MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı ve davalılardan ... avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin, 24.09.1999 tarihinden emekli olduğu 02.10.2010 tarihine kadar aralarında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunan davalılar yanında çalıştığını, emekli olmak suretiyle işten ayrıldığını, kıdem tazminatı ve 70 günlük ücretli izin hakkının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B)Davalılar cevaplarında özetle:
Davalılardan Üniversite vekili; davacının diğer davalı şirketin işçisi olduğunu tazminat ve alacaklardan sorumluluklarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili ise; davacının müvekkili şirket yanında 2008 -2010 tarihleri arasında çalıştığını, önceki şirketler yanında geçen çalışmalardan sorumlu bulunmadıklarını, izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ç)Temyiz:
Karar süresi içinde davacı ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
D)Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Yerel mahkemece, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu ve alt işverenler değişse de davacının asıl işveren üniversite rektörlüğüne ait iş yerinde çalışmasına devam ettiği son olarak alt işveren davalı şirkette çalışmakta iken iş akdinin davacı tarafından emeklilik nedeni ile sona erdirildiği ve bu nedenle kıdem tazminatına hak kazandığı, davalıların iş yeri devri kuralarına göre önceki alt işverenlerin yanında geçen çalışma sürelerinden de sorumlu oldukları yerinde gerekçelerle kabul edilmiş ise de; davacının sadece alt işveren davalı şirkette geçen hizmet süresine kıdem tazminatı alacağının hüküm altına alınması hatalıdır. Mahkemece gerekçeli kararda sehven son alt işveren davalı şirketteki hizmet süresine göre hesaplama yapılan rapor uyarınca alacağın hüküm altına alındığı belirtilmiş olup davacının asıl işverene ait iş yerinde değişen alt işverenler nezdinde gerçekleştirdiği toplam 11 yıl 10 günlük hizmet süresi dikkate alınarak kıdem tazminatı alacağı belirlenip davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna hükmedilmesi gerekmektedir.
3- Taraflar arasında uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.
4857 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinde, yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında, işçinin aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştığı sürelerin birleştirilerek göz önüne alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda, işçinin daha önce aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerinde geçen hizmetlerinin yıllık izne hak kazanma ve izin süreleri hesabı yönlerinden dikkate alınması gerekir. Kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmetlerin de aynı gerekçeyle izin hesabı yönünden birleştirilmesi zorunludur. Bununla birlikte, işçiye önceki feshe bağlı olarak kullanmadığı izin ücretleri tam olarak ödenmişse, bu dönemin sonraki çalışma sürelerine eklenerek izin hesabı mümkün değildir. Önceki çalışma döneminde izin kullandırılmak veya fesihte karşılığı ödenmek suretiyle tasfiye edilmeyen çalışma süreleri, aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerindeki çalışmalara eklenir. İşçinin aralıklı olarak aynı işverene ait işyerinde çalışması halinde, önceki dönemin kıdem tazminatı ödenerek feshedilmiş olması, izin yönünden sürelerin birleştirilmesine engel oluşturmaz. Yine, önceki çalışılan sürede bir yılı doldurmadığı için izne hak kazanılmayan süreler de, işçinin aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerindeki sonraki çalışmalarına eklenerek yıllık izin hakkı belirlenmelidir. Yıllık izin, özde bir dinlenme hakkı olup, aralıklı çalışmalarda önceki dönem zamanaşımına uğramaz.
Kanunda, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti için kesin bir ödeme günü belirlenmiş değildir. Yasada, sözleşmenin feshi anı yıllık ücretli izin hakkının ücrete dönüşmesi, bir başka anlatımla izin ücretine hak kazanma zamanı olarak kabul edilmiştir. İş sözleşmesinin feshedildiği tarihte izin ücreti muaccel olur, ancak faiz başlangıcı bakımından işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir.
Yıllık izin hakkı Anayasal temeli olan bir dinlenme hakkı olup, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında ücrete dönüşmez ve bu haktan vazgeçilemez. İşçinin iş sözleşmesinin devamı süresinde kullanmadığı yıllık izinlere ait ücreti istemesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında izin hakkının bulunduğunun tespitini istemesinde hukuki menfaati vardır.
Somut olayda; davacı 2006-2010 yılları arasında kullanmadığı 70 günlük yıllık izin hakkının bulunduğunu ileri sürmüş, davalılar ise davacının izin haklarını kullandığını savunmuşlardır. Mahkemece taleple bağlı kalınarak 70 günlük yıllık izin ücreti alacağı hüküm altına alınmış ise de izin ücreti alacağı talep edilen dönemlerde davacının yıllık iznini kullandığına dair dosyada mevcut talep formları ve belgeler davacıya gösterilerek beyanı alındıktan sonra değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy