 2008/63 Karar sayılı ilamı kısmen bozulmuş olmakla; bozma dışında kalan 3.455,67 TL kıdem tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıyla birlikte, 697,05 TL izin ücreti, 816,34 TL izin yardımı, 848,42 TL 7 adet ikramiye, 1.083,63 TL ilave tediye, 2.189,29 TL fazla çalışma ücret alacağının yasal faiziyle birlikte tahsiline dair hüküm altına alınmış olan alacaklar kesinleşmiş olmakla bu alacaklar yönünden yeniden hüküm kurulmasına gerek olmadığına... karar verilmesi hatalıdır.
Ayrıca yukarda sıralanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında taraflara tefhim edilen kısa kararda taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların tek tek belirtilmeksizin ...davanın kabulüne... şeklinde hükmün tefhimi isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 20.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy