(4857 S. K. m. 24, 25, 26) (5237 S. K. m. 155) (1086 S. K. m. 75)
Davacı, işten çıkartma cezasının iptali ile işe iadesine, yoksun kaldığı hakların mahsubuna karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ. P. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, 18 yıl müfettişlik yaptıktan sonra banka müdürü olarak atandığını, en son A2 derecesinde bir şubeye terfi ettikten sonra, disiplin işlemi ile işten çıkarıldığını, şubenin kar etmesi nedeniyle Kanalköprü Şubesi ile birleştirildiğini, bu nedenle 2004 yılında Adana Barajyolu şubesine atandığını, şubenin kar ve derecesinin artması sonucunda 2005 yılı Eylül ayında A derecesinde olan Tarsus Ziraat Bankası'na atandıktan sonra 03.10.2005 tarihinde işten çıkartıldığını, işlemin yürütülmesinde iş hukuku hükümlerine tabi Personel Disiplin Yönetmeliği'nin uygulandığını, suçlamaların 9/c-i-p maddeleri olduğunu, üç fiilinde işlendiği ve üç kez işten çıkartılması gerektiği halde, üçü için bir kez işten çıkarma cezası ile cezalandırıldığını, aynı yönetmeliğin 24. maddesine göre ve 4857 sayılı İş Kanununun 26. maddesi gereği fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 6 işgünü ve her halükarda fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde hizmet akdinin feshedilmesi, aksi halde zaman aşımına uğrayacağı hükmünün yer aldığını, müvekkilinin durumu dikkate alındığında, en hafif olan cezanın verilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, işlemlerin müdür ve bir çalışanın şifresi ile birlikte çalıştığını belirterek, işten çıkartma cezasının iptali ile işe iadesine, yoksun kaldığı haklarına mahsuben şimdilik 100 YTL.'nin hüküm altına alınmasına karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının 01.12.2001 tarihinden itibaren iş Kanunu'na tabi olarak özel hukuk hükümleri uyarınca çalışmaya başladığını, Kanalköprü Şubesinde yapılan soruşturma sonucunda alınan raporda; şube eski müdürü M. L. I., Şube eski Yönetmeni A. M. B., Şube eski Yönetmen Yardımcısı H. Ü., Şube eski Yönetmen Yardımcısı İ. E. Ö., Şube eski Servis Yetkilisi H. B., Servis Görevlisi H. Y.'un vefat eden kişilere Başak Emeklilik AŞ tarafından gönderilen vefat tazminatlarıyla takip borçlularının hesaplarının kapatılmasına, müşterilere iade edilmesi gereken bir kısım özel işlem ve damga vergilerinin M. Ö. ve N. Ç.'in takip hesaplarının kapatılmasında kullanılması, takip hesapları kapatılan bazı borçluların takip hesaplarına tahakkuk eden/etmesi gereken faizlerin silinmesi, 27802 hesaptaki takip alacaklarının gider hesaplarıyla kapatılması, nazım hesaplarındaki faiz alacaklarının tahsilat yapılmaksızın ters kayıtla kapatılmasına sebebiyet vermelerinden dolayı, müdür M. L. I.'ın Disiplin Yönetmeliği'nin 9/c, 9/i, 9/p maddeleri gereğince işten çıkarma cezası ile cezalandırıldığının tespit edildiği, itirazının kabul edilmediğini, kusurlu işlemleri nedeniyle işten çıkarılma cezası verildiğini, mali sorumluluğunun bulunmadığını, İş Kanunu'nun 25/II-e maddesi gereğince haklı nedenle fesih yapıldığını, banka tarafından suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek davacının fiilleri nedeniyle davanın reddi gerektiğini savunmuştur..
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, 13.11.2008 tarihli, 2005/1300 Esas, 2008/635 sayılı karar ile davacının yaptığı usulsüz işlemler nedeniyle, bankanın zararı bulunduğu, bu zarardan davacının sorumlu tutulduğu davacının da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nda soruşturma başlatıldığı, haklarında soruşturma açılmasına karar verilerek, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2007/41 esas sayılı dosyası ile dava açıldığı anlaşılmıştır. Yapılan yargılama sonunda sanık M. L. I.'ın hizmet sebebiyle emniyeti suistimal suçundan dolayı TCK155/2. maddesi gereğince hapis cezasından çevrilen para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, ceza mahkemesinin kararı henüz kesinleşmemiş ise de dosyadaki bilirkişi raporu ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde davanın subutu açısından beklenmesine gerek olmadığı, davacının iş aktinin haklı olarak geçerli bir nedenle feshedildiği kanaati ile isteklerin reddine karar verilmiştir.
Verilen bu kararın davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 17.03.2011 tarihli 2009/2351 Esas, 2011/7329 Karar sayılı ilamı ile Davacının dava dilekçesindeki talebi işten çıkartma cezasının iptali ile işe iadesine, yoksun kaldığı haklarına mahsuben şimdilik 100 YTL. nin hüküm altına alınmasına karar verilmesi şeklindedir. Davacının isteğinin işe iade davası mı, yoksa işe iade davası ile birlikte açılmış tazminat (alacak) davası mı olduğu hususu açık değildir. Bu durumda Mahkemece HUMK'nun 75. maddesi uyarınca davacının dilekçesindeki talebinin ne olduğu açıklattırılmalıdır.
Davanın işe iade ve tazminat (alacak) davası olarak açıldığının kabul edilmesi durumunda işe iade ve tazminat (alacak) davası ayrı usullere tabi olduğundan her iki davanın ayrılarak görülmesi gerekmektedir. gerekçesi ile bozulmuştur.
Bozma sonrası yapılan yargılama aşamasında bozmaya uyulmuş, davacı vekilinin 29.09.2011 tarihli duruşmadaki beyanında davanın hem işe iade hem de tazminat davası olduğunu belirtmesi üzerine işe iade davasının ayrılmasına karar verilip, ayrı esasa kaydedilerek, tazminata yönelik istekler yönünden işveren tarafından yapılan feshin haklı olduğu gerekçesi ile isteğin reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Dairemizin 17.03.2011 tarihli 2009/2351 Esas, 2011/7329 Karar sayılı bozma kararı uyarınca davacı işçinin isteği açıklatılmış, davacı vekilinin isteğin hem işe iade hem de tazminat davası olduğunu belirtmesi ile işe iade isteği açıklığa kavuşturulmuş ise de tazminat isteğinin mahiyeti açıklattırılmamıştır.
Bu durumda, mahkemece davacının tazminat isteğinin mahiyeti açıklattırılarak feshe bağlı kıdem veya ihbar tazminatı yada her ikisi olup olmadığı belirlenmeli isteğin kıdem-ihbar tazminatına yönelik olduğunun anlaşılması durumunda açılan işe iade davasının sonucu bu davaya etkili olacağından işe iade davasının sonucu beklenerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 07.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy