(6100 S. K. m. 298) (1086 S. K. m. 382)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatlarıyla fazla çalışma, genel tatil, hafta tatili, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Z.C.Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı işverene ait işyerinde demirci olarak 2004 yılı Haziran ayından 2008 yılı Ocak ayına kadar çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarıyla fazla çalışma, genel tatil, hafta tatili, yıllık izin ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, zamanaşımı definde bulunduğunu, davacının 10.6.2004 tarihinde çalışmaya başladığını, 14.1.2008 tarihinde istifa etmek suretiyle işten ayrıldığını, davacının hafta içi 08.00-16.30 saatleri arasında 1 saat ara dinlenmesi ile, Cumartesi günleri ise saat 12.00'ye kadar çalışıldığını, fazla mesai yapılmadığını. Pazar günlerinde ve genel tatillerde çalışılmadığını iddiayla davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Basit yargılamada tefhim edilecek hüküm H.M.K.un 297/2 maddesindeki unsurları taşımakla birlikte H.M.K.un 321 maddesi uyarınca gerekçeli olmak zorundadır. Ancak mahkemelerin iş yoğunluğu ve buna bağlı olarak duruşma dosyalarının çokluğu sebebiyle gerekçenin duruşmada yazdırılamaması halinde gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkarılması gerekir.
Bu yasal şekil yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir. (H.G.K. - 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 1.4.2008 gün ve 2007/38353Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Halen yürürlükte olan 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesine göre, iş mahkemelerince verilen nihai kararlara karşı kanun yoluna başvurma süresi, karar yüzer karşı verilmişse nihai kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliği tarihinden itibaren sekiz gündür.
Taraflar hükmün tefhiminin H.M.K.un 297/2 maddesinde sayılan unsurları taşımaması halinde hak ve borçlarını bilemeyeceklerinden temyiz süresini kaçırmamak, hak kaybına uğramamak için kararı gereksiz yere temyiz etmek zorunda kaldıkları bir gerçektir.
Bu sebeplerle hükmün tefhimi sırasında H.M.K.un 297/2 maddesinde belirtildiği üzere taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
H.M.K.un 298/2 (H.U.M.K.nun 382) maddesi gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması, tefhim edilen kısa karara aykırı olmaması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır.
Asıl olan tefhim edilen kısa karardır. Gerekçeli kararın kısa karara uygun olmaması çelişki yaratır ve gerekçeli kararın yok hükmünde olduğu anlamına gelir. Belirtmek gerekir ki, kısa kararla gerekçeli karar çelişkisi Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı ilamı gereğince bozma nedenidir.
Somut olayda, yerel mahkeme kararının, hüküm fıkrasında kıdem ve ihbar tazminatlarına hükmedilmesine rağmen, gerekçe kısmında dosyadaki delil durumu itibari ile, davacının hizmet akdini 14.1.2008 tarihinde istifa etmek suretiyle sona erdirdiği, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamadığı şeklinde değerlendirmelere yer verilmek suretiyle gerekçeyle hüküm fıkrası arasında çelişkiye sebebiyet verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, sair yönleri incelenmeksizin yukarda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 02.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy