(4857 S. K. m. 2) (2821 S. K. m. 3, 4, 60) (2822 S. K. m. 3)
Dava: Davacı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca tanzim edilmiş olan 20.04.2011 tarihli ve B.13.O.ÇGM.0.12.04. 00/103.02/8449 sayılı yetki tespitinin, iptalini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteğin reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ö. F. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, ÇSGB'lığı tarafından Fatma Nurcan Özdemir Nurkim - İş Organizasyonu'nun Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi 5 Ocak cd. Yüreğir/Adana adresindeki işyerinde çalışan 25işçiden 22'sinin sendikaya üye olduğu, Tek Gıda-İş Sendikası'nın işyeri düzeyinde çoğunluğu sağladığının tespit edildiğini, yetki tespiti yapılırken işletme kapsamında olduğu gözetilmediğini, firmanın muhtelif yerlerde Tahmil- Tahliye-Temizlik-Paketleme Ambalaj Bakım ve benzeri yardımcı İşler yaptığını, işletme düzeyinde tespit yapılması gerekirken işyeri düzeyinde tespit yapıldığını, Tek-Gıda İş Sendikası'nın İşyerlerinde toplu iş sözleşmesi yapmak için gerekli çoğunluğa sahipolmadığını, ayrıca işverenin ve sendikanın farklı işkollarında bulunduğunun gözetilmediğini, firmanın İş kolları tüzüğü 28 sıra numaralı genelişler işkolunda olduğunu belirterek 20.04.2011 tarih ve B.13.O.ÇGM.0.12.04. 00/103.02/8449 sayılı yetki tespitinin iptalini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Bakanlık, Tek Gıda İş Sendikası'nın çoğunluğu sağladığını, Bakanlıkça yapılan işlemin usul ve yasaya uygun bulunduğunu belirterek davanın reddine istemiştir.
Davalı Tek Gıda İş Sendikası davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece Bakanlığın yetki tespit işleminin yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasında, Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nun 13. ve 15.maddeleri uyarınca açılan olumlu yetki tespitine itiraz davasında şirketin, bir işyeri mi, yoksa aynı işkolunda kurulu birden çok işyerinden oluşan bir işletme mi olduğu ve buna bağlı olarak sendikanın çoğunluğu sağlayıp sağlayamadığı noktasında uyuşmazlık vardır.
Bakanlık Yetki Tespit kararında, Fatma Nurcan Özdemir Nur-Kim Pak Nişasta AŞ. Yüreğir/Adana İşyerinde, 20.04.2011 başvuru tarihi itibari ile 25 işçinin çalıştığı ve 22 işçinin Tek Gıda -İş sendikasının üyesi olduğu, sendikanın çoğunluğu sağladığı tespit edilmiştir.
Dosya kapsamından Fatma Nurcan Özemir - Nurkim İş Organizasyonu'nun yetki tespiti yapılan işyeri dışında, Yenice/Tarsus, Torbalı/İzmir ve Başpınar/Gaziantep adreslerinde de işyerleri bulunduğu anlaşılmıştır. Bakanlıkçayetki tespiti yapılan işyeriile ilgili işkolu tespit kararının olmadığı bildirilmiştir. Diğer işyerleri ile ilgili de dosyaya sunulan işkolu tespit kararı olmamıştır.
Somut olayda öncelikli olarak çözümlenmesi gereken konu 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu (Toplu GLK)' nun 3/2 fıkrasında belirtilen Bir gerçek ve tüzelkişiye veyabir kamu kurum ve kuruluşuna ait aynı işkolunda birden çok işyerine sahip bir işletmede ancak bir toplu iş sözleşmesi yapılabilir. tanımına uygun aynı işkolunda kurulu birden çok işyerinden oluşan bir işletmenin olup olmadığı tespit edilmelidir.
O halde; işyerlerine ilişkin işkolu tespit kararları var ise bu kararlar dosyaya getirtilmelidir. Şayet işkolu tespit kararı yok ise, davacı işverene 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 4 üncü maddesinde öngörülen prosedüre göre, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına işkolu tespit başvurusunda bulunmak üzere süre verilmeli, işyerlerinin girdiği işkolunun tespiti ön mesele kabul edilmelidir.
İşkolu tespitinin sonucuna göre, 2822 Sayılı Yasanın 3/2 fıkrasında belirtilen aynı işkolunda birden çok işyerine sahip olma koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği, işveren işyerlerinin işletme kapsamında olup olmadığı hususu tespit edilmelidir.
İşkolu tespiti yapılırken aşağıdaki hususlar göz önünde bulundurulmalıdır.
Türk toplu iş hukukundaki normatif düzenlemelerde iş kolu kavramı önemli bir yer tutmaktadır. 2821 sayılı Sendikalar Kanununa göre, öncelikle işçi ve işveren sendikaları işkolu esasına göre kurulmaktadır(m.3). İşkolunun belirlenmesi konusunda özel bir norm düzenlenmiştir (m.4). Anılan maddeye göre işkolu tespiti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılacaktır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılan tespit ile ilgili kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına müteakip bu tespite karşı ilgililer iş davalarına bakmakla görevli mahalli mahkemede onbeş gün içinde dava açabileceği belirtilmiştir. Belirtilen süre hak düşürücüdür.
İşçi ve işveren sendikalarının kurulabilecekleri işkolları Sendikalar Kanununun 60.maddede gösterilmiştir. Anılan maddede, bir işyerinde yürütülen asıl işe yardımcı işler de, asıl işin dahil olduğu işkolundan sayılacağı ifade edilmiştir. Yine aynı maddede; bir işkoluna giren işlerin neler olacağı, işçi ve işveren konfederasyonlarının görüşü de alınarakve uluslararası normlarda göz önünde bulundurularak bir tüzükle düzenleneceği belirtilmiştir.
Söz konusu tüzükte işkollarına giren işler, tüzüğe ekli listede belirtilmiştir. Bir işyerinde yürütülen asıl işeyardımcı işlerde, asıl işin dahil olduğu işkolundan sayılacağı vurgulanmıştır. (Tüz. m.3)
2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu(Toplu GLK)'nun üçüncü maddesinde bir toplu iş sözleşmesi aynı işkolunda bir veya birden çok işyerini kapsayabilir tümcesi ile esas olarak işyeri toplu iş sözleşmesini esas almıştır.
Anılan maddenin ikinci fıkrasına göre, bir gerçek ve tüzel kişiye veya bir kamu kurumu ve kuruluşlarına ait aynı iş kolunda birden çok işyerine sahip bir işletmede ancak bir toplu iş sözleşmesi yapılabilir. Bu kanun anlamında yapılan sözleşme tipine işletme toplu iş sözleşmesi denir. Ancak, fıkrada ayrık bir düzenlemeye deyer verilerek, kamu kurum ve kuruluşlar için tek bir işletme toplu iş sözleşme yapılabilmesine olanak tanınmıştır.
İşkolu kavramı sendikaların faaliyet alanlarını belirleyen temel bir öğedir. Birbirine benzer işler bir hukuki kalıp altında toplu iş hukukuna sunulmaktadır.
İş kolu tespitinde birim olarak işyerinin alınacağı normatif düzenlemelerin tartışmasız bir sonucudur. 4857 Sayılı Yasanın 2.maddesinin gerekçesinde iş yeri tanımı teknik bir amaca, diğer bir deyişle mal ve hizmet üretimine yönelik ve değişik unsurlardan meydana gelen bir birim olduğu belirtilmiştir. İşyerinin sınırlarının saptanmasında işyerine bağlı yerler ile eklentiler ve araçların bir birim kapsamında oldukları belirtildikten sonra özellikle bir işyerinin mal ve hizmet üretimi için ayrı bir alanı da kullanması halinde bunların tek işyerimi yoksa bir birinden bağımsız işyerleri mi sayılacağı konusunda amaçta birlik, aynı teknik amaca bağlı olarak üretimde bulunma, nitelik yönünden bağlılık ile yönetimde birlik, aynı yönetim altında örgütlenmiş olma koşullarının aranacağı düzenlenmiştir. Öte yandan teknolojik ve ekonomik gelişmeler bir işyeri çerçevesinde mal ve hizmet üretimi, pazarlama ve müşterilere sunulması yönünden çok yönlü bir yapısal değişikliği gerektirmesi nedeniyle birişyerininamacının gerçekleşmesinde işlerin görülmesi işyerinin kurulu bulunduğu yerin dışına taşmış, özellikle işveren kurulan iş organizasyonu içerisinde işyeri niteliğinde olmayan irtibat bürolarına veya yurt genelinde veya ilin içinde işlerin yürütüldüğü örgütlenmeye kadar genişletmek gereksinimi duyulmuştur. Bu bağlamda 2.maddede iş yeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür hükmü getirilmiştir.
İşyerinin özelliğini veren temel öğe teknik amaçtır. Mal ve hizmetin kazanç amacıyla yahut başka bir amaçla üretilmesi arasında bir fark bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla hizmet üretimi veya mal üretimi tek başına teknik bir amaç olabilir. Sonuç olarak işyeri teknik bir amacı gerçekleştiren temelde örgütsel bir birlikteliktir. İşyeri sürelikli bir organizasyon içerisinde örgütlenmeyi gerektirir. Organizasyon özünde maddi ve maddi olmayan öğelerin yanında emeğin varlığını da içinde barındırır.
Aynı işverene ait iki üretim birimi aynı teknik amacı elde etmek için örgütlenmişse yahut bu yerlerde aynı teknik amacın farklı üretim amaçları gerçekleşiyorsa amaçta birlik sağlanmıştır.
Farklı üretim birimlerinin tek bir işyeri sayılması için aynı arazi sınırları içinde bulunmaları gerekmemektedir. Fakat birimler arasındaki uzaklık işlerin tek elden yürütümünü engelleyecek boyutta olmamalı çünkü farklı birimler arasında amaçta birlik bulunsa dahi yönetimde birliğin sağlanmasının zorluğu tartışmasızdır.
Toplu İş Hukuku anlamında işyerinin işçilerin dayanışmadan kaynaklanan ortak menfaatleri oluşmasına olanak sağlayan ve faaliyetlerini sürdürebileceği bir sürekliliğe sahip ve işverenede asıl işin girdiği iş kolunda sendikal muhatap yaratacak bir birim olması gerekmektedir. Alman ve Fransız Hukukunda işyerinin neresi olduğu ve sınırlarının belirlenmesi sosyal tarafların özerkliğine terk edilmiştir. Oysa hukukumuzda işyeri mutlak ve tartışmasız olarak kabul edilmektedir. İşyeri kavramı fonksiyonel bir kavramdır.
İşletme ise genel olarak iktisadi bir amacın gerçekleşmesi için aynı işverene ait birden fazla işyerinin örgütlenmesi ile oluşmuş bir ünite olarak tanımlanmaktadır. İşyerini işletmeden ayıran temel ölçütlerden biri izlenen amaçtır. İşletme mutlaka ekonomik bir amaç gütmesi gerekmez. İşyeri işletmenin genel olarak bağımsız bir bölümü olarak düşünülmesi gerekir. Ticaret Hukukundaki işletmeden farklı bir amaç gütmektedir. Çünkü ticari işletmelerde işçi çalıştırma zorunluluğu bulunmamaktadır.
İşyeri ve işletme ayırtımın da organizasyon kavramıyla bir ayrıştırmaya gitmek de mümkün değildir. Çünkü işletmenin de işyerinin de bir organizasyon içerisinde örgütlenmesi mümkündür. Ancak işletmenin işyerine göre büyüklüğü aynı şekilde organizasyondaki büyüklüğünü gerektireceği kaçınılmazdır. Öte yandan işverenin ötesinde işletmenin profesyonel bir yönetim kadrosu oluşturacağı da gerçektir.
Temel sorun 4857 Sayılı Yasadaki işyeri kavramının genişliğinin Toplu İş Hukukuna yansımamasıdır. İşletme ve işyeri ayrımının bu bağlamda sorun çıkarması kaçınılmazdır.
Özetleyecek olursak işyerindeki faaliyet hangi teknik amacı taşıyorsa asıl iş odur. İşyeri organizasyonu içerisinde asıl işin gerçekleşmesini sağlayan diğer işler ise yardımcı işlerdir. Mal ve hizmetler için yatırım araçları ve işçi sayısı bu konuda ölçüt olabilir. Ancak bir işyerinde başka bir işverene ait ayrı bir işkolunda faaliyet var ise ayrı iş kolundan söz edilebilir. İşletme iş kolu tespiti için asıl iş ve yardımcı iş kavramına yer verilemez.
Açıklanan nedenlerle, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda inceleme yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy