MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ (... 1.İŞ)
DAVA :Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı ile %40
icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İşçilik alacaklarında uygulanması gereken faiz konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun çeşitli hükümlerinde faiz konusunda düzenlemelere yer verilmiştir. Anılan Yasanın 34 üncü maddesinde, gününde ödemeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faizin uygulanacağı hükmü bulunmaktadır. Maddede sözü edilen ücret geniş anlamda ücret olup, çalışma karşılığı ücretler, ikramiye, pirim, jestiyon ve benzeri ödemelerin yanı sıra, çalışma, hafta tatili ile bayram ve genel tatil ücretleri de bu kapsama dâhildir. İşe iade davası ile tespit edilen en çok dört aya kadar boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklar için de aynı faiz oranı uygulanmalıdır.
Ücretin toplu iş sözleşmesinden kaynaklanması halinde 2822 sayılı Yasanın 61 inci maddesi uyarınca, uygulanması gereken faiz en yüksek işletme kredisi faizi olmalıdır.
Ücret alacağının 1475 sayılı Yasa döneminde doğmuş olması durumunda, 10.6.2003 tarihine kadar yasal faiz, bu tarih sonrası ücretler bakımından ise bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir. İşçinin faiz konusundaki talebini “yasal faiz” olarak adlandırmış olması 4857 sayılı Yasanın 34 üncü maddesinin uygulanmasına engel olmayıp, işçinin bu talebinin bahsi geçen özel faize yönelik olduğunun değerlendirilmesi gerekir.
Ücret alacağı bakımından faize hak kazanmak için kural olarak işveren temerrüde düşürülmelidir. Ancak, bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde açıkça bir ödeme günü kararlaştırılmış ise, belirlenen ödeme tarihi sonrasında faiz işlemeye başlar.
Ücret alacağı için özel banka-kamu bankası ayrımı yapılmaksızın mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının belirlenmesi gerekir. Yasada, “uygulanan en yüksek faiz” sözcüklerine yer verildiğinden, söz konusu faiz oranının uygulanıp uygulanmadığı mahkemece kendiliğinden denetlenmelidir. Bankaların belli dönemlerde T.C. Merkez Bankasına uygulayabileceklerini bildirdikleri faiz oranı fiilen uygulanmış olmadıkça ücret yönünden dikkate alınmamalıdır.
Bankaların uyguladıkları faiz oranları bir ya da birkaç aylık veya bir yıllık vadelerle belirlenmektedir. Bunlardan en uzun vade bir yıl olup, en yüksek faiz oranı da bir yıllık mevduata uygulanmaktadır. Bu durumda ücret alacağı için uygulanması gereken faiz, ödeme gününün kararlaştırıldığı ya da temerrüdün gerçekleştiği zamanda bankalarca bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıdır. Aynı alacak için ikinci yılın başlangıcındaki en yüksek banka mevduat faizinin belirlenerek uygulanması, gecikme daha da uzunsa takip eden yıllar için de aynı yönteme başvurulması gerekir. Yıl içinde artan ve eksilen faiz oranları dikkate alınmaz. Yıllar itibarıyla faiz oranları değişebileceğinden kararda faiz oranının gösterilmemesi gerekir.
Somut olayda; davacının asgari geçim indirimi alacağının ücret veya ücretin eki niteliğinde olmadığı, bu nedenle yasal faize hükmedilmesi gerekirken, en yüksek banka mevduat faizine hükmedilmesi, ayrıca vekâlet ücretinin hesabında karar tarihindeki AAÜT’sinin 12. maddesinin yürürlüğünü durduran Danıştay Dava Daireleri Kurulu’nun 30.06.2011 gün ve 2011/321 sayılı Yürütmeyi Durdurma Kararı’nın dikkate alınmaması hatalı olup bozma sebebi ise de bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HMK.nun geçici 3/1. maddesi yollaması ile HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç:
Hüküm fıkrasının asgari geçim indirimi ve ücret alacağına ilişkin 2. paragrafının ve vekâlet ücretlerine ilişkin 7 ve 8. paragraflarının çıkartılarak, yerine;
“ Takibin 229,77 TL asgari geçim indiriminin takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, 1.650 TL ücret alacağının takip tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte,”
“Davacı vekille temsil edildiğinden, kabul edilen dava değeri üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ve tarifenin 12. maddesinin yürürlüğünü durduran Danıştay Dava Daireleri Kurulu’nun 30.06.2011 gün ve 2011/321 sayılı Yürütmeyi Durdurma Kararı dikkate alınarak hesaplanan 296,69 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,”
“Davalı vekille temsil edildiğinden, reddedilen dava değeri üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ve tarifenin 12. maddesinin yürürlüğünü durduran Danıştay Dava Daireleri Kurulu’nun 30.06.2011 gün ve 2011/321 sayılı Yürütmeyi Durdurma Kararı dikkate alınarak hesaplanan 138,19 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,”
paragraflarının yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin 5.90 TL'nin davacıya arta kalanın davalıya yükletilmesine, 03.12.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy