MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti yıllık izin ücreti ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı işyerinde 02.12.1998-07.12.2012 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığını, sigorta girişinin 3 ay sonra yapıldığını, davacının işyerinde sekreterlik ve gayrimenkul tanıtım işi yaptığını, işyerinde psikolojik baskı ve yıldırma politikalarına maruz kaldığını, hiçbir sebep bildirilmeden işten çıkarıldığını, haftanın 6 günü 08:30-19:30 saatleri arasında çalıştığını, ancak iş çıkışının hemen hemen her gün saat 20:00’ a kadar uzadığını, cumartesi günleri de aynı saatler arasında çalıştığını, fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini, resmi bayramlarda çalıştığını, dini bayramlarda çalışmadığını, resmi bayram ücretlerinin ödenmediğini, iş akdi feshedilmeden önce 1.250,00 TL net ücret aldığını, ücretin asgari ücrete denk gelen kısmının bankaya geri kalanının elden ödendiğini, dini bayramlar öncesi 200-250 TL bayram ikramiyesi verildiğini, 2012 Aralık ayında hak ettiği 7 günlük ücretin ödenmediğini, çalıştığı süre boyunca asgari geçim indirimlerinin ödenmediğini, yıllık ücretli izinlerini tam olarak kullanmadığını, ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, 2012 Aralık ayı ücreti, asgari geçim indirimi alacağını talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş akdinin davalı tarafından feshedilmediğini, Remax Guide unvanlı franchise sistemi ile çalışan emlakçıda kendi başına emlakçılık yapmak/satış temsilcisi olarak çalışmak maksadıyla kendisinin işten ayrıldığını, ilgili emlakçı şubesinin personel isimlerinin gösterildiği internet sayfasında davacının resminin bulunmasının bunun somut delili olduğunu, ilanlarda bazı gayrimenkullerin satış temsilcisi olarak adının yer aldığını, davacının haber vermeksizin 07.12.2012 tarihinde işten ayrıldığını gösterir tutanak bulunduğunu, yıllık izinlerin kullanılmadığı iddiasının doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı tarafın dosyaya sunduğu tutanağa ve davacının başka bir işyerinde çalıştığına ilişkin internet sayfası çıktılarına dayanarak davacının işten kendisinin ayrıldığını iddia ettiği, tutanağın tanzim edildiği 07.12.2012 günü dışında devamsızlığının bulunduğuna ilişkin her hangi bir belge dosyaya sunulmadığı, bir günlük devamsızlığın haklı neden oluşturmayacağı, davacının başka bir işyerinde çalışmak için işi terk ettiğine ilişkin dosyaya sunulmuş herhangi bir somut delil bulunmadığı, sunulan internet çıktılarında davacının Remax adlı yerde çalışıyor olmasının tek başına davalı işyerinden kendisinin ayrıldığının kabulüne yetmediği, dosyaya sunulan tutanağın işverenden sadır olduğu ve her zaman tutulma ihtimali olan belgelerden olduğu, iş akdinin haklı nedenle feshedildiğinin davalı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş, diğer alacak taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin tüm davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. (Yargıtay 9.HD. 23.9.2008 gün 2007/27217 E, 2008/24515 K.).
Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının kıdemi göz önüne alındığında asgari ücretle çalıştığının kabul edilerek alacaklarının hüküm altına alınması hatalıdır. Mahkemece yapılacak iş, yukarıdaki ilkeler doğrultusunda emsal ücret araştırması yapılarak sonuca gitmektir. Eksik inceleme ve değerlendirmeyle ücretin yazılı şekilde kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 08/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy