(4857 S. K. m. 17, 32, 41, 47, 57) (1475 S. K. m. 14)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki, kıdem ve ihbar tazminatı, izin alacağı, fazla çalışma, bayram ve genel tatil ücretiyle ücret alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26.06.2012 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat Kemal Naim Uyanık'la karşı taraf adına Avukat İbrahim Mürsel Kaplan Şeren geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi Ş. Çil tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçi, işyerinde 1995 yılında çalışmaya başladığını, ancak sigortasının 1996 tarihinde yapıldığını, 1998 yılına kadar çalıştığını, askerlik için ayrıldığını, askerlik dönüşü olan 2000 yılında yeniden çalışmaya başlayarak, 2006 yılına kadar devam ettiğini, 2007 yılında yeniden çalışmaya başladığını, ancak sigortasının 2008 yılı 4. ayında yapıldığını, yasal alacaklarının ödenmediğini, sigortasının da düzenli olarak yapılmadığını, 2009 yılı Ocak ayında iş akdinin işveren tarafından haksız nedenle feshedilerek, bazı belgeler imzalatılmaya çalışıldığını, son ücretinin 870,00 TL olmasına rağmen, bordrolarda asgari ücret gösterildiğini, hafta 6 gün 08.00-23.00 saatleri arasında çalıştığını, yıllık izinlerini kullanmadığını, dini bayramların 1. günü hariç, diğer günlerde ve milli bayramlarda çalıştığını belirterek, kıdem, ihbar, izin, fazla çalışma ücreti, bayram ve genel tatil ücreti ve ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı işveren, alacakların zamanaşımına uğradığını, tüm ücretlerinin ödendiğini, tüm çalışmaları sonrasında işten kendi isteğiyle ayrıldığını, bu nedenle tazminat talep edemeyeceğini, sigortasının düzenli olarak yatırıldığını, vasıfsız eleman olduğundan, asgari ücret aldığını, fazla mesai yapmadığını, 2006, 2008 yıllarda ibraname imzaladığını, ulusal bayram genel tatil çalışmasının olmadığını, izin alacağı bulunmadığını, bordroları ihtirazi kayıtsız olarak ödediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının davalı işyerinde 01.12.1995-02.09.1998 tarihleri arasında, 10.04.2000-31.07.2006 tarihleri arasında, 15.04.2008-06.12.2008 tarihleri arasında üç dönem halinde çalıştığı ilk dönem çalışmasının askerlik nedeniyle sona erdiği, ikinci dönem 10.04.2000- 31.07.2006 tarihleri arasındaki çalışmalarının ise istifa ve ibra iradelerini yazdığı bir dilekçeyle sona erdiği bildirilmiş olsa da, bir kimsenin hiç bir sebep yokken kıdem ve ihbar tazminatını yakacak şekilde iş akdini sona erdirmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle davacının davalı işyerinde fasılalarla geçen çalışmalarının toplamı üzerinden kıdemi ve buna bağlı alacakları hesaplatılarak hüküm altına alınmıştır.
Davacının işyerinde geçen ilk dönem çalışmasının askerlik sebebiyle sona erdiği ve son dönem çalışmasının da tazminata hak kazanacak şekilde gerçekleştiği dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Ancak 10.04.2000 - 31.07.2006 arası geçen çalışmaların istifa ile son bulduğu dosya içinde bulunan istifa dilekçesinden anlaşılmaktadır. Davacı işçinin imzasını taşıyan 31.07.2006 tarihli istifa beyanında davacının kendi isteğiyle ayrıldığı açıkça ifade edilmiştir. Davacının imzaya itirazı olmadığı gibi sözü edilen belgeyle ilgili olarak irade fesadı hallerinin varlığı da kanıtlanamamıştır. İstifa dilekçesinde başkaca bir hakkının bulunmadığı yönünde ifadenin yer almış olması istifa iradesinin geçersizliği sonucunu doğurmamaktadır. Genel anlamda ibra kabul edilmediğinden dilekçede yer alan herhangi bir alacağının kalmadığı yönündeki beyanın bir geçerliliği bulunmamaktadır.
Yapılan bu açıklamalara göre ilk dönem ile son dönem çalışmaları toplamı üzerinden kıdem tazminatı hesabı yapılması gerekirken istifayla sonlanan ikinci dönem çalışmalarının kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması hatalıdır. Bilirkişi raporunun bu yöndeki seçeneği bir değerlendirmeye tabi tutularak kıdem tazminatı yönünden hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 900.00 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 19.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy