MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
DAVA :Davacı karşı davalı, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti, izin ücreti alacaklarının ödetilmesine, davalı karşı davacı ise kıdem tazminatı, ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, asıl davayı hüküm altına almış, karşı davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davalılar karşı davacılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, 1994 yılının Ocak ayında ... İnşaat Bims Tur. Tic. İnş. San. Ltd. Şti'inde şoför olarak çalışmaya başladığını, bu işyerindeki çalışmasının 1996 yılı Mayıs ayına kadar devam ettiğini, bu tarihte ayrıldığını, 2000 yılı Şubat ayında yeniden çalışmayı başlayıp 22.7.2010 günü iş aktini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar, davacının devamsızlık yapması nedeniyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddini ve karşı dava olarak da ihbar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının ilk dönem çalışmasının ne şekilde sona erdiği, zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği ve faiz başlangıcının doğru belirlenip belirlenmediği noktalarında toplanmaktadır.
Somut olayda, davacı Ocak 1994 ve Mayıs 1995 tarihleri arasında davalılardan Yalap İnşaat şirketi yanında çalışıp işten ayrıldığını ileri sürmüştür. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının hizmet döküm cetvelinde belirtilen sürelerle davalılar yanında çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Ancak davacının ilk dönem çalışmasının kendisi tarafından mı, davalı tarafından mı sona erdirildiği belirlenmeden, bir başka deyişle ilk dönem çalışmasının tazminat hak edecek şekilde sona erip ermediği kesin olarak tespit edilmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
3.Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Davacının ıslah ile taleplerini artırmasından sonra davalı yasal süresi içinde zamanaşımı itirazında bulunduğu halde sözkonusu definin dikkate alınmaması hatalıdır.
4.Davacının ıslah ile taleplerini artırması nedeniyle kıdem tazminatı hariç işçilik alacaklarına davadan önce temerrüt olmadığından dava ve ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken tamamına yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de isabetsizdir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 05.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy