(6100 S. K. m. 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma, ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalıya ait iş yerinde 25.08.2004-10.05.2006 tarihleri arasında çalıştığını, davalı işveren tarafından haksız olarak işten çıkartıldığını, 2006 yılına ait Ocak, Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs aylarına ilişkin ücretleri ile fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini, ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının kendi isteği ile işten ayrıldığını, iş yerinde fazla mesai yapılmadığını, yazılı delil başlangıcı niteliğindeki davacı tarafından tutulan kasa defterindeki kayıtlar ile dava konusu 2006 yılına ait Ocak, Şubat, Mart Nisan ve Mayıs aylarına ilişkin ücretin ödendiğinin sabit olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yargıtay Bozma İlamı
Yerel mahkemenin 21.01.2009 tarih, 2006/292 E-2008/12 K sayılı ilamı ile, davalı iş yerine ait bizzat davacı tarafından tutulan kasa defteri ile davacı tarafından talep edilen aylara ilişkin ücret alacaklarının ödendiğinin anlaşıldığı, 10.05.2006 tarihli tutanak ve davalı tanık beyanları ile davacının kendi isteği ile işten ayrıldığı hususun ispatlandığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir
Bu karar süresi içerisinde davacı tarafça temyiz edilmiştir
Temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 9 Hukuk Dairesinin 20.04.2011 tarih, 2009/11670 E 2011/12081 K ilamı ile, Davalı işverenin ihbar önelinin kullandırıldığı yönündeki savunması ve davacı tanığının beyanları dikkate alındığında, taraflar arasındaki iş akdinin davalı işveren tarafından haklı nedene dayanılmaksızın feshedildiğinin kabulü gerektiği, davacının fazla çalışma yaptığına ilişkin iddiası dinlenen davacı tanıkları tarafından doğrulandığı bu nedenle fazla çalışma ücret alacağı talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu ve davalı iş veren tarafından ibraz edilen yazılı delil başlangıcı niteliği taşıyan kasa defteri içeriğinin davalı tanıkları tarafından doğrulanmadığı, bu nedenle ücret alacaklarının ödendiği yönündeki iddianın davalı iş veren tarafından ispatlandığına ilişkin mahkeme kabulünün de yerinde olmadığı belirtilerek yerel mahkemenin yukarıda tarih ve numarası gösterilen ilk kararı bozulmuştur.
D) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu, davacının fazla çalışma yaptığına ilişkin iddiasının dinlenen davacı tanıkları tarafından doğrulandığı, davalı iş veren tarafından fazla çalışma ücretlerinin ödendiğine ilişkin herhangi bir delil ibraz edilemediği yazılı delil başlangıcı niteliğindeki kasa defteri içeriğinin dinlenilen davalı tanıklarınca ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
E) Temyiz:
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
F) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 2006 yılına ait Ocak, Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs aylarına ilişkin ücretin ödenip ödenmediği ve ödeme iddiasının yemin delili ile ispatlanıp ispatlanamayacağı noktalarında toplanmaktadır.
Hukuk yargılamasında ispat araçlarından olan Yemin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Yasanın 225.inci maddesine göre, yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar teşkil eder. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.
Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği haller ve yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak konular yemin konusu olamaz (6100 sayılı Yasa Md. 226).
Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf da yemin teklif edebilir. Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez. Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır (6100 sayılı Yasa Md. 227-228).
Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır.
Yeminin konusunu oluşturan vakıa, her iki tarafın değil, yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa yemin iade edilemez
Yemin edecek taraf gerçek kişi olup, yeminden evvel ölür veya fiil ehliyetini kaybederse yemin teklif edilmemiş sayılır. Yemin, bizzat tarafa teklif olunur ve tarafça eda yahut iade olunur. Taraflardan biri tüzel kişi yahut ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse ise onlar adına yapılmış bir işleme ilişkin vakıanın ispatı için yemin, tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ yahut kanuni mümessil tarafından eda ya da iade olunabilir (6100 sayılı Yasa Md. 229 ila 232).
Yasanın 233 üncü maddesi uyarınca, yemin mahkeme huzurunda eda olunur. Hakim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi halinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hakim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhal bu konuda kararını verir. Değinilen madde gereğince yemin, Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz? şeklinde yöneltilir ve yemin teklif edilen kimse tarafından Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum. denilmek suretiyle eda edilmiş sayılır.
Yasanın 234 ve devamı maddeleri gereğince, okuma ve yazma bilen sağır veya dilsizler, yemin hakkındaki beyanlarını yazıp imzalayarak yemin ederler. Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsizler, işaretlerinden anlayan bir bilirkişi aracılığıyla yemin ederler.
Yemin edecek kimse, mahkemeye gelemeyecek kadar hasta veya özürlü ise hakim, bulunduğu yerde o kimseye yemin ettirir. Bu sırada isterlerse taraf vekilleri ve karşı taraf da hazır bulunabilir. Mahkemenin yargı çevresi dışında oturan kimse, yemin için davaya bakan mahkemeye gelmek zorundadır. Ancak, yemin edecek kişi, mahkemenin bulunduğu il dışında oturuyor ve bulunduğu yerde aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yolu ile yemin icrası mümkün değil ise istinabe yolu ile yemin ettirilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 237 ve müteakip maddeleri uyarınca, hakim, eksik olan noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak için yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü soruları yemin eden kimseye sorabilir. Hakim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder. Yemin eda edildikten sonra, yalan yere yemin nedeniyle açılan ceza davası, esas dava bakımından bekletici sorun yapılamaz.
Somut olayda, davalı vekili bozmadan sonraki 05.10.2011 tarihli celsede fazla çalışma ücretleri ile dava konusu 2006 yılına ait Ocak, Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs aylarına ilişkin ücret alacaklarının ödendiği hususunda davacıya yemin teklif etmek istediklerini ifade etmiştir. Davalı vekilinin 02.02.2007 tarihli delil listesinde yemin deliline dayandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, fazla çalışma ücretleri ile 2006 yılına ait Ocak, Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs aylarına ilişkin ücret alacaklarının ödendiği hususunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 237 ve müteakip maddeleri uyarınca davacıya yemin teklif edilerek sonucun göre hüküm kurulması gerekirken, yemin deliline ilişkin değerlendirme yapılmadan karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy