(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 32, 41, 46, 47, 57) (2822 S. K. m. 42)
Dava: Davacı vekili, davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret, yıllık ücretli izin, fazla mesai ve tatil çalışmaları karşılığı ücret alacaklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, özelleştirme önce Tekel A.Şirket işçisi olarak çalışan ve özelleştirme nedeni ile iş sözleşmesi kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek feshedilen davacı işçinin, 20.02.2004 tarihinde yeni iş sözleşmesi ile davalı işçisi olarak çalışmaya devam ettiğini, iş sözleşmesinin davalı tarafından tek taraflı olarak 24.12.2004 tarihinde askıya alındığını, bu şekilde askıya alınan işçilerin açtığı davda feshin geçersizliğine karar verildiğini, daimi işçi olan davacıyı askıya alma işleminin bağlamadığını, davacının işyerinde tatillerde çalıştığını, fazla mesai yaptığını belirterek, askı tarihinden fesih tarihine kadar geçen süre için ücret, asık süresi de dikkate alınarak kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının, ayrıca fazla mesai ve tatil çalışmaları karşılığı ücret alacaklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının şirkette 20/02/2004-24/12/2004 tarihleri arasında dönemsel işlerde çalıştırılmak üzere geçici işçi statüsünde çalıştığını, toplam 32 işçinin iş akitlerinin bu tarih itibarıyla askıya alındığını, davacının fesih bildiriminin yapıldığı 12/12/2005 tarihinde kadar iş sözleşmesi askıda olduğundan hiçbir çalışması olmadığını ve bu dönem içinde herhangi bir ücret alacağının doğmadığını, hizmet süresi bir yılı doldurmadığından kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağının da bulunmadığını, davacının geçici işçi statüsünde ve belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığından ihbar tazminatı hakkının olmadığını, davacılara sözlü olarak bir yıldır artık bu statüde işçi çalıştırılmayacağı ve kampanya işçisine ihtiyaç bulunmadığı hususunun 12/12/2005 tarihinde yazılı fesih tebligatı olarak yapıldığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda alınan hesap raporuna itibar edilerek, davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığı, iş akdinin askıya alındığı savunulmuş ise de; bu konuda yazılı bir sözleşme yada davacının rızasının olmadığı, dosyaya sunulan emsal işe iade davalarında işçilerin mevsimlik işçi statüsünde kabul edilmeyerek işe iadelerine karar verildiği, mevcut belge ve delillerden davacının mevsimlik işçi değil devamlı bir iş ilişkisi içerisinde çalıştığı, iş akdinin askıya alınmasının söz konusu olmadığı, feshin bildirildiği 12/12/2005 tarihine kadar davacının daimi işçi statüsünde işe hazır olduğu halde işverenlik tarafından işin verilmemesi nedeni ile bu süre içerisinde doğan kıdem-ihbar tazminatı, ücret ve izin taleplerine hak kazandığı, fazla mesai ve tatil çalışmaları yönünden ise, bir kısım işçilerin bordrolarında bazı aylarda tahakkuk ve ödemelerin bulunduğu, tanıkların anlatımında zaman zaman yapılan mesailerin ve tatil çalışmalarının bedelinin ödendiğinin ifade edildiği gerekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret ve yıllık ücretli izin alacaklarının kabulüne, diğer işçilik alacaklarının reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu'nda mevsimlik ve kampanya ile çağrı usulü çalışma uygulanan işler dışında, askı haline yer verilmemiştir.
İş sözleşmesinin işveren tarafından tek taraflı olarak askıya alınması, işin niteliğinden veya yasadan kaynaklanmıyorsa yada tarafların bu konuda iradeleri birleşmemiş ise fesih anlamında değerlendirilmelidir.
Diğer taraftan, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin ve ücret alacaklarına esas sürenin hesaplanmasında, çalışılan ve İş Kanununa göre çalışılmış sayılan sürelerin toplamı esas alınmalıdır. Çalışılmayan veya kanun gereği çalışılmış sayılmayan süreler, örneğin işçinin iş sözleşmesinin askıda olduğu süreler, kıdem süresinden sayılmamalıdır. Bu anlamda çağrı usulü çalışmada çağrılmayan sürelerin kıdem süresinden sayılma olanağı yoktur. Keza ücretsiz izinde geçen süreler dikkate alınmaz. 2822 Sayılı Yasa'nın 42. maddesinin 5. fıkrası uyarınca grev ve lokavtta geçen süreler kıdem süresine eklenemez. Tutukluluk ve hükümlülükte geçen süreler de kıdem tazminatına esas sürede dikkate alınmaz. Zira kanunda bu durumlar çalışılmış sayılan günler içinde yer almamıştır.
Keza ücret, çalışma karşılığı ödenir. Çalışma olmaksızın veya çalışılmış sayılan günlerden olmadığı sürece ücrete hak kazanılamaz. Kısaca ücret, fiilen çalışma karşılığıdır. Çağrı usulü ile veya kısmi süreli çalışmada, çağrılamayan veya kısmi süre bittikten sonra aksine düzenleme yoksa tüm süre üzerinden ücret ödenmesi olanağı yoktur. Bu anlamda işçi işyerine gelip iş görme edimini yerine getirmeye hazır şekilde bulunur, ancak işveren tarafından bekletilir veya iş verilmez ise bu durumda işçi işverence çalıştırılmadığı için ücrete hak kazanır.
Dosya içeriğine göre özelleştirme sonrası 20.024.2004 tarihinde yeni iş sözleşmesi imzalanan ve daimi işte çalışan davacı işçinin iş sözleşmesi 24.12.2004 davalı işveren tarafından tek taraflı olarak askıya alınmış ve davalı işveren tarafından yaklaşık bir yıl sonra noterden gönderilen yazı ile feshedilmiştir. Aynı tarihte iş sözleşmesi askıya alınan diğer işçilerin askıya alma işleminin fesih olduğunu belirterek, feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açtıkları ve açılan davalarda feshin geçersizliğine karar verildiği mahkemenin de kabulündedir. Askıya alma işlemi davacı tarafından kabul edilmemiştir.
Davacı daimi işte çalıştırıldığına ve yapılan işin mevsimlik ve kampanya işi olmadığına göre yasadan veya işin niteliğinden kaynaklanan askıya alma bulunmadığından iş sözleşmesinin feshin geçersizliği davası açan işçilerde kabul edildiği gibi 24.12.2004 tarihinde feshedildiğinin kabulü gerekir. İş sözleşmesi 24.12.2004 tarihinde feshedildiğinden, 12.12.2005 tarihinde gerçekleştirilen feshin sonuca etkisi yoktur. Davacının tazminat ve alacaklarının fesih tarihi olan 24.12.2004 tarihi esas alınarak hesaplanması gerekir.
Diğer taraftan kabule göre askıda olduğu kabul edilse bile askıdaki sürenin çalışılan veya çalışılmış sayılan süre olmadığından bu sürenin ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin süresinin hesabında dikkate alınması olanağı da bulunmamaktadır. Keza fiilen çalışılmadığı için ücrete de hak kazanılamaz. Kıdem, ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının askıda geçen süre dışlanarak hesaplanması, ücret alacağının da reddi gerekir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile ücret alacağının kabul edilmesi, 24.12.2004 tarihinden sonraki sürenin kıdem ve ihbar tazminat ile yıllık ücretli izin hesabında dikkate alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 25.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy