(6100 S. K. Geç. m. 3) (2797 S. K. m. 45)
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle, kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Hükme esas bilirkişi raporunda davacının iş akdinin sona erdiği tarihin 15.07.2014 olmasına rağmen 24.07.2014 olarak esas alınması hatalıdır.
3-Davacı vekili kısmi dava açmış, taleplerini ıslah dilekçesi ile artırmış, ancak ıslah ettiği miktarlara faiz yürütülmesini talep etmemiştir.
Mahkemece dava dilekçesinde faiz talep edilmekle birlikte ıslah ile istenilen miktarlara faiz talep edilmediği gerekçesi ile kıdem tazminatında ıslah ile artırılan kısma faiz yürütülmemiştir.
Mahkemenin bu uygulaması Dairemizin "ıslah edilen miktarlar açısından faiz talep edilmemesi halinde ıslah ile artırılan miktarlara faiz yürütülemeyeceği" şeklindeki kökleşmiş içtihadına uygun ise de, karardan sonra bu konu ile ilgili olarak yapılan içtihadı birleştirme talebi üzerine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunca 2017/8 Esas sayılı dosyası üzerinden 24.05.2019 günü yapılan toplantıda;
“Bir miktar para alacağının faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin talep edildiği kısmî davada, dava konusu miktarın kısmî ıslahla faiz talebi belirtilmeksizin arttırılması halinde, arttırılan miktar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedileceği" yönünde karar verilmiştir.
Yargıtay Kanunu'nun 45/5. maddesi “ İçtihadı birleştirme kararlarının benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, Dairelerine ve Adliye Mahkemelerini bağlayacağı “ hükmünü içermektedir.
Yargıtay Kanunu' nun 45/5. maddesi karşısında, "...ıslahta faiz istenilmese dahi dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedilmesi..." zorunlu hale geldiğinden, YİBK. doğrultusunda ıslah edilen miktarlara da faiz yürütülmesi, hükmedilen miktarın net mi, yoksa brüt mü olduğunun belirtilmemesi ve davacının yaptığı harç masrafının diğer yargılama giderlerine katılarak kabul/redde göre oranlanamayacağının düşünülmemesi hatalı olup, bozma sebebi ise de, bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HMK. nın geçici 3/2. maddesi yollaması ile HUMK. nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç:
Hüküm fıkrasının hüküm altına alınan kıdem tazminatı, karar-ilam harcı ve yargılama giderlerine ilişkin paragraflarının çıkartılarak, yerlerine;
- 13.723,29 TL. net kıdem tazminatının fesih tarihi olan 15.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
492 Sayılı yasa gereğince alınması gerekli 933,18 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin karşılanan 392,13 TL harcın mahsubu ile bakiye 417,33 TL. karar-ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yapılan 25,20 TL başvurma harcı ve 392,13 TL peşin harç toplamı 417,33 TL. harç masrafının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Davacının yaptığı harçlar hariç toplam 563,40 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre belirlenen 342,31 TL. sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, “ paragraflarının yazılmasına, hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 28/09/2018 tarih ve 2018/2 E. 2018/8 K. Sayılı İBK. uyarınca onama harcı alınmasına yer olmadığına, taraflardan alınan nispi temyiz harçlarının istekleri halinde ilgilisine iadesine, 01.06.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)