(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 41)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti ile izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ. M. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı işyerinde uzun yıllardan beri temizlik işlerinde verilen tüm talimat ve direktiflerine uygun olarak hizmetinin gerektiği şekilde yerine getirdiğini ancak işveren tarafından iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ve yıllık izin alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının sürekli olarak disiplinsiz hak ve hareketlerde bulunduğunu, işe devamsızlıklarının yıllarca süregeldiğini, son olarak 01.08.2007 tarihinden itibaren işe gelmemeye başlaması üzerine hakkında tutanaklar tutulduğunu, davacının evinden de arandığını ve işe gelmesinin bildirildiğini ancak öğrenildiği kadarıyla davacının evine de gitmediğini, bu nedenle iş sözleşmesinin haklı nedenlerle feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davalı işverenin devamsızlık nedeniyle iş sözleşmesini feshettiğinden bahisle davanın reddine karar vermiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında fesih hususu uyuşmazlık konusudur.
Davacı, davalı işyerinde işçi olarak 22 yıl süreli olarak çalıştığını, uzun yıllar boyunca işveren temizlik işlerinde, verilen tüm talimat ve direktiflerine uygun biçimde davranarak hizmetini gerektiği şekilde yerine getirdiğini, ancak işveren tarafından iş akdinin feshedildiğini iddia etmiş, akibinde aşamalarda 2006 yılında devamsızlık olayı yaşandığını ve izinli sayıldığını, gerçekte de böyle olduğunu, 2007 senesinde ise bu defa davalının kötüniyetle davranarak işçinin işine son verdiğini belirtmiştir.
Davalı ise dava dilekçesindeki iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, davacının, sürekli olarak disiplinsiz hal ve hareketlerde bulunduğunu, işe devamsızlıklarının yıllarca süregeldiğini, son olarak 01.08.2007 tarihinden itibaren işe gelmemeye başlaması üzerine hakkında tutanaklar tutulduğunu, davacının evinden de arandığını ve işe gelmesinin bildirildiğini, ancak öğrenildiği kadarıyla davacının evine de gitmediğini, bu nedenle iş aktinin haklı nedenlerle feshedildiğini, davacının tazminat talep hakkının bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, davacının devamsızlığının davalı işveren yönünden haklı fesih nedeni olduğundan bahisle davanın reddine karar vermiştir.
Ancak davacının eşi olup tanık olarak dinlenen R. K., davacı eşinin yaklaşık 20 yıldan beri davalı belediyede çalıştığını, davalı tarafından çıkartıldığını, eşinin işten çıkartılmadan önce izin aldığını söylediğini, bunun üzerine eşinin izin alıp almadığını öğrenmek için davalı belediyeye gittiğinde 4-5 ay izin aldığının söylendiğini beyan etmiştir.
Diğer davacı tanığı S. H., 2006 yılı başlarında davacının oğlu Recep Kantar'ı gördüğünde kendisine babasının kayıp olduğunu söylediğini, bulmaları gerektiğini aksi halde iş sözleşmesinin feshedileceğini oğlunun söylediğini, davacının bir süre sonra Bilecik'in bir köyünde babası ve çocukları tarafından bulunduğunu, tekrar davalı işyerinde çalışmaya başladığını daha sonra davacının tekrar işten ayrılıp kaybolduğunu yine oğlunun kendisine söylediğini beyan etmiştir.
Dinlenen davalı tanıkları da davacının devamsızlığına ilişkin beyanlarda bulunmuşlardır.
Davacıya ait işyeri kayıtları ibraz edilmiş olup davacının yıllar itibariyle de devamsızlık yaptığı ve bunu alışkanlık haline getirdiği görülmüştür.
Somut olayda söz konusu ifadelerden davacının 2006 yılında da işyerini terk ederek 4-5 ay ortadan kaybolduğu ve ailesi tarafından aranarak bulunduğu ve feshe konu devamsızlığında buna benzer geliştiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, davacı asil ve vekilinden davacının 2006 yılındaki ve feshe neden olan çekip gitme/kaybolmasının sebebinin ruh sağlığındaki bir bozukluğa dayanıp dayanmadığı araştırılarak gerekirse bu konuda uzman doktor görüşü de alınarak bir ruh hastalığı varsa öncelikle davacının vesayet altına alınıp alınmayacağı değerlendirilerek böyle bir hastalığının bulunması halinde işyerini terk eylemi yönünden farik ve mümeyyiz olup olmadığı yönünden uzman raporu alınarak terk işleminin sebebi araştırılıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.05.2012 tarihinde karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy