(6100 S. K. m. 371)
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili özetle; davacının davalı şirketin yurt dışı projelerinde 2002-2013 tarihleri arasında marangoz ustabaşı olarak çalıştığını, iş akdinin işveren tarafından feshedildiğini, işyerinde çalışırken maaşından haksız kesintiler yapılarak ücretinin eksik ödendiğini, son net aylık ücretinin 1.800,00 USD olduğunu iddia ederek; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve ücret alacaklarının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili özetle; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının davalı şirkette 05.06.2002-13.04.2003 ve 23.06.2003-28.02.2014 tarihleri arasında aralıklı çalıştığını, en son saat ücretinin 4,60 USD olduğunu, her çalışma döneminin kıdem, ihbar tazminatı açısından ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, iş bitimi nedeniyle davacının da rızası ile iş akdinin sona erdiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili dava dilekçesinde başkaca hiçbir açıklama yapmaksızın davacı işçinin ücretlerinden haksız kesinti yapıldığı iddiasıyla ücret alacağı talep etmiş, bilirkişinin talebin belirsiz olduğu gerekçesiyle hesap yapmaması üzerinede ücret bordrolarında gözüken SGK kesintisi ile yol kesintilerinin haksız olduğunu beyan ederek, hesaplama yapılmasını talep etmiştir. Bu talep üzerine bilirkişi, raporunda, dosyada mevcut ücret bordrolarında ki SGK kesintileri ile çok az miktarda ki yol kesintilerini toplayıp takdiri mahkemeye bırakarak hesaplama yapmıştır. Mahkemece de kesintiler toplamı kadar ücret alacağı bilirkişi raporu ve davacının ıslah talebi doğrultusunda hüküm altına alınmıştır.
Davacı işçi davalı nezdinde yurtdışında çalışmıştır. Yurt dışı çalışmalarında ilgili ülke ile ülkemiz arasında sosyal güvenlik anlaşması var ise, işçilerin yurt dışı çalışmalarıda kısa vadeli sigorta kollarına göre SGK’ya bildirilmekte, böyle bir anlaşma yok ise genellikle işçiler SGK’ya isteğe bağlı sigortalılık başvurusu yapmakta ancak fiili uygulamada bu durumda da yatırılması gereken SGK primi işveren tarafından takip edilip kesinti yöntemiyle yatırılmaktadır.
Dosyada mevcut ücret bordroları incelendiğinde, bordrolarda yapılması gereken SGK prim kesintilerinin yapıldığı görülmekte, bu kesintilerin ise haksız ya da fazladan olduğuna ilişkin bir husus bulunmamaktadır. Keza davacı işçiye ait hizmet döküm cetveli incelendiğinde de, davacının davalı işveren nezdinde yurtdışında çalıştığı dönemde bildirimlerinin yapıldığı, primlerinin yatırıldığı anlaşılmaktadır.
Bu delil durumu karşısında, davacı ücret bordrolarında haksız / fazla kesinti yapıldığı iddiasını ispatlayamadığından SGK primi kesintisi nedeniyle doğan ücret alacağı talebinin reddi yerine, yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
3-Davacı tarafından açılan dava, belirsiz alacak davası türlerinden kısmi eda, külli tespit davası niteliğinde olduğundan, dava ile istenen miktarlara dava tarihinden, arttırılan miktarlara artırım tarihinden itibaren faiz yürütülmesi yerinde ise de, dava ve artırım tarihlerinin hükümde açıkça belirtilmemesinin ve kıdem tazminatına dair hükümde fesih tarihinin açıkça yazılmamasının infazda tereddüt yaratacağının düşünülmemesi de isabetsizdir.
F)Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.06.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)