(6100 S. K. m. 371)
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 2010 yılı Ocak ayı başında davalı işyerinde çalışmaya başladığını ve istifa dilekçesi imzalatılarak işten çıkarıldığı 2014 yılı Şubat ayına kadar davalı işyerinde net 1.800,00 TL ücretle ve üç ayda bir 7.500,00 TL ikramiye verilmek üzere, haftada 6 gün 09:00-23:00 saatleri arasında çalıştığını, işyerinde yol ve yemek imkânının olduğunu, sadece dini bayramlarda 1 gün izin kullandığını, davacının işe başladığında lehtarı firma yetkilisi olan ..... adına 50,000 TL bedelle teminat senedinin alındığını, davalı tarafından ücretinde kesinti yapılmak istemesi üzerine davalı tarafından kabul edilmediğini ve teminat senedi üzerinden icraya verilmek baskısıyla zorla istifa dilekçesinin imzalattırıldığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile ödenmeyen ücret, fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ve yıllık izin ücret alacakları istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 20.05.2010 tarihinde davalıya ait işyerinde reyoncu olarak çalışmaya başladığını, son olarak Yedikule'de bulunan marketin sorumlusu olarak görev yaptığını ve 14.02.2014 tarihli istifa dilekçesi ile 15.02.2014 tarihi itibariyle işyerinden ayrıldığını, davalı tarafından istifa etmesi noktasında herhangi bir baskının söz konusu olmadığını, davacının asgari ücret üzerinden çalıştığını, maaşının banka kanalıyla ödendiğini, işyerinde ikramiye ve servis uygulamasının olmadığını, yemek parası ödendiğini, davacının şube müdürü olarak çalışması nedeniyle çalışma saatlerini kendisinin belirlediğini ve fazla mesai hakkının olmadığını, yıllık izinlerini kullandığını ve herhangi bir alacağının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Tazminata esas alınan ücretin hesabında uyuşmazlık söz konusudur.
Davacı işçi dava dilekçesinde davalı işyerinde net 1.800,00TL ücret ve üç ayda bir 7.500,00TL ikramiye verilmek suretiyle çalıştığını belirtmiştir.
Yargılama sırasında işyerinde yemek yardımı ve ikramiye uygulamasının olduğu kabul edilerek kıdeme esas ücret belirlenmiştir.
Kıdem tazminatına esas alınacak olan ücretin tespitinde 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatler göz önünde tutulur. Buna göre ikramiye, devamlılık arz eden prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, kira, aydınlatma, servis yardımı, yemek yardımı ve benzeri ödemeler kıdem tazminatı hesabında dikkate alınır. İşçiye sağlanan özel sağlık sigortası yardımı ya da hayat sigortası pirim ödemeleri de para ile ölçülebilen menfaatler kavramına dahil olup, tazminata esas ücrete eklenmelidir. Satış rakamları ya da başkaca verilere göre hesaplanan pirim değişkenlik gösterse de, kıdem tazminatı hesabında genişletilmiş ücret kavramı içinde değerlendirilmelidir.
Asgari geçim indirimi ücretin eki ya da giydirilmiş ücrete katılan diğer parasal menfaat olmadığından giydirilmiş ücret hesabında dikkate alınamaz.
Dairemiz kararlarında, ücret dışındaki para veya para ile ölçülebilen menfaatlerin, tazminata yansıtılmasında son bir yıl içinde yapılan ödemeler toplamının 365’e bölünmesi suretiyle bir güne düşen miktarın belirleneceği kabul edilmektedir (9.HD. 29.9.2005 gün 2005/342 E, 2005/31714 K., Yargıtay 9.H.D. 12.4.1999 gün 1999/5910 E, 1999/7119 K.). Dönemsel bir niteliği olmayan parasal haklar bakımından, yıl içinde yapılan ödemelerin 365 güne bölünmesi suretiyle bir güne düşen tutarın belirlenmesi yerindedir. Örneğin tır şoförünün yıl içinde aldığı sefer (yol) primi sürekli değişiklik gösterebilir ve belli bir dönemin hesaplamada esas alınması zorluk taşıyabilir. Öte yandan, işçiye dini bayramlarda yılda iki kez ödenen harçlığın belli bir dönem için yapıldığını söylemek pek olası değildir. Burada yıllık ödeme tutarının 365 rakamına bölünmesi yerinde olur. Son olarak belirtmek gerekir ki, yılda bir kez yapılan parasal yardımların (yakacak yardımı gibi) tazminata esas ücrete yansıtılacağı ve yıllık tutarın 365’e bölünmesi suretiyle gerçekleştirileceği tartışmasızdır.
Yıl içinde düzenli ve belirli periyotlarla ödenen parasal haklar bakımından ise, kıdem tazminatının son ücrete göre hesaplanması gerekir. Gerçekten işçinin son ücreti üzerinden kıdem tazminatı hesaplandığına ve yıl içinde artmış olan ücretlerin ortalaması alınmadığına göre, ücretin ekleri bakımından da benzer bir çözüm aranmalıdır. Örneğin işçinin yıl içinde aldığı üç ikramiyenin eski ücretten olması sebebiyle daha az olması ve fakat son ikramiyenin işçinin son ücreti üzerinden ödenmesi halinde tazminata esas ücretin tespitinde dikkate alınması gereken ikramiye de bu son ikramiye olmalıdır. Hesaplamanın, son dilim ikramiyenin ait olduğu dönemdeki gün sayısına bölünerek yapılması hakkaniyete de uygundur. Daha somut bir ifadeyle, yılda dört ikramiye ödemesinin olması durumunda her bir ikramiye 3 aylık bir dönem için uygulanmaktadır. İşçinin artmış olan ikramiyesinin ait olduğu doksan güne bölünmesi suretiyle, bir güne düşen ikramiye tutarının bulunması, kıdem tazminatının son ücretten hesaplanacağı şeklinde yasal kural ile daha uyumlu olacaktır. Aynı uygulamayı yol ve yemek yardımı gibi ödemeler için de yapmak olanaklıdır. İşçiye aylık olarak yapıldığı varsayılan bu gibi ödemelerin son ay için ödenen kısmının fiilen çalışılan gün sayısına bölünmesi suretiyle bir güne düşen tutar tespit edilmelidir. Buna göre periyodik olarak ödenen ve yıl içinde artmış olan parasal haklar yönünden son dönem ödemesinin ait olduğu dilim günlerine bölünmesi ile tazminata esas ücrete yansıtılacak tutar daha doğru biçimde belirlenebilecektir. Dairemizin kararları da bu yöndedir (Yargıtay 10.10. 2008 gün 2007/27615 E, 2008/26209 K.).
Somut uyuşmazlıkta, taraf tanıklarının işyerinde ikramiye ödemesinin olmadığını beyan etmeleri karşısında ikramiye uygulamasının varlığı kanıtlanamadığından mahkemece Kasım/2013 dönemine ait kaynağı belirlenemeyen bir defa fazla ödeme tutarının ikramiye uygulamasının kanıtı olduğu belirtilerek tazminata esas ücrette dikkate alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.06.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)