(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 41, 46)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, yıllık izin, fazla mesai, genel tatil, hafta tatili ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş, davalı avukatı tarafından duruşma talep edilmiş ise de; H.U.M.K.nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı işveren yanında depo sorumlusu olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, işçilik alacaklarını istemiştir.
Davalı, işyerinin faaliyetinin Çevre İl Müdürlüğünce durdurulması sebebiyle davacının iş sözleşmesinin feshedildiğini, taleplerinin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini feshetmekte haksız olduğu, ödenmemiş izin ve ücret alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
1-Mahkemece yapılan yargılama sonunda 11.9.2009 tarihli son duruşmada tefhim edilen kısa kararda, kıdem ve ihbar tazminatlarıyla ücret ve yıllık izin ücretinin kabulüne karar verildiği açıklanmış.
Ancak gerekçeli kararda hüküm altına alınan kıdem ve ihbar tazminatlarının miktarları kısa kararda hüküm altına alınan miktarlardan farklı olması sebebiyle kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır. Kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre aykırıdır.
Karardan sonra yürürlüğe giren ve temyiz incelemesi sırasında yürürlükte olan 6100 Sayılı H.M.K.nın 298/2. maddesinde kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olamayacağı yukarda belirtilen YİBK.na uygun bir biçimde yeniden düzenlenmiştir. 6100 Sayılı H.M.K.nun 298/2. maddesine göre "... Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz."
Yukarıda belirtildiği üzere duruşmada tefhim edilen hüküm sonucuyla gerekçeli kararın hüküm sonucunun çelişkili olduğu açıkça ortadadır.
Bu sebeplerle 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına (6100 Sayılı Kanunun H.M.K.nun 298/2. maddesine) aykırı olduğu anlaşılan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına dair kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanlarıyla sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda davacı fazla çalışma hususunda her ne kadar davası bulunan işçilerden birisiyle eşini tanık olarak dinletmiş ise de Dairemizce temyiz incelemesi yapılan diğer dosyalarda davası bulunmayan tanıklarca işyerinde 08-20 ve 20-08 şeklinde iki vardiya halinde çalışıldığı sabittir. Davacı haftada 9 saat fazla çalışma yaptığını tanıkla ispat etmiştir. Mahkemece dosya içindeki bilirkişi raporu yeniden değerlendirmeye tabi tutularak takdiri indirim hususu da düşünülerek davacının fazla çalışma alacağı hususunda yeniden bir karar verilmelidir.
3-Mahkemece davacı tarafça peşin yatırılan harçlara dair hüküm kurulduğu halde yargılama gideri içerisine yeniden bu harçlar katılarak mükerrer şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 20.01.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy