MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, cezai şart alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A)Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı kurum arasında 22.03.2005 tarihli TOBB ETÜ İş sözleşmesi başlıklı sözleşme imzalandığını, bu sözleşme ile davacının öğretim üyesi olarak çalışmaya başladığını, anılan sözleşmenin “Görev ve Sorunluluklar” başlıklı dördüncü ve altıncı maddelerine atıfla sözleşme süresinin altıncı madde uyarınca en son 22.03.2010 tarihinde olmak üzere her yıl uzatıldığını, bu durumda sözleşmenin sona erdiği tarihin 22.03.2011 olduğunu, davacının iş akdinin 11.08.2010 tarihinde sözleşme hükümlerine aykırı olarak feshedildiğini, fesih yazısının davacıya 23.08.2010 tarihinde tebliğ edildiğini, iş sözleşmesinin 6. maddesinin 3. paragrafında yer alan hükme açıkça aykırı şekilde feshedildiğini ileri sürerek aynı maddede yer alan en son brüt bir yıllık tazminat tutarını içeren cezai şartın 10.000 TL’sinin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı üniversite vekili, davacının 22.03.2005 tarihinde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladığını, imzalanan ve süresi 1yıl olan belirli süreli iş sözleşmesinin 22.03.2006 itibariyle sona ermesine rağmen tarafların sükutu ile uzatıldığını, bu tarihten sonra imzalanmış başka bir sözleşme bulunmadığını, İş Kanunu madde 11’e atıfla, öğretim üyeliğinin sürekli bir iş olduğunu, bu itibarla iş ilişkisinin kesintisiz olarak sürmüş belirsiz süreli iş sözleşmesi olduğunu, cezai şarta dair talebin de haklı olmadığını, sözleşmenin 6/ilk maddesine atıfla bu fıkradan açıkça anlaşılacağı üzere tarafların belirli süreli sözleşme imzalamak istediklerini, yukarıda açıklanan gerekçelerle iş sözleşmesinin belirsiz süreli sözleşmeye dönüştüğünü, maddedeki 3 aylık bildirim süresi ve bu süreye uyulmaması halinde ödenmesi öngörülen cezai şartın belirli süreli sözleşmenin süresinden önce feshi durumuna ilişkin olduğunu, maddede yer alan “Süre bitimlerinde yenilenmeyen sözleşmeler için kıdem tazminatı hariç, anılan tazminat hükümleri geçerli değildir” hükmünün de cezai şartın belirli süreli akit için sözleşmeye konulduğunu gösterdiğini, olayda belirli süreli iş sözleşmesinin süresinin 2006 yılında sona erdiğini ve sözleşmenin belirsiz süreliye dönüştüğünü, belirsiz süreli sözleşmede sürenin sona ermesinden 3 ay öncesi söz konusu olamayacağına göre anılan cezai şartın da hükümsüz hale geldiğini, Yargıtay’ın da cezai şartın ancak belirli süreli iş akitlerinde söz konusu olabileceğini kabul ettiğini, bu itibarla tüm parasal hakları ödenen davacının en son brüt bir yıllık tazminat tutarında cezai şart ödenmesi talebinin haksız olduğunu savunmuştur.
C)Yerel Mahkeme Kararının Özeti.
Davacının cezai tazminat alacağı 74.216,27 TL’den Borçlar kanunun 161/son maddesi uyarınca takdiren % 30 oranında indirim yapılarak 51.951,38 TL cezai şart alacağından taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında imzalanan sözleşme Mahkemece her ne kadar belirli süreli iş sözleşmesi olarak kabul edilmiş ise de, davacı özel üniversitede öğretim üyesi olup, iş sözleşmesi belirsiz sürelidir. İş sözleşmesinin feshinde kıdem ve ihbar tazminatı ödenmiştir. Belirsiz süreli iş akitlerinde sözleşmede öngörülen fesih bildirim süresine uyulmamasından kaynaklanan cezai şart alacağının hüküm altına alınması mümkün değildir. Cezai şart alacağının reddi yerine tahsiline karar verilmesi hatalıdır.
3-Davalı üniversitenin 2547 Sayılı Yasa'nın 56/b. Maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu gözetilmeden davalı aleyhinde harca hükmedilmesi ve temyiz harcı tahsili de hatalıdır.
F)Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, yersiz alınan tüm temyiz harçlarının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy