(4857 S. K. m. 18, 19, 20, 21, 25)
Dava: Davacı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18-21. maddeleri uyarınca feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, tıbbi tanıtım temsilcisi olarak çalışan davacı işçinin iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18-21. maddeleri uyarınca feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının ziyaret etmediği yerleri ziyaret etmiş gibi rapor hazırlayarak ve iş amaçlı olmayan harcamaları masraf raporlarında beyan ederek işverenin güvenini kötüye kullandığını, doğruluk ve bağlılık kurallarına aykırı hareket ettiğini, davacının doğruluk ve bağlılık kurallarına aykırı hareketlerinin tutanak altına alındığını, daha önceden birçok kez uyarıldığını, feshin haklı nedene dayandığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının son bir yıl içinde avansla ile ilgili yanılış beyanda bulunması, program değişikliğini bildirmemesi, hizmet için tesis edilen aracı özel işinde kullanması ve özel işinde kullandığı aracın yakıt giderini şirkete fatura etmesi nedeni ile bu davranışlarının fesih sebebi olabileceği, ancak davalı işverenin bu davranışlarından sonra iş sözleşmesini feshetmediği ve uyardığı, bazı iş amaçlı benzin ve yemek giderlerinin ödenmemesi ile ilgili belgeler ve ziyaret yapılmaması ile ilgili eczacı şikayetlerinin ise fesih sonrası tutulduğu, haklı fesih nedeni olamayacağı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İşçinin davranışlarına dayanan fesih, her şeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. İşçinin kusurlu olarak (kasden veya ihmalle) sebebiyet verdiği sözleşme ihlalleri, sözleşmenin feshi açısından önem kazanır. Geçerli fesih sebebinden bahsedilebilmesi için, işçinin sözleşmesel yükümlülüklerini mutlaka kasıtlı ihlal etmesi şart değildir. Göstermesi gereken özen yükümlülüğünün ihlal edilerek ihmali davranış ile ihlali yeterlidir. Buna karşılık, işçinin kusuruna dayanmayan davranışları, kural olarak işverene işçinin davranışlarına dayanarak sözleşmeyi feshetme hakkı vermez.
İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Yan yükümlere itaat borcu, günümüzde dürüstlük kuralından çıkarılmaktadır. Buna göre, iş görme edimi dürüstlük kuralının gerektirdiği şekilde ifa edilmelidir.
Dosya içeriğine göre tıbbi tanıtım temsilcisi olan davacının son bir yıl içinde avansla ile ilgili yanılış beyanda bulunma, program değişikliğini bildirmeme, hizmet için tesis edilen aracı özel işinde kullanma ve özel işinde kullandığı aracın yakıt giderini şirkete fatura etme gibi davranışlarından bulunması nedeni ile savunmasının alınarak, uyarıldığı, feshe yakın tarihlerde de eczane ziyaretini gerçekleştirmeme ve ağırlama giderlerinde tutarsızlıkları nedeni ile hakkında tutanak tutulduğu, davacının bu davranışlarının ziyaretlerini gerçekleştirdiği eczacıların ve tıbbi tanıtım için ağırlama yaptığı lokanta sahiplerinin şikayetlerine neden olduğu anlaşılmaktadır. Davacının sözleşme ve kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ihlali niteliğindeki bu davranışlarının işyerinde olumsuzluklara yol açtığı, iş ilişkisinin devam ettirmenin işveren açısından beklenmez bir hal aldığı sabittir. Fesih davacının davranışlarından kaynaklanan geçerli nedene dayandığından davanın reddi gerekir iken yazılı gerekçe ile kabulü hatalı bulunmuştur.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 88.60 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.100.00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 28.02.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy