(5521 S. K. m. 15) (1086 S. K. m. 426)
Dava: Davacı vekili, davacı işçinin fark işten ayrılma tazminatı ve fark vergi kesinti alacağının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Yerel mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının uzun süre davalı yanında çalıştığını, davalının eski ortağı bulunan Financiere Lafarge sas ile davalı arasında payların devredilmesi sırasında bir protokol yapıldığını, bu protokol 4857 Sayılı Kanunda sayılmayan hakların verildiğini, 2009 yılsonu itibariyle devir gerçekleştiğini ve iş akdinin davalı tarafından feshedildiğini, protokol gereği işten ayrılma tazminatının giydirilmiş ücretten ödenmesi gerekirken, normal ücret üzerinde kısmen ödeme yapıldığını, ancak bu ödemenin eksik olduğunu, ayrıca ödemelerde vergi kesintisinin fazladan yapıldığını belirterek, fark işten ayrılma tazminatı ve fark vergi kesinti alacağının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, Lafarge Beton A Ş.'deki Fransız Lafarge grubuna ait hisselerin tamamının 2009 Ocak ayında Oyak grubunca satın alınarak şirket unvanının Aslan Beton A Ş. olarak değiştirildiğini, buna paralel olarak organizasyon yapısının yeniden yapılandırılması için çeşitli kararlar alındığını, hisselerin devri süresinde çalışanların mağdur edilmemesi amacıyla bir protokol imzalandığını, bu protokol gereği şirketin yeniden yapılanma süresinin tamamlanmasına kadar olan sürede eski çalışanların istihdamına devam edildiğini, bu süreçte şirketteki bazı kadroların iptal edilerek aralarında davacının da bulunduğu bazı çalışanların istihdam edileceği kadro bulunmadığından, bu çalışanların iş akitlerinin protokol hükümlerine uygun olarak karşılıklı mutabakatla fesholunduğunu. iddia edileninin aksine davacıya tüm haklarının eksiksiz olarak hesaplanıp ödendiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece yapılan yargılama sonunda alınan mali müşavir raporuna edilerek, davacının iş akdinin feshi sonucunda protokol ve devir sözleşmeleri sebebiyle davacıya sözleşme gereği ödenecek olan ücretlerinden davalı tarafından kesinlen gelir vergisinin haklı olduğu ve davalı tarafından vergi dairesine bu miktarların yatırıldığı ve davacının bu miktarlardan gelir vergisi kesilmemesini iddia ve ispat etmesi koşuluyla davalı şirketle vergi daireleri aleyhine vergi mahkemesine dava açma hakkının bulunduğu, ancak işten ayrılma tazminatının eksik ödendiği gerekçesiyle vergi kesinti alacağının reddine, fark işten ayrılma tazminatının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz: Karar tarafların vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe: Uyuşmazlık devirden sonra gerçekleşen fesih sebeple devir alan davalı işverenle devreden dava dışı Lafaerge şirketi arasında imzalanan protokole göre işten ayrılma tazminatının eksik ödenip ödenmediği, bu ödemenin gelir vergisi kesintisine tabii bulunup bulunmadığı ve vergi kesintisinden davalının sorumlu bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı taraf protokolün işten çıkarma tazminatı başlığı altında düzenlenen hükümlerine göre özellikle yol yardımı ve yıl sonunda ödenmesi gereken primlerin dahil edilmeyerek eksik ödendiğini, ayrıca bu tazminatın damga vergisi hariç herhangi bir kesintiye tabii olmadığını, eksik ödenenden de kesinti yapılmasının yasal olmadığını iddia etmiştir. Davalı ise davacıya protokol gereği son fesih tarihine göre yılın sonuna kadar ödenmesi gereken ücret, ikramiye, yemek yardımı, sağlık ve hayat gibi ödemelerin hesaplanarak giydirilmiş ücretten ödendiğini, bu ödemelerin vergiye tabi olduğunu ve vergi kesintisinin yapılarak davacı adına vergi dairesine ödendiğini savunmuştur.
Fark işten ayrılma tazminatının normatif dayanağı olan Protokolün işten çıkarma tazminatları başlığında Eğer yeni hissedar kapanıştan itibaren 12 ay içinde karar vermesi üzerine şirket çalışanların istihdam sözleşmesini sona erdirirse, çalışanların yasal haklarına ek olarak, kapanıştan sonra çalışılan ay sayısı on iki rakamından çıkarılacağı ve çalışanların geri kalan ay sayısına karşılık gelen toplam maaşının (Şirketten ayrıldıkları tarih itibariyle geçerli maaş üzerinden hesaplanacaktır) Şirket tarafından çalışanlara istihdam sözleşmelerinin sona erdirildiği tarihte ödeneceği, işten çıkarma tazminatlarının ödenmesinin ya da diğer hakların kullanılmasının halihazırdaki düzenli ücret paketlerinin ve diğer sosyal yardımların çalışanlara ödenmesine halel getirmeyeceği belirtilmiştir. Protokolün bu maddesi işten çıkarma gerçekleşse bile kalan sürenin ücret ve ödenen diğer tüm haklar güvence altına aldığı, dolayısıyla yol parası bizzat ödenmese bile araç tahsis edilmiş ise bunun karşılığı bedeli ve yılsonunda ödenen prim alacağını da kapsayacağı açıktır.
Açıklanan bu maddi olgulara göre;
1- Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına dair nihai kararlar H.U.M.K.'un 426/A maddesi uyarınca temyiz edilemez. Kesinlik sınırı kamu düzeniyle ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız davaya konu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz. icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 6.6.1975 gün ve 1975/6-8 Sayılı içtihadında 5521 Sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu Kanunun 15. maddesindeki düzenleme gereği H.U.M.K.'un 426/A maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu sebeple seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Dosya içeriğine göre davalı vekili tarafından temyize konu edilen miktar karar tarihi itibari ile 1.540,00 TL kesinlik sının kapsamında kaldığından davalı vekilinin temyiz isteminin H.U.M.K.'un 426/A, 432 maddeleri, uyarınca reddine
2- Davacı vekilinin temyizine gelince;
a) İşçinin vergi kesilmesini gerektiren işçilik alacaklarında vergi yükümlüsü işçidir. Bu tazminat ve alacaklardan kesinti yaparak vergi dairesine işçi adına ödeme yükümlülüğü ise işverene aittir. Vergi Usul Kanunu bu konuda işvereni vergi sorumlusu olarak kabul etmiştir.
Diğer taraftan hangi tazminat ve alacaklardan vergi kesintisi yapılamayacağı, kanunlarda açıkça gösterilmiştir. Bunların tipik örneği kıdem ve işe başlatmama tazminatıdır. Bir tazminat veya alacağın vergi kesintisine tabii olup olmadığı, yasal düzenlemelerle bakılarak belirlenir.
Öncelikle davacının protokole göre 12 aylık süre içinde fesihten dolayı ücret ve diğer haklarını kapsayan işten ayrılma tazminatından vergi kesintisi yapılmayacağına dair bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Davalının vergi kesintisi yaparak ödenmesinde yasaya aykırı bir yön yoktur. Kaldı ki davalı vergi sorumlusu olarak vergi yükümlüsü olan davacı adına kesinti yaptığını ve yatırdığını savunmuş ve belgesini ibraz etmiştir. Kesintiler Vergi Dairesine ödenmiş ise işverenin sorumluluğu ortadan kalkacaktır. Davacı kesinti yapılmaması iddiasında ise davasını işveren karşı değil, idari yargıda kesintiyi kabul eden Vergi Dairesine karşı dava açmalıdır. Mahkemenin bu yöndeki tespiti yerinde olmakla birlikte, vergi kesintisi yönünden açılan davanın husumet sebebiyle reddine karar verilmemesi hatalı olmuştur.
b) Protokolün açıklanan hükmüne göre yol ve prim alacağı da dikkate alınarak kalan süre için hesaplanan işten ayrılma tazminatının ödenmesi gerekir. İlk hukukçu bilirkişi hesap raporu bu tespitlere dayandığından bir değerlendirmeye tabi tutularak, davacının fark işten ayrılma tazminatı hüküm altına alınmalıdır. Yazılı şekilde bu isteğin prim ve yol yardımı içermeyen mali müşavir bilirkişi raporuna göre kısmen kabulü isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 21.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy