(4857 S. K. m. 17, 24, 46, 47) (1475 S. K. m. 14)
Dava ve Karar: Davacı-karşı davalı işçi, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatil ücreti, genel tatil ücreti ile ücret alacaklarının, davalı ve karşı davacı Mor Teknik Mümessillik İthalat İhracat Ticaret A.Ş. ise ihbar tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, asıl davayı kısmen hüküm altına almış, karşı davayı kabul etmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı (birleşen dosyanın davalısı) işçi ile davalı (birleşen dosyanın davalısı) Wirtgen Ankara Makine Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ. M. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı/Birleşen dava davalı İsteminin Özeti:
Davacı/birleşen davalı, iş sözleşmesinin fiilen sona erdirildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ve ücret alacağının tahsilini talep etmiş, açılan birleşen davaya yönelik ise davanın reddini istemiştir.
B) Davalı/Birleşen dava davacı Cevabının Özeti:
Davalı/birleşen dava davacı, iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından haklı bir neden olmaksızın sona erdirildiğini savunarak davanın reddini talep etmiş, karşı dava ile de haksız fesih nedeniyle davacı/birleşen dava davalı ve birleşen davalıdan ihbar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
C) Birleşen Dava Davalı Cevabının Özeti
Birleşen dava davalı, davanın reddini talep etmiştir.
D) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama ve bilirkişi raporuna dayanılarak sonuç olarak davacı işçinin haksız olarak iş sözleşmesini sona erdirdiğinden bahisle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
E) Temyiz:
Kararı davacı/birleşen dava davalı ile birleşen dava davalı vekilleri temyiz etmiştir.
F) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı/birleşen dava davalı ile birleşen davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçi, iş sözleşmesinin 28.02.2008 tarihinde davalı/birleşen dava davacı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, şirketin yönetim kurulu başkanının rahatsızlanması sonucu şirket ortakları arasında çıkan uyuşmazlıkta işyerinde şirket yetkilileri tarafından taciz edildiğini, şahsına karşı hakaret içeren sözler ve davranışlar nedeniyle çalışamaz duruma geldiğini, güvensiz bir iş ortamı yaratıldığını, sigorta primlerinin eksik yatırıldığını, fiilen sona erdirilen iş sözleşmesini kendisinin de feshettiğini, haklarının ödenmediğini çalışmasının fiilen istenilmediğinin ifade edildiğini iddia etmiştir.
Ayrıca 22.02.2008 tarihli noter ihtarı ile de son zamanlarda sürekli işyerinde şirket yetkilileri tarafından taciz edildiğini, şahsına karşı hakaret içeren sözler ve davranışlar nedeniyle çalışamaz duruma geldiğini,18.02.2008 tarihinde çalıştığı bilgisayarlar vs çalışma gerekçelerinin elinden alındığını ve işyerinde güvensiz bir iş ortamı yaratıldığını, iş sözleşmesinin fiilen sona erdirildiğini, geçmiş dönemlere ait sigorta primlerinin eksik yatırıldığını, strese dayalı ortamda iş sözleşmesinin sona erdiğini ihtar etmiş olup ihtarın davalı işverene 23.02.2008 tarihinde ulaştığı görülmüştür.
Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 18.02.2008 tarih ve 2007/1173 E.sayılı dosyasında yapılan keşif sırasında ise yeni kurulan şirketin kendisine zamlı maaş önerdiğini, diğer arkadaşları gibi kendisinin de onlara söz verdiğini, o şirkete geçmeyi düşündüğünü ifade etmiştir.
Davalı/birleşen dava davacı işveren ise davacının, muhtemelen birleşen dava davalı şirketin cazip iş teklifine inanarak davalı şirkette çalışmakta iken Şubat ayı başında işe gelmediğini, şirket yetkililerinin arayarak neden işe gelmediğini sorduklarında ise artık şirkette çalışmayacağını sözlü olarak beyan ettiğini, ancak daha sonra noter ihtarı gönderdiğini, bu ihtar üzerine karşı ihtar olarak iş sözleşmesinin feshedilmediğini ve derhal işe başlaması gerektiğinin bildirildiğini, iş sözleşmesinin şirket tarafından feshedilmediğini, davacının işine gelmeyerek zımnen feshettiğini fesih hususunda ileri sürdüğü hususların doğru olmadığını savunarak asıl davanın reddini talep etmiş, birleşen dava ile de işçinin haksız feshi nedeniyle davacı işçi ve fesihten sonra çalıştığı davalıdan ihbar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
Birleşen dava davalı şirket vekili ise davanın reddini talep etmiştir.
Davacı işçi tanıkları davacının iddiası doğrultusunda beyanda bulunmuş olup davacının işten ayrıldığını belirtmişlerdir.
Dinlenen davalı tanığı ise bir kısım işçilerin birleşen dava davalı şirketin kurulmasından sonra kendi istekleri ile ayrılarak bu şirkete geçtiklerini beyan etmiştir.
Mahkemece, netice itibariyle davacının bir başka işyerinde daha iyi şartlarda iş bulduğu için işten ayrıldığı sonucuna ulaşıldığını, davacının yargılama aşamasında verdiği dilekçe ile fesih sebebini değiştirerek ödenmemiş işçilik alacaklarını gerekçe olarak gösterdiğini ancak iş sözleşmesini fesheden tarafın dayandığı fesih sebebi ile bağlı olduğunu ve bunu değiştiremeyeceğini belirterek davacı/birleşen dava davalı işçinin yapmış olduğu feshin haksız olduğundan bahisle asıl dava yönünden ücret alacağı hüküm altına alınmış diğer talep edilen alacakların ise reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece fesih hususunda ulaşılan sonuç yerinde değildir.
Şöyle ki; dosya kapsamından ve dinlenen tanık beyanlarından, davalı şirket sahibi olan Ömer Orhan Alp'in, yeni kurulan birleşen dava davalı şirketin genel müdürlüğünü de yaptığı ve yeni kurulan şirket adına bazı faaliyetleri de yerine getirdiği ancak adı geçenin 2007 yılının ikinci döneminde rahatsızlanması ve bu rahatsızlığı neticesinde vesayet makamına intikal edilmesi neticesinde davalı şirkette bir yönetim boşluğu oluştuğu, özellikle adı geçenin kızının yönetimi ele alıp işyerine gelerek çalışanlar üzerinde baskı kurduğu, bu baskı sonucunda da işyerinde gerginliklerin meydana geldiği, söz konusu gerginliklere ilişkin dosyada tutanakların bulunduğu, bu gerginliklerin davalı tanığının beyanlarından da anlaşıldığı, davalı şirket çalışanları yönünden sözü edilen baskıların çekilmez hal aldığı ve neticesinde teknik serviste görevli bazı çalışanların işyerinden ayrılmaya başladıkları ve benzer talepli davalar açtıkları görülmüştür.
Ayrıca şirkette meydana gelen bu yönetim boşluğu sonucunda da birleşen dava davalı şirketle aralarında hukuki süreçlerinde başladığı ve devam ettiği anlaşılmıştır.
Bu bağlamda şirket çalışanı olup aynı nedenlerle dava açan Halit Aykenar'ın Ankara 9. İş Mahkemesince 15.11.2011 tarih ve 2008/145 E., 2011/1338 K. sayılı kararı ile Emre Orhan'ın Ankara 6. İş Mahkemesinin 27.12.2010 tarih ve 2008/180 E.,2010/97 K.sayılı kararının iş bu dava dosyası ile aynı gün yapılan temyiz incelemesi neticesinde düzeltilerek onandığı görülmekle Dairemizce de oluşan yönetim boşluğu ve şirket yetkilileri tarafından yapılan baskı ve hakarete tamiz sözler nedeniyle davacılar yönünden iş sözleşmesinin devamının çekilmez hal aldığı ve bu hali ile davacı işçilerin feshinin haklı nedenlere dayandığı sonucuna varılmıştır.
Kaldı ki davacının da 22.02.2008 tarihinde keşide ettiği ihtarda da belirttiği üzere son zamanlarda sürekli işyerinde şirket yetkilileri tarafından taciz edildiğini, şahsına yönelik hakaret içeren sözler ve davranışlar nedeniyle çalışamaz duruma geldiğini, güvensiz bir iş ortamı yaratıldığını belirtmiştir.
Bu nedenlerle davacı iddiası, dinlenen tanık beyanları ve davacı işçinin keşide etiği ihtar ve dosya kapsamı gözetildiğinde şirket yetkilileri tarafından davacının taciz edildiği, hakarete tamiz sözlere maruz kaldığı, elinden bilgisayarının alındığı görülmüş ve neticesinde davacı işçi tarafından iş sözleşmesinin 4857 sayılı Yasanın 24. maddesi kapsamında haklı nedenle feshedildiği sonucuna varılmıştır.
Dolayısıyla mahkemece, davacı işçinin feshinin haksız olduğunun kabulü ile kıdem tazminatının reddine karar verilmesi hatalıdır.
3- Davalı tarafından ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı defiinde bulunulmasına karşın mahkemece zamanaşımı defii gözetilmeksizin karar verilmesi de hatalıdır.
4- Asıl dava yönünden davacı işçi davasını yalnızca davalı/birleşen dava davacısına karşı ikame etmiş olmasına rağmen mahkemece asıl dava yönünden reddedilen miktar gözetilerek hükmedilen ret vekalet ücretinin infazda tereddüt oluşturacak şekilde vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine şeklinde hükmedilmesi de hatalıdır.
5- Yukarıda fesih hususunda açıklanan durum göz önüne alınarak birleşen dava yönünden ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.
6- Islah edilen alacaklara faiz talep edilmediği halde bu miktarlara faiz işletilmesi de ayrı bir bozma nedenidir.
G) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 06.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy