(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17) (2004 S. K. m. 68, 68/A) (5521 S. K. m. 7) (818 S. K. m. 104) (3095 S. K. m. 3) (YHGK . 04.03.2009 T. 2009/9-57 E. 2009/110 K.)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı ve ücret alacaklarına dair icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İşçilik alacaklarıyla ilgili olarak yapılmış olan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında yargılama ve icra inkar tazminatına karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri İcra İflas Kanunun 67 nci maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır.
İtirazın iptali davası, takip alacaklısı tarafından itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılır. İcra takibinde yer alan ve borçlu tarafından itiraza uğrayan kısım davanın konusunu oluşturur. Borcun tamamına ya da bir kısmına itiraz hallerinde olduğu gibi imzaya itirazla faize itiraz edilmesi durumunda da itirazın iptali davası açılabilir.
İcra İflas Kanununun 68 ve 68 (a) maddelerinde sözü edilen belgelerden birine sahip olmayan alacaklı, itirazın giderilmesini sağlayabilmek için yalnız itirazın iptali yoluna başvurabilir.
Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş ya da itiraz geçerli değilse alacaklının itirazın iptali davası açmasında hukuki yarar yoktur.
İtirazın iptali davası süreye tabidir. Alacaklı itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde davayı açabilir.
İcra takibi konusu alacak (davası) iş mahkemesinin görevine girmekte ise, itirazın iptali davası da iş mahkemesinde açılır (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku, İstanbul Kasım 2004, s. 223.). Buna göre davada 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 7 nci maddesi uyarınca sözlü yargılama usulü uygulanır.
İtirazın iptali davasında, işçilik alacaklarıyla ilgili olarak tahsil hükmü kurulması mümkün olmaz. Yargılama sonunda icra takibine itirazın kıdeme ya da tamamen iptaliyle takibin devamına ya da davanın reddine dair karar verilmelidir.
İtirazın iptali davasında dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması mümkün olup, arttırılan kısım yönünden tahsil davası olarak hüküm kurulmalıdır. Davaya konu miktarın ıslah yoluyla arttırılması itirazın iptali davasının niteliğini değiştirmez ve tamamını tahsil davasına dönüştürmez.
İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının Yasada gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilir. İcra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Özellikle, işçinin kıdemi, ücreti gibi hesap unsurları, işverence bilinen ya da belirlenebilecek hususlardır. 4857 Sayılı İş Kanununun 8 ve 28 inci maddelerinin işverene bu gibi konularda belge düzenleme yükümü yüklediği de gözden uzak tutulmamalıdır. Ancak hak tartışmalı ise icra inkar tazminatına hükmedilemez (Yargıtay HGK 04.03.2009 gün 2009/9-57 E, 2009/110 K).
Borçlu belirli bir alacak için yapılan icra takibinde borcun bir kısmına itiraz etmek istediğinde, itiraz ettiği kısmı açıkça göstermek zorundadır. Borçlu buna uymaz ve borcun tamamına itiraz ederse, itirazın iptali davası sonucunda borçlu olduğu miktar bakımından icra inkar tazminatı ödemekle yükümlüdür (Yargıtay 9. H.D. 04.04.2008 gün 2007/14360 E, 2008/7511 K.).
Alacağın likit olması şartıyla, itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkar tazminatına hükmedilmelidir.
İcra inkar tazminatı, asıl alacak bakımından söze konu olur. İşlemiş faiz istemi yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir.
İcra takibinde işlemiş faiz için de takip tarihinden itibaren faiz talep edilmiş olması durumunda, itirazın iptaliyle takibin devamına karar verilmesi, faize faiz yürütülmesi anlamına gelir ki, B.K.'nun 104/son ve 3095 Sayılı Kanunun 3 üncü maddesi uyarınca faize faiz yürütülmesi mümkün olmaz. Bu halde, asıl alacak bakımından takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmek suretiyle, faize faiz yürütülmeyecek şekilde hüküm kurulmalıdır.
Somut olayda, davacı işçi tarafından davalı işveren aleyhine ilamsız icra takibi yapılarak ihbar ve kıdem tazminatlarıyla ücret alacaklarının tahsili istenmiştir. Mahkemece görevsiz mahkemece aldırılan bilirkişi raporu ve ek raporun talep edilen hususları karşılar şekilde hesaplama yöntemleri de gösterilmek suretiyle denetime olanak sağlayıcı şekilde hazırlanmış olduğu gözetilerek davacının işyerindeki çalışma süresi olan 7 yıl 11 ay 23 gün karşılığı hak kazandığı kıdem ve ihbar tazminatları hüküm altına alınmış, davacının ücretlerinin ödendiğini bilgi ve belgelerle ispat edemeyen davalının dosyaya ibraz ettiği bordroların imzasız olduğu, bazı bordroların ise mevcut olmadığı anlaşılmakla yapılan hesaplama sonucunda belirlenen alacaklara ve hesaplanan faize itibar edilerek hüküm kurulması uygun bulunmuş takibe konu alacakların davacının çalışma süresi ve son aldığı ücret net olarak belli olduğundan talep edilen alacağın likit olduğu gerekçesiyle davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Dosyaya davalı tarafından sunulan Bilecik Noterliği'nin 01.07.2005 tarih ve 5818 yevmiye numaralı ihtarnameyle davacı işçinin 2005 yılı Nisan ayından kalan ücreti, Mayıs ve Haziran ayları ücretleri, Mayıs mesai alacakları, vergi iadesi ve yıllık izin ücretinin ödenmemesi, ücretlerin düzenli ödenmemesi sebebiyle iş sözleşmesini feshettiği anlaşılmaktadır. Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçiye haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da tanınmıştır. İşçinin ücretinin kanun veya sözleşme hükümlerine göre ödenmemesi işçiye bu imkanı verir. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir. Davacının ücret alacağı bulunduğu anlaşılmakla iş sözleşmesini feshi haklıdır. Bu sebeple davacı kıdem tazminatına hak kazanmıştır ancak iş sözleşmesini haklı da olsa fesheden tarafın ihbar tazminatı talebi kabul edilemez. Açıklanan sebeplerle hükme esas alınan bilirkişi raporunda ihbar tazminatı olarak 769,93 TL ve ihbar tazminatının işlemiş faizi olarak 33,82 TL miktarındaki alacak taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirir.
Kabule göre de takibe konu istekler yargılamayı gerektirmiş ve yapılan yargılama neticesinde de icra dosyasında 8.662 TL asıl alacak ve 777 TL işlemiş faiz üzerinden takip yapıldığı halde mahkemece 7.138 TL asıl alacak ve 478 TL işlemiş faiz üzerinden takibin devamına karar verilmiştir. Hal böyle olunca alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 03.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy