MAHKEMESİ : 11. İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve fazla mesai ücreti alacaklarını ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının işine son verildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve fazla mesai ücreti alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı davaya cevap vermemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, iş sözleşmesinin ihbar ve kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona erdiğini ispat yükümlülüğünün işverene ait olduğu, iş sözleşmesinin feshine ilişkin bir tutanak veya fesih bildiriminin dosyaya sunulmadığı, davacı tanıklarının, fazla mesaiye kalmadıkları için iş sözleşmesinin işveren tarafından sona erdirildiğini beyan ettikleri, dosya içeriğine göre davacı ve bir kısım arkadaşlarının ücretlerinin geç ödenmesi nedeniyle fazla mesaiye kalmamaları sonucunda davalı işverence iş aktinin feshedildiğinin anlaşıldığı, fazla çalışma için işçinin muvafakatinin alınması gerektiği gerekçesi ile fazla mesai ücreti dışındaki taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2007/12-200 Esas, 2007/187 sayılı ve 4.4.2007 tarihli kararında : "Tebliğ ile ilgili Yasa ve Tüzük hükümleri tamamen şeklidir. Değinilen işlemler nedeniyle tebligat; bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Gerek tebliğ işlemi ve gerekse tebliğ tarihi ancak yasa ve tüzükte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir. Bu sebeple tebligatın usul yasaları ile ilişkisinde daima göz önünde tutulmalıdır.
Tebligat ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve buna bağlı olarak çıkarılan Tüzük hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı tebligatın muhatabına en kısa zamanda ulaşması, konusu ile ilgili olan kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususların belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, yasa ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. Kanunun ve Tüzüğün belirlediği şekilde yapılmamış ve belgelendirilmemiş olan tebligatların geçerli olmayacağı Yargıtay içtihatlarında açıkça vurgulanmıştır.
Tebligat Kanunu ile Tüzüğü’nde öngörülen şekilde işlem yapılmış olmadıkça tebliğ memuru tarafından yapılan yazılı beyan onun mücerret sözünden ibaret kalır ve dolayısıyla belgelendirilmiş sayılmaz.
Özel hukuk tüzel kişilerine tebligatın nasıl yapılacağı Tebligat Kanununun 12. ve 13. maddesinde ve Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre; Özel Hukuk Tüzel Kişilerine yapılacak tebligat bunların yetkili temsilcilerine yapılır.
Eğer tüzel kişinin yetkili temsilcisi yoksa veya evrakı bizzat alamayacak bir halde ise; görev itibariyle temsilciden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi bu işle görevlendirilmiş bir kişiye, o da yoksa tüzel kişinin o yerdeki memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Tebligat tüzel kişinin yetkili temsilcisine yapılmamış ve sıralı kişilere yapılmışsa, bunun nedenlerinin açıkça ve ayrıntılı olarak tebligat mazbatasına yazılması gerekir.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 23. maddesinin 8. bendinde 19.3.2003 gün 4829 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile tebliğ evrakında bulunması zorunlu olan unsurlar arasına “tebliğ evrakı kime tebliğ edilmişse onun imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzasının bulunması” hususu da eklenmiştir" denmektedir.
Somut olayda, davalı şirkete dava dilekçesinin Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebliğe çıkarıldığı, bununla birlikte muhatabın "işte olduğu" ve bilgisi sorulan komşunun ise sadece daire numarası olarak belirtildiği görülmüştür. Davalıya yapılan ıslah dilekçesi tebliğinin de Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre yapılmasına rağmen hangi komşudan bilgi sorulduğu belli olmadığı gibi, davalı muhatap çalışanlarının nerde olduğu, neden Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebligat yapılması gerektiğine ilişkin gibi bilgilerin tebligat şerhinde yer almadığı gibi, matbu halde tebligat parçasına vurulan kaşenin boşlukları doldurulmamış, birbirine alternatif olan kelimelerden hiç biri çizilmemiş, böylelikle tebligatın ne surette yapıldığı belirsiz hale gelmiştir.
Gerek dava dilekçesinin gerekse ıslah dilekçesinin davalıya yukardaki esaslar dahilinde tebliğ edilmediği anlaşıldığından usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilip karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz nedenlerinin incelenmesine yer olmadığına peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10/12/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy