(2709 S. K. m. 141) (6100 S. K. m. 297) (YHGK. 08.10.2003 T. 2003/12-574 E. 2003/564 K.)
Dava ve Karar: Davacı vekili, davacı işçinin ödenmeyen ücret, fazla mesai ve ulusal, bayram ve genel tatil ücret alacaklarının davalı adi ortaklığı oluşturan işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalıya ait yurt dışı işyerinde saat ücreti 4,00 Euro ücretle çalışmak üzere yurt dışına götürüldüğünü, davacının köprü inşaatında haftanın her günü günde 10 saat çalıştığını, aylık ücretinin banka hesabına yatırıldığını, ancak ücretleri eksik ödendiği gibi fazla mesai ve tatil çalışması karşılığı ücretin ödenmediğini belirterek ve dava dilekçesinde davalı olarak Mapa-Cengiz Adi Ortaklığı Adına Selçuk Kıymaz göstererek ücret, fazla mesai ve ulusal, bayram ve genel tatil ücret alacaklarının davalı adi ortaklığı oluşturan işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar vekili, husumet itirazı yanında (ortaklık adına açılması) yanında davacının ücretinin arttırılmasını istediğini, isteğinin yerine getirilmemesi nedeni ile ayrılığını, tüm ücretlerinin ödendiğini, işyerinde fazla mesai yapılmadığını, davacı ile sözleşme yapıldığında işçinin haklı nedeni olmaksızın süresi dolmadan iş sözleşmesini feshetmesi halinde gidiş, yol, vize ve oturma izni masraflarının işçiden tahsil edilir hükmü konulduğunu, bu hüküm nedeni ile masrafların işçiden tahsil edildiğini, fazla mesai ve tatil ücretlerinin ödendiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararda davalı adi ortaklığı oluşturan ve vekil tutarak davayı takip eden şirketler açıkça gösterilmeden ve gerekçe belirtilmeden alınan hesap raporuna itibar edilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
Anayasa'nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Yine 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Yasanın 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. şeklinde ifadesini bulmuştur.
"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi, içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur.
Diğer taraftan Hukuk Genel Kurulunun 8.10.2003 tarih, 2003/12-574-564 sayılı kararında vurgulandığı üzere ortak girişim iki veya daha fazla gerçek veya tüzel kişinin belli bir amaca ulaşmak için katkılarını birleştirdikleri bir ortaklık türü olup, bu ortaklığın tek başına tüzel kişiliği bulunmamaktadır.
Ortak girişimin tüzel kişiliği olmadığından ve dava dilekçesinde her iki şirketin gösterilmesi ve dava dilekçesinin ortak girişimi oluşturan her iki şirkete ayrı ayrı tebliğ edilmesi, taraf teşkilinin sağlanması ve ortak girişimi oluşturan kişilerin kararda yer alması gerekir.
Temyize konu yerel mahkeme kararının gerekçeli olmadığı ve yukarıda anılan emredici nitelikteki Anayasa ve yasa hükümlerine aykırı olduğu, taraflar arasında çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin tartışılıp değerlendirilmediği, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin kararda gösterilmediği, keza ortak girişimi oluşturan ve davayı da vekil tutarak takip eden şirketlerin açıkça davalı kısmında yer almadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle Anayasanın 141 ve HMK.'un 297.maddesine aykırı kararın bozulması gerekmiştir. Karar gerekçeli olmalı ve karada açıkça ortak girişimi oluşturan ve davayı vekil tutarak takip eden şirketlerin isimleri yer almalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, salt yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 02.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy