(4857 S. K. m. 32, 37, 41) (9.HD. 18.10.2004 T. 2004/7006 E. 2004/23275 K)
Dava ve Karar: Davacı, fazla mesai ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Y. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı fazla çalışma isteğinde bulunmuştur.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı davanın reddini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece istek gibi hüküm kurulmuştur.
D) Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İşçi ücretlerinin ödenmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 37 nci maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan ücret hesap pusulası verilmesi zorunludur.
Uygulamada çoğunlukla ücret bordrosu adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir.
Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
4857 sayılı Yasanın 32 nci maddesinde, Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan hükme göre, belli koşulların varlığı halinde ödemeler işçi adına açılacak banka hesabına yatırılmalıdır.
Uzun süre ücretlerinin ödenmediği iddiası karşısında, işverence cevap/delil dilekçesinde dayanılmak kaydıyla yemin teklifi hakkının olduğu hatırlatılmalı ve gerekirse bu yönde usulü işlemler tamamlandıktan sonra sonuca gidilmelidir.
Dairemizce, çok uzun süre ücret ödenmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilerek, hakimce resen yemin teklifinde bulunulabileceği de kabul edilmektedir (Yargıtay 9.HD. 18.10.2004 gün 2004/7006 E. 2004/23275 K).
6100 sayılı HMK. nun yürürlüğe girmesinden sonra açılan davalarda re'sen yemin kaldırılmıştır.
Somut olayda; dosyada, davalı hastanede çekilen röntgen filmlerini karanlık odada banyo yapma işinde çalışan davacının çalışma şeklini gösteren iki belge vardır. Çalışma tarihlerinden iki yıl sonra mahkemeye gönderilen radyoloji servisi sorumlusu ile radyoloji doktoru imzalı ve fazla çalışma hesaplanan aylarda 5 karanlık oda görevlisinin Bakanlık emri ile günde 8 saat çalıştığına ilişkin yazı ve aynı yazının ekinde yer alan yine aynı aylara ait davacının adı ve çalışma saatleri yazılı çalışma aylık Radyoloji Servisi Çalışma çizelgeleri.
Davcının günde 8 saat çalıştığı kabul edilerek fazla çalışma hesaplanan aylar yönünden mevcut yazı ile davacının ismi ve aylık çalışma saatleri yazılı çizelgelerdeki çalışma şekli ve saatleri birbirinden farklıdır.
Böyle olunca bozma ilamında yazı ile çizelgelerin çelişkili olduğu belirtilerek davacının çalışmasının isim-saat yazılı aylık Radyoloji Servis Çizelgelerine göre hesaplanması gerektiği belirtilmiş ve mahkemece de anılan bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir."
Ancak bozma sonrası aldırılan bilirkişi raporunda yine Kasım, Aralık 2007 ile Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında günde 8 saat çalıştığı kabul edilerek davacının fazla çalışma alacağı hesaplanmış, mahkemece de temerrüt tarihi olan sonraki ayların 10. gününden itibaren faizi ile hüküm altına alınmıştır.
Oysa davacı ismi ve aylık olarak çalıştığı saatlerdi yazılı çizelgelerde davacının anılan altı ayda daha farklı saatlerde çalışma yaptığı görülmektedir.
Böyle olunca çizelgelerdeki çalışma şekil ve saatlerine itibar edilmediği ve ayrıca uyulmasına karar verilen bozma ilamında da belirtildiği gibi; sadece nöbet esası ile çalışıldığı izlenimi edinilen aylarda ayrıca normal hafta içi normal mesaide de çalışıp çalışmadığı, eğer sadece 08.00-08.00 esası ile çalışmışsa haftada veya ayda toplam kaç gün çalıştığı tespit edilmeden ve bu çalışma şeklinde öncelikle haftalık 30 saatlik normal mesaisi indirildikten sonra, ancak kalanının fazla çalışma olarak hesaplanması gerektiği hususlarına riayet edilmediği görülmüştür.
Uyulmasına karar verilen bozma ilamına rağmen yazılı şekilde hüküm kurulması usulü kazanılmış hak ilkesine aykırı olduğundan kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 02.07.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy